Cumhuriyet Fazilettir

Gösterim: 3012

CumhuriyetDinimiz İslam’ın mübarek saydığı günleri kutlamak, nasıl imanımızın bir gereği ise, millî tarihimizin sevinç uyandıran hadiselerini kutlamak da şüphesiz millî bir vazifedir. Millet olarak övünmekte haklıyız ki, büyük Türk milletinin zengin tarihinde bayram yapılmaya değer, anılmaya değer, sevinmeye değer nice mutlu olaylar, büyük zaferler vardır. Yakın tarihimizde başta gelen böylesine mutlu bir olay ise, hiç şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanıdır.

Yüce dinimiz, insan fıtratına uygun olarak ortaya koyduğu değerlerle insanların sağlıklı ve güçlü bir toplum halinde yaşamalarını öngörmektedir. Dinimizin önem verdiği “aklın, malın, canın, neslin, namusun” korunması ilkeleri, bugün evrensel değerler olarak kabul görmüş temel hak ve hürriyetlerdendir. Her vesileyle samimiyet ve kardeşliği tavsiye eden dinimiz, bu ilkelerle ferdî planda eşitliğin ve karşılıklı saygının vazgeçilmez değerler olduğunu belirtmiştir. Nitekim sevgili Peygamberimiz, "Ey insanlar Rabbiniz birdir, babanız birdir Arab’ın Arab olmayana, Arap olmayanın Arab’a, beyazın siyaha ve siyahın beyaza hiç bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir"[1] sözleriyle, temel hak ve hürriyetlerdeki bu eşitliği dile getirmektedir.

Kur’an ve Sünnet, ortaya koyduğu üstün değerlerle toplumların kendi hayat şartlarını güzelleştirmelerine yardımcı olmuş, her hangi bir yönetim şekli önermese de “Şûra” prensibini getirerek, toplum işlerinde fertlerin katılımına fırsat tanımıştır. Dinimiz her vesileyle insanlar arasında adaleti ve iyiliği emrederken, fikir ve ifade özgürlüğünü, temel hak ve özgürlüklerde eşitliği ve istişareyi öngörmüştür.

Nitekim hutbemin başında okuduğum ayet-i kerîme bizlere bu konuda şöyle ışık tutmaktadır: “ (Ey Muhammed!) İşlerinde onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (Ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever”[2]

Müslümanlar İslam’ın ilk yıllarından beri bu ayet-i kerimeyi kendilerine düstur edinmişler; özellikle harp işlerinde istişareye önem vererek zaferler kazanmışlardır, tarihimiz bunun  örnekleriyle doludur. Dört halifenin devlet başına geçmeleri de, istişare ve seçimle olmuştur.

İstiklal harbini gerçekleştiren iradenin bizlere kıymetli bir armağanı olan ve ilanının 85. yılını bu günlerde kutladığımız Cumhuriyetin, özünde taşıdığı ruha uygun olarak yaşatılmasının en temel vatandaşlık görevlerimizden biri olduğunu unutmayalım. Bize bu kıymetli armağanı bırakan tüm şehit ve gazilerimizi hayırla anar, kendilerine Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiretler niyaz ederim.

 

(1) Ahmed b. Hanbel, V, 411

(2) Al-i İmran,159 (ayet metninin tercümesi)

Comments are now closed for this entry