Öğretmen Okulları'nın 161. yıldönümü

Gösterim: 2615

Bu gün Öğretmen Okullarının kuruluşunun 161. yıldönümü. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1839 da yayınladığı Tanzimat Fermanı’yla birlikte, bazı alanlarda Avrupa’yi olmayı gerektiriyordu. Bunların başında da eğitim geliyordu. Okuluyla, öğrencisiyle, öğretmeniyle, programlarıyla ve müfredatlarıyla yenilenme, modernleşme, kısaca Avrupa tarzında bir eğitim. Bunun için, önce, bunları uygulayacak öğretmene ihtiyaç vardı.

Osmanlı sistemiyle bu mümkün değildi. Tanzimat’tan 9 yıl sonra, 16 Mart 1848 de, Abdulmecit zamanında, Ahmet Cevdet Paşa’nın öncülüğünde, İstanbul’da Darülmuallimin adında okul açıldı. Okula zamanla yeni ekler, yapıldığı gibi, zamanla da kapatmalar oldu. Önce 1870 de, Darülmuallimin-i sibyan, 1877 de Darülmuallimin idadi, 1891 de de, Darülmuallimin-i Ali olarak ilk, orta ve lise öğretmenleri yetiştirmeye başladı. Medrese öğrencilerinin alındığı okulun ilkokul kısmı 2, orta

ve lise öğretmeni yetiştiren kısımları da 3 er yıllıktı. Tüm öğrencilere maaş bağlanmıştı. Mezun olanlara da donanım bedeli olarak 80 altın veriliyordu.1880 de okulun idadi kısmı kapatılarak, yerine idadi ve sultanilere öğretmen yetiştiren şubeler açıldı.. 3 Kasım 1891 de de Ali şubesi açılarak hepsi 2 yıllık oldu. İptidai şubelerine girecek Medrese öğrencilerinden, Arapça sarf ve nalv, husn-i hat, imla, kraat-ı turki den sınava girip başarılı olanlardan da sağlam, 20-30 yaş arası olmaları, güzel ahlak koşulları aranıyordu.

İptidai mezunları Rüştiye şubesine, Rüştiye ve Sultani mezunları da, 1 yıl içinde müracaat etme koşuluyla Ali şubesine kayıt yaptırabiliyorlardı. 1908 deki, ikinci Meşrutiyetin ilanından sonraki 1909-1910 öğretim yılında okula öğrenci alınmadı ve 1909 da Ali şubesi kapatıldı. Bir yıl sonra tekrar açıldı. TBMM Hükümeti zamanında 15 Temmuz 1923 de kurulan Bilim Kurulu tarafından, Yüksek Muallim Mektebi adı verilip 1924 de de Erkek Muallim Okulu olarak Malatya, Burdur ve Diyarbakırda açılmıştır.1926 da Köy Muallim Mektepleri kanunu kabul edildi. “ Köylüyü köyden ayırmayacak, üretimden ayırmadan çağdaşlaştıracak bir okul” amacıyla çıkarılan bu kanun hemen uygulanmaya başlatılarak, 1927-28 öğretim yılında, Kayseri- Zencidere Köy Muallim Mektebi açıldı ve Denizli Öğretmen okulu da bu amaçla düzenlendi.

Bu okullar 3 yıllıktılar. Buradan mezun olanlar direkt köylere atanıyor ve kendilerine bir lojman ve üretim yapabilecek tarla veriliyordu. Zamanın M.E.Bakanı Mustafa Necati’nin tüm uğraşlarına rağmen, okullardaki tarim çalışmaları ve malzeme yokluğu, uygulama yaptıracak öğretmenlerin olmamayışı nedeniyle, 1932 de Kayseri-Zencidere, 1933 de de Denizli Köy Muallim Mektepleri kapatıldı.1930 larda 40 bin köyümüzün 35 bininde okul yoktu. Nüfusumuzun da % 80 ninden fazlası köylerde yaşadığına göre, Eğitim alanında da ne kadar ihmal edildiğimiz ortaya çıkar.Tüm Eğitimciler çözüm üretmeye başladılar. Dr. Reşit Galip Maarif Vekili olunca, “ Köy işleri Komisyonu” kurarak “ Devletin köydeki adamı” olarak öğretmeni düşünüp, çözümler ürettirmeye başladı. 40 bin köye öğretmen yetiştirmek kolay değildi. Projeler çoktu ama, hepsinde can sıkan bir tarafı vardı. Bu sırada, 1934 de Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı İsmail Hakkı Tekçe Paşa, erlere okuma yazma öğreterek, terhis olanların köylerinde okuma yazma bilmeyenlere öğretmeleri, Kültür Bakanı Saffet Arıkan’ın dikkatini çekti. Vekaleten İlk Öğretim Genel Müdürlüğüne getirilen İsmail Hakkı Tonguç kolları sıvayarak, Atatürk’ün de, “ Ordudaki zeki çavuşları kısa süre kursa tabi tutarak, eğitmen olarak köylere gönderilmesi “ fikrini de benimseyerek 1936 da bu sistem başlatıldı. Ankara Mürvet ovası köylerinden. Askerliğini yapan okur yazar 80 gence 8 aylık bir kurstan sonra, yaptıkları okuma- yazma gösterilerinin taktir görmesi sonucu, bunlar eğitmen olarak köylere dağıtıldı ve 1-2-3. sınıfları okutma görevi verildi. Bu sistemi benimsemeyenler de vardı. Ama şimdilik başka çare yoktu. Eğitmenler, her gün , müfettişler ve gezici baş öğretmenlerce denetleniyor, karşılaşılan sorunlar çözülüyordu.Küçük köyler eğitmenlerle idare ediliyordu, ama kalabalık köyler için öğretmen yetiştirmek gerekiyordu .

Biri İzmir- Kızılçullu’da, diğeri Eskişehir Çiftelerde olmak üzere, 17 Nisan 1940 da, İsmail Hakkı Tonguç’un “ İş için iş içinde, işle eğitim” anlayışı ile 2 Köy Öğretmen Okulu açıldı. Bu okullar daha sonra “Köy Enstitüleri” adını aldılar. 1948 yılına kadar sadece 21 Köy Enstitüsü bulunuyordu. Yurt sathına öyle dağıtılmışlardı ki, her okul 2-3 ile bağımlıydı. Böylece hiçbir il bu okullara uzak değildi.1954 de yine politik nedenlerle bu okullar kapatılarak hepsi Öğretmen Okuluna dönüştürüldüler. Bu arada, Erkek Öğretmen Okulları da, zaman zaman, bazılarında değişiklikler yapılarak kimisi kız, kimisi karma, kimisi de erkek ilave isimlerle yaşamlarını 1974 yılına kadar devam ettirdiler. 1974 de kapatılarak , Eğitim fakültelerine öğrenci yetiştiren bir kaynak olarak, Öğretmen Liseleri ne dönüştü. Bu gün Milli Eğitim Kadrosunda, parmakla sayılacak kadar , Öğretmen okulu mezunu bulunmaktadır. Tüm emekli öğretmenler de Öğretmen Okulu mezunlarıdır.

Zaman zaman, iktidarların politik görüşlerinden zarar görmelerine rağman, bu Memlekete, Ulu Önder Atatürk’ün ilke ve inkılaplarına bağlı kalarak, özveri ve fedakarca çalışıp hizmet ettiler. Bütün öğretmenlerimizin,  16 Mart günleri kutlu olsun.

Comments are now closed for this entry