ULU ÇINARLARIM: ANNEM--BABAM

Burhanettin Çil Annem hayat yolunda hep babamın yanında oldu. Yukarıda yazdığım çileli yıllara rağmen bir günden bir güne geri durmadı. Ona destek oldu, dayandı, ona hürmette kusur etmedi. Oysa gerek baba evinde gerekse burada yaşadığı iyi günlerden geri kalmıştı. Hayatla mücadele veriyor, çile çamu-runda yoğruluyordu. Her ikisi birlikte omuz omuza verip o zor sıkıntılı dönemlerimizde saygıyı yitirmeyip karakterlerinden en ufak fire vermediler. Sonunda aşılması zor yokuşları çıktık. Yüz akıyla bizleri helal ekmek ile büyütüp kanatlandırdılar ve yuvadan uçuşumuzu gördüler, bu mutluluğu yaşadılar, bize de yaşattılar. Her ikisinin ölümleri de çok güzel oldu. Birer gün dahi yatmadılar, her ikisi de helalleşerek, Kelime-i Tevhit, Kelime-i Şahadet getirerek ruhlarını teslim ettiler. Hiç unutmam babam ölürken, son nefesini verirken, can alametiyle yakama yapıştı; “Sana vasiyetimdir. Harama bakma, el uzatma, boyundan yukarı suya girme, yatağına yatınca borç

düşünme, canına bak, daima sağlığına önem ver.” dedi. Ardından çok geçmedi, annemin ölümünden doksan gün sonra vefat etti. Annemin na’şını avlumuzda yıkarlarken gökyüzünde al ve yeşil olmak üzere iki kuşak meydana geldi. Kalabalığın gözü hep yukarıya bakıyordu. Avlumuzu da çok hoş bir koku sarmıştı. Annemi yıkayan Ayşe kadın; kalabalığa hitaben “Hepiniz biliyorsunuz. Senelerdir cenazelerinizi yıkarım. Ben hiç böylesini görmedim. Gökyüzünde avlunuzun üzerindeki al ve yeşil kuşaklar ve bu hoş koku nasıl bir şey? Ne mutlu Hatice Teyzeye ve sizlere.” dedi. Cenaze halkı hayretler içinde kaldı. O günü görenler laf açıldığında hâlâ anlatırlar. Dilerim Yüce Mevla’dan makamları cennet olur. Bizim için en güzel mutluk ta bu değil midir?
Annem babam; “Yalan söylemeyin, yalan söyleyeni Allah taş eder, yalan söylemek günah işlemektir, kimsenin malını çalmayın, hırsızlık yapmayın. Yolunuzdan doğru gidin. Eşeğinizi doğru sürün. Büyüklerinizi sayın, küçüklerinizi sevin. Ekmeğinizi helalinden kazanın, kibirli olmayın, ayağınız yere bassın. Kimsenin ırzında gözünüz olmasın.” diye her an bu şekil öğütlerde bulunurlar, “Bunları kulağınıza, kafanıza iyice sokun!..” derler. “Uzayın, göklere değin. İki cihanda yüzünüz ak olur inşallah.” diye dua ve niyazlarda bulunurlardı. Allah’ıma hamd ü senalar olsun, onların bu sözlerinden, gösterdikleri yoldan hiçbir zaman ayrılmadım.

Add comment