EMİRDAĞ ŞEHİR BADEMLİĞİ (FİDANLIK)

Burhanettin Çil1935 yılında ilçemiz Kaymakamı Ahmet Kınık’tır. Müteşebbis, çalışkan, ateş gibi biridir. Emirdağ halkı, bu meziyetlerinden dolayı nam-ı diğer “Ateş Ahmet” derlermiş. O yıl, Emirdağ Belediye Başkanlığı’nı Emin Erenoğlu kazanma-sına rağmen, Belediye Meclis Üyelerinin oyu ile Süleyman Kerman, bir gün sonra başkanlığa seçilmiştir.
Emirdağ halkı, genelde yaylacıdır. Her pazartesi yayladan gelinir, salı pazarı alınır, çarşamba sabahı, halı heybeler dolu vaziyette, yaylalara hareket edilirdi. İşte bu gidiş gelişler Kaymakam Bey’in dikkatini çeker. Esasen o kararını vermiştir. Emirdağ ve civarını ağaçlandırmak, üzüm bağı dikmek hevesindedir. Acar Belediye Başkanı Süleyman Bey ve Ziraat Mühendisi Osman Bey’e merakını açıklar. Meclis üyeleri de bu işe, evet derler. Çok geçmez, teşebbüs ederler. İlçe halkını ve bazı köyleri de bu işe heveslendirirler. O günün imkânlarıyla işe başlarlar. Adaçal’ın eteğindeki oldukça taşlık olan mev-kiye bugünkü fidanlığın kurulduğunu büyüklerimiz anlatırdı. Emirdağ halkı, yediden yetmişe seferber olmuş, zor şartlar altında kimi çukurunu kazmış, kimi

fidanını dikmiş, kimi can suyunu getirip dökerek, bu bademliği Emirdağ halkının hizmetine sunmuşlardır.
Yapıcı Kaymakam Ahmet Bey’in çarşamba sabahları Karacaören yolunu, Bozahmetler’in Tepe’yi, köprübaşlarını tuttuğu, yaylacıları fidan dikimi için çoğu kez çevirdiği büyüklerimizce anlatılırdı. Ziraat Mühendisi Osman Bey, ilçemizde uzun yıllar görev yaptığı için tanıma imkânım oldu. Süleyman Kerman, mahallemiz sakiniydi, yakinen tanırdım. Ayrıca Meclis üyelerinin bazılarını da tanıma imkânım oldu. Bunların içinden Emin Erenoğlu’nu ve annemin babası dedem Mehmet Barlas’ı ölümleri nedeniyle tanıyamadım. Osman Bey, çok gayretli biridir. Kaymakam Bey gibi buraya çok emek vermişler. Bir yandan fidanlık alanı çevrilir, toprak, fidan dikimine hazırlanır. Bir yandan Güney, Bucak ve Karacaören mıntıkalarına bağ dikimi yapılmaktadır. Ahali bu işe kendini iyice vermiş sevmiştir. Oldukça kumsal tarlalar tercih edilir ve üzüm bağının yanı sıra zerdali, elma, armut, erik fi-danları ile bağların etrafı ağaçlandırılmıştır. Yazlık evler yapılmış, üzümlere alaca düşer düşmez, bağ başına göçülürdü. Yakın köylerimizden Karacalar Köyü bu işe çok önem vermiş ve bağcılıkta adı başta anılırdı. Üzümü çok lezzetli, şıralıydı.
Bu hummalı çalışma sırasında Süleyman Kerman oğlu Ceylan, rahatsızlığı veya başka bir nedenden dolayı görevin-den izinli olarak ayrılır. Meclis üyeleri yerine dedem Mehmet Barlas’ı atarlar. Dedem, Kaymakam Bey ve Osman Bey ile tesanüt içerisinde çalışır, kırk beş gün bu işe vekâlet eder, herhangi bir ücret talep etmez. Fidan dikimi sırasında Osman Bey için şöyle bir dörtlük söylemiştir:
Serin eser Bademlik’in havası,
Osman Bey‘in vardır ona hevesi,
Ağaçlardır kurdun kuşun yuvası,
Ahaliye düştü bunun sevgisi.
Kendisinin şair olduğunu, dörtlükler söylediğini anla-tırlardı. Bu vekâlet işini, bana Hacı Ceylan Bağcı anlatırdı. Siyaseti iyi takip ederdi ve eskiden olup bitenleri unutmazdı. Kaymakam Bey ve arkadaşları sonunda istedikleri projeyi yerine getirirler. Emirdağ ve civarı yeşillenir. Güney, Bucak ve Karacaören çok güzel yazlık yerler olur. Yaylaya çıkmayan halk, burada yazın tadını çıkarırdı. Burada emeği geçen her-kese Allah’tan rahmet dilerim, mekânları cennet bahçeleri olur, inşallah.
Dedem Mehmet Barlas‘ın devamlı Yeni Sabah gazetesinde yazı yazdığını, Dumlupınar’da yaptığı konuşmasından ötürü aynı gazete de Atatürk’ümüz tarafından taltif edildiği de bir gerçektir.
Birkaç yıl aradan sonra burası Hıdırellez gibi özel günlerde halka mesire yeri olarak açılmış, insanlar emeğini almış ve mutlu olmuşlardır. Çocukluğumuzda buranın bekçileri vardı. Gruplar halinde çağla zamanı badem çalmaya giderdik. Her ne kadar usul usul ses çıkarmadan gitsek de bekçisi durumu sezinler ve başlardı düdük çalmaya, bağırmaya. Badem dalına çıkmayanımız dışındakiler apar topar kaçardık. Daldaki arkadaşımız çoğu zaman yakayı ele verirdi. Kimimizin ayakkabısının teki kalırdı. Bekçilerin bazısı çok acımasız olurdu. Bizleri kovalardı. Bana göre, vazife şinaslığından değil, sade-ce çocuklar bunu anlatsın ve belediye meclisinden biri bunu duysun diye riyakârlık yapan da olurdu. Gazi adındaki bekçi böyle biriydi. Daldaki çocuğun ödünü koparacak şekilde düşüncesizce sıkıştırır, korkuturdu. Suratı da sevimsiz, esmer biriydi. İçlerinde mülayim olanları vardı. Bizler yolduğumuzla bademlikten çıkardık. Arazi şartları çok kötü olduğu için ka-çarken ya düşer, ya dizimiz soyulurdu. İnişi daha da zordu. Bizim Karacaören’de bağımızın içinde 10 -15 kök zerdali ağacımız, ayrıca erik, vişne, kiraz ağaçlarımız vardı. Bademlik’e pek gitmezdim, çıkmazdım. Aradan yıllar geçti şimdi ne haldedir bilmiyorum.
Emirdağ halkı, milli duygular eşliğinde bu fidanlığı meydana getirmiştir. Belediyemize ekonomik getirisi oldu mu bunu bilemiyorum. Alanı oldukça geniş ve yüksek bir tepedir. İlçeyi buradan seyretmek ayrı bir güzelliktir. Hele akşamdan sonra yıldızlı gecelerde seyri daha da güzeldir.

Add comment