Ahmet Urfalı Türkistan’da eski çağlardan başlayarak bağcılık ve üzüm üretimi bilinmekteydi. Bağcılık ve üzüm üretimi Türkistan’dan Çin’e de geçmiştir. Bugün Tarım havzası ve Turfan bölgesi üzüm üretimi konusunda dünya ölçeğinde bir üne sahiptir. 50’den fazla üzüm çeşidi üretilen bu bölgede halkın başlıca geçim kaynağı üzüm ve üzümden yapılan ürünlerden sağlanmaktadır. Üzüm, Türkistan’da hekimlikte kullanılan şifa verici bir meyvedir. Yara ve çıbanlarda, yüksek ateşte üzüm karışımı ilaçların tedavi edici özelliği biliniyor ve uygulanıyordu.
Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lugat’it Türk adlı eserinde üzüm, ‘üzüm’ olarak geçer. Üzümün koruk hâline ‘tarka/talka’, alacalanmasına ‘alarma’, olgunlaşmasına ‘tatıglanmak’ denir.
Anadolu’da da bütün medeniyetler döneminde bağcılık ve üzüm yetiştirme mevcuttu. Arkeolojik kalıntılarda bulunan kabartmalar ve küpler bunun en önemli belgelerindendir.
Bağ bozumu şenlikleri bağcılık tarihiyle beraber yürümektedir. Bağcılık yapan toplumlarda bu şenlikler eylül ayı sonlarına doğru yapılır. Ülkemizde de bağ bozumu şenlikleri kitlesel törenlerle kutlanmaktadır.
Eski Yunan toplumunda şarap tanrısı Dionysos adına bağ bozumu şenlikleri düzenlenmiştir. Günümüzde Anadolu’da yapılan şenliklerin bununla ilgisi yoktur. Bağ bozumu şenlikleri Türkistan’da da yapılmaktadır. Anadolu’da yapılan bağ bozumu şenlikleri kadim kültürümüzün bir devamıdır.
Emirdağ’da bağcılık ve üzüm üretme işleri özellikle 1935 - 1936 yıllarında Hamzahacılı Köyü civarında Pınarbaşı mevkiinde ilçeye bağlı 99 köy ve 3 bucağın iştirakiyle Ziraat Vekâleti (Tarım Bakanlığ)’nin izniyle yaklaşık 200 dekarlık alanda ‘’ Köyler Ortak

Fidanlığı’’ adı altında bir fidanlık tesis edilmesiyle ağırlık kazanmıştır. Bu fidanlık halk arasında ‘’Millet Bahçesi ‘’olarak anılırdı.
Fidanlık, yöre halkına örnek olarak gösterilecek, halkın özel bahçeler kurması sağlanacaktır. Bu bakımdan fidanlıkta üretilen aşılı meyve fidanı ve bağ çubuğu halka dağıtılmıştır. Emirdağ halkı , fidanlıktan aldıkları fidan ve çubukları özel mülklerine dikerek meyve ihtiyaçlarını sağlamaya çalışmıştır. Mülki âmirlerin sıkı takibi ile Bucak, Karacaören, Keçili Boğazı, Göynük, Boztoprak, Karacalaraltı, Horan, Soğukkuyu, Kabaklar, Ekizce, Tabanlı Yurdu, Tez Ovasında bağlıklar ve meyve bahçeleri kurulmuştur.
Nisan’dan Eylül ayına kadar adını yazdığımız bu yerler, yemyeşil bahar gelinliğini giyer, meyve ağaçlarının çiçekleri rayihalarını gökyüzüne salardı. Bülbül sesleri, çocuk gülüşlerine karışır, hayatın yeni bir başlangıcı olan bahar ruhlara dolardı. Sevda türküleri Çaydere boyunca nevruzun donanmasına eşlik ederdi. Dayım Nuri Demir (nam-ı diğer Seyerekbasan )’in türküleri gönülden gönüle akardı:
‘’Suvermez bağında yeşil üzüm var
Eğlen kaşı karam bir çift sözüm var
Utandım da diyemedim yüzüne
Benim sende ta küçükten gözüm var’’
Bağlık mevkilerine bakım ve koruma amaçlı bağ evi, bağ damı, yaz damı, huyma (hayme), alayçık, topakev barınakları yapılırdı. Kerpiç, kamış, ağaçtan yapılan evler, tek odalı olup önünde balkon bulunurdu. Bu evler ağıtlara da konu edilirdi. Araştırmacı yazar Ömer Faruk Köse’nin arşivinden aldığımız dörtlükte bu durum açıklanmaktadır:
‘’Yaz damı yaptırdım topakev gibi
İçine oturttum belli bey gibi
Gözleri bakıyor canı sağ gibi
Hakkım helal olsun kaymak yağ gibi’’
Doğu-batı yönünde Pınarbaşı’ndan Keçili Boğazı’na, güney- kuzey yönünde Karacalar, Tez ve Çatallı’dan Boynuyoğunlu yurtlarına kadar ‘’Yeşil Emirdağ’’ bağları zümrütün her tonunu cömertçe sergilerdi. Yeşil Emirdağ biz özlemin adıydı. Bu özlem, Mille Bahçesi’nin fidan ve çubuklarıyla sağlanmıştı.
Bağ bozumlarının sonunda halk yoğun bir çalışma ortamına girerdi. Pekmez, ağda, pestil yapımı için kazanlar kurulur, imece yoluyla çalışılırdı. Üzüm kurutmak için sergiler kurulurdu. Hevenklik üzümler seçilerek asılırdı.
Emirdağ merkezde devegözü ve gelinparmağı cinsi üzümler sofralık olarak çok tutulurdu. Bu yüzden pazar günleri Karacalar’dan getirilen bu üzümler halk tarafından satın alınırdı.
1970’lere doğru Emirdağ, sosyal, ekonomik ve kültürel olarak büyük bir değişim yaşamaya başladı. İç ve dış göç yüzünden nüfus azalırken bağlar, bahçeler, tarlalar, yaylalar boşaldı. Her ailenin kendi ihtiyacını yetiştirmesi ve üretmesi sona erdi. Yoğun emek gücüne dayalı işlerde çalışmak üzere insanlar büyük şehirlere ve yurt dışına gitti.Böylece eski güzellikler hatıralarda kaldı.
Millet Bahçesi tekrar canlandırılabilir mi? Üzüm bahçeleri tekrar kurulabilir mi? Alibeyce köyünde kurulan meyve bahçesi örneği üzüm için de gerçekleştirebilinir mi? Karacalar köyündeki bağ projesi hangi aşamadadır?
Haydi yeniden yeşillendirelim Emirdağ bağlarını…