Böbrek Taşlarında Minimal İnvazif Girişimler

Gösterim: 3824
Özel Eskişehir Sakarya Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof.Dr.Yusuf Özyürek; “Böbrek taşları idrardaki kristallerin üstüste birikmesi nedeniyle oluşur. Ülkemizdeki en yaygın sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Kesin olarak nedeni bilinmemekle beraber sıklıkla sebep beslenme alışkanlıkları, az sıvı alımı, genetik faktörler, bazı ilaçlar ve hastalıklar olarak sıralanabilir. Her  insanda taş oluşma riski vardır. Sıklıkla 20 – 50 yaşlarında görülürken 30’lu yaşlar hastalığın en sık görüldüğü yaş grubudur. Erkekler kadınlara göre 3 kere daha fazla risk altındadır. Taşı oluşturan kesin neden bilinmemekle beraber risk faktörleri; idrar yolu enfeksiyonu, böbrekteki yapısal bozukluklar, böbrek hastalığı olanlar (renal tübüler asidoz, kistik böbrek hastalığı...), beslenme alışkanlıkları, yetersiz sıvı alımı, sıcak iklim kuşağında yaşamak, hiperkalsiüri, sistinüri, hiperokzalüri, hiperürikozüri, bazı ilaçlar (asetazolamide, anti viral ilaçlar....), bazı bağırsak hastalıkları (inflamatuar bağırsak hastalığı...), genetik faktörler, geçirilmiş bağırsak ameliyatları ( jejono ileal by-pass ), metabolik hastalıklardır.(örn. Hiperparatiroidizm, gut hastalığı...) ESWL cihazı ile  şok dalgaları taşın üzerine yönlendirilerek taş kırılır. Kırılan taş parçaları idrar yoluyla vücuttan atılır. Başarı taşın cinsine, sertliğine, büyüklüğüne ve idrar yolunda yerleştiği yere göre değişir. Tek bir seansta kırılabilen taşlar olabileceği gibi tekrarlayıcı seanslara da ihtiyaç duyulabilir.
İşlem sonrasında çoğunlukla hastanede kalmaya ihtiyaç olmaz. Minimal invaziv girişimlerde amaç üriner sistemi tehdit eden taştan kurtulmayı sağlamak ve hastanın en kısa zamanda günlük hayata dönmesini sağlamaktır. Perkütan nefrolitotomi ve Üreterolitotripsi bu grupta yer alan girişimlerdir. Taş, uygulanan tedaviye rağmen düşmüyorsa, düşmeyecek boyutlarda ise, idrar yolunda idrarın akmasını engelleyecek tam bir blok oluşturuyorsa, tekrarlayıcı idrar yolu enfeksiyonuna yol açıyorsa, böbreklerde hasara yol açmışsa girişim gereklidir.  Önceleri, taş için açık cerrahi yapılırken artık günümüzde minimal invaziv girişimler diye adlandırılan yeni yaklaşım mevcuttur. Bu girişimlerde amaç, en kısa zamanda hastalığın ortadan kaldırılması ve hastanın en erken dönemde günlük hayatına dönmesini sağlamaktır. Minimal invaziv girişimlerde hasta erken dönemde normal yaşamına döner.” Dedi.

Comments are now closed for this entry