Ulaşım
Ulaşım
Emirdağa Ulaşım
Konaklama
Konaklama
Nerede Kalınır
Nerede Yenir
Nerede Yenir
Yemeklerimiz
Yemeklerimiz
Tarihimiz
Tarihimiz
Emirdağ Spor
Emirdağ Spor

ahmeturfaliÖğretmenlik, aşk ve gönül mesleği olmasının yanı sıra bir adanmışlığı da ifade eder Bu kutsal mesleği; kanun, yönetmelik ve tüzüklerin soğuk ve resmi cümlelerinin içine sığdırmak mümkün değildir. Hatta aşk, gönül ve adanmışlık söz konusu olunca öğretmenliğe meslek demenin çok da doğru olacağına inanamıyorum. Bu irfani kavramlar, yüksek ideallerin kutlu ülkülerin anlam zenginliği içerisinde değerlendirilmelidir. Zira meslek; bir kimsenin geçimini sağlamak maksadıyla seçtiği iş veya iş dalıdır. Yıllar önce okuduğum eğitim konulu bir kitaptaki şu sözleri hâlâ hatırlarım: ‘’Öğretmene verilen ücret, yaptığı işin karşılığı değil hayatını idame ettirmesi içindir. Çünkü onun yaptığı iş, hiçbir ücretle karşılanamaz.’’
Öğretmen üç boyutlu bir zamanı aynı anda yaşar. Geçmişten aldığı kültür ve bilgi birikimini şimdiki zamanın’’an’’ında öğrencilerine aktarırken onları geleceğe hazırlar. O, geçmişten geleceğe giden uzun yolda kuşakların varlığını güven altına almaya gayret gösterir. Basiret sahibi bir bilgedir öğretmen. İnsanoğlu her bakımdan öğrenmeye ve gelişmeye ihtiyaç duyan bir varlıktır. Bilgi gereksinimleri karşılanan insan sahip olduğu bilgilerle anlam kazanır, anlamını eylemleriyle değerli kılar ve insanın bilgi düzeyi arttıkça, onun değeri artar. Bu noktada insanı bilgiye götüren yollar kutsanmış, insana hayatın anlamını ve özünü keşfetmesi için bilgiyle aydınlatan kişilere saygınlık atfedilmiştir. Dolayısıyla insanın bilgiyle donanmasını sağlayan, beceriler kazandıran, insana vizyon ve misyon biçen öğretmenler ve öğretmenlerin icra ettikleri meslek, her çağda ve her toplumda değerli bulunmaktadır.
İnsan yavrusunun yetiştirilmesi ve eğitilmesi uzunca bir süre gerektirir. Aslından eğitim, anne rahminden başlayıp kabir yuvasına kadar devam eder. Bu süreçte insan yavrusunun anne ve babasından sonra en çok muhatap olduğu kişi öğretmendir. Ailede alınan eğitim, okullarda birleştirilir. Farklı yetiştirme yöntemleri devletin gözetiminde öğretmenler eliyle gerçekleştirilir. Okullardaki eğitime ‘’milli eğitim’’ adı verilmesinin gayesi budur. Öğrenciler, esas itibarıyla milletleşme şuur ve ruhunu okullarda alır. Öğretmen öğrencilerine sadece bilgiyi aktaran değil; öğrencilerin kişilik gelişimini bütün yönleriyle destekleyen bir rol model konumundadır.
Öğretmenlik, Millî Eğitim Temel Kanunu'nda :“Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Millî Eğitimi’nin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdür.’’ Cümleleriyle tanımlanmıştır.


Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda da devlet öğretmenlere : ‘’ Öğrencilerini; Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk Milletinin millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getirmiş erdemli insanlar olarak yetiştirir.’’ Görevlerini vermiştir.
Bu ifadeler aynı zamanda devletin istediği insan tipinin özelliklerini de belirtmektedir. Devletin millet bekasını sağlama görevi öğretmenlerin üzerindedir. Devlet, çocuklarını ve gençlerini geleceğe hazırlamak için öğretmenlerine kutlu bir vazife vermiştir.
Bütün bu görevlendirmelerden anlaşılması gereken ‘’milli eğitim’’ konusunun devletin asli vazifesi olduğu, günlük politikaların dışında bulunduğu gerçeğidir. Milli eğitim konusu; ilgili bakanların ucube reformlarına feda edilemeyecek kadar büyük bir öneme haizdir. Sarı bir sendikanın bakanlıktan koltuk kapma hevesini de aşmaktadır.
Eğitimde asla vazgeçilemeyecek ana unsurun Türk töresi ve Türk kültürünün değer ve normları olduğunun bilinmesidir. Öz değerlerinden, milli kimliğinden habersiz bir neslin geleceğe hâkim olmasının yaratacağı yıkım, düşman tarafından yapılacak tahribatın çok üzerinde olacaktır. Öyleyse milli bir mesele olan eğitim, mutlaka ‘’milli’’vasıflar üstüne inşa edilmelidir.
Okul çağındaki gençlik, küresel algının etkisi altında zevkçi, gündelikçi bir eğilimle popüler kültür pazarının müsrif birer müşterisi durumuna düşürülmüştür. Eğitimciler, aileden başlayarak milli değerlerin öğretilmesiyle ilgili bütün paydaşların bu vahim olgunun farkına varamadığı endişe ve kaygısını taşımaktadır. Türk milletinin özvarlığı ve geleceği olan gençlerin kendi değerlerini bilmeden, öğrenmeden ve onları birer davranış haline getirmeden yaşamaları gerçek anlamda bir ‘’beka sorunu’’dur.
Öğretmen, eğitimin temel taşıdır. Onun iyi yetiştirilmesi sağlıklı bir geleceğin kurulmasıdır.