Sigorta Şirketleri Rekabette

Gösterim: 1956
Sigorta Şirketleri

1 Temmuz'da sigortacıların yıllardır beklediği ve istediği trafik sigortasında serbest tarifeye geçildi. Yani, bu tarihten itibaren artık trafik sigortası primlerini sigorta şirketleri kendileri serbestçe belirleyecekler.

 

Artık gerekçe kalmadı

Şimdi burada duralım. Konuya geri döneceğiz ama kısa bir bilgi olması açısından biraz eskiye gidelim. Neredeyse bir seneye yakındır sigorta sektörünün gündeminde trafik sigortasında serbest tarifeye geçiş vardı. Nasıl olmasın ki... Yıllardır zararın katlanarak arttığı ve sadece 2007 yılını 253 milyon YTL zarar ile kapattıkları bir branşta, serbest tarifeye geçiliyordu. Serbest tarife demek, rekabet; rekabet demek de sigortacılar açısından fiyat kırmak demekti. Uzun lafın kısası zarar edilen trafik sigortasında 1 Temmuz'dan itibaren rekabete başlanacaktı.

Neden yıllardır zarar ediliyordu konusuna çok fazla girmeyeceğim. Kimilerine göre trafik sigortasında primleri ve teminatları Hazine belirlediği, teminatlar karşısında belirlenen primler de hep düşük tutulduğu için zarar ediliyordu. Kimilerine göre de düşük primler üzerinden portföy ve üretim kaybı yaşamamak için şirketlerin acentelerine verdiği  komisyonlardan dolayı. Neyse, bu gerekçeler 1 Temmuz'la birlikte zaten son buldu.

Zararın boyutu daha da artar mı

Yeni döneme ait en büyük korku ise serbest tarifeye geçileceğinden, üretim ve portföy kaybı endişesi ile primlerde yapılacak indirimin, zararın boyutunu daha artırmasına yönelikti. Çünkü bir tane bile şirket primde indirim yapsa, zincirleme tüm şirketler rekabette geri kalmamak adına onun da altına inerek, iş kapmak zorunda kalacaktı. Hele hele sektörün büyük şirketlerinin böyle bir yola başvurması demek, küçük şirketlerin oluşacak zararı karşılayamamasından dolayı pazardan çekilmesi anlamına geliyordu.

1 Temmuz'a kadar da tüm şirket yöneticileri bu korku ile yatıp, kalktı. Nereden mi biliyorum? Birebir görüşmelerimde herkesin şikâyet etmesinden, "Korkuyoruz" demelerinden biliyorum.

Yeni uygulama başlamadan kısa bir süre önce de Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRŞB), rehber tarife hazırladı ve trafik sigortasında uygulanabilecek en alt limitlerdeki primleri ortaya koydu. Yani, bu primlerin altına trafik sigortası satılması, zarar edilmesi anlamına gelecekti. Hazine de sigorta şirketlerine, kendi primlerini belirlerken birliğin yayımladığı tarifeyi baz almalarını, ona göre bir tarife yapmaları önerisinde bulundu.

Bu arada kısa bir bilgi daha vereyim: Sigorta şirketleri yeni uygulamadan önce trafik sigortasındaki prim tarifelerini hazırlayıp, Hazine'ye de onaylatmaları gerekiyordu ki, bu da yapıldı.

 

Rakibim bilmesin sendromu

1 Temmuz yaklaşamaya başladıkça da şirketlerin en merak ettiği konu, rakiplerinin nasıl bir prim tarifesi hazırlayıp, uygulayacaklarıydı.

Şimdi gelelim asıl konumuza.. Uygulamanın başlayacağı günden birkaç gün öncesinde trafik sigortası satan hemen hemen tüm şirketleri aradım. Ve yöneticilerine şu üç soruyu sordum: Bir, yeni uygulama hakkında görüşleriniz nelerdir? İki, yeni dönemde trafik sigortasında nasıl bir politika izleyeceksiniz? Üç, belirlediğiniz prim aralığı nedir?

Dikkatinizi çekeceği üzere, son soru önemliydi. Amaç ise aldığım bu bilgilerle tüketiciye yeni dönemdeki uygulamalar ve üç aşağı beş yukarı da ödeyeceği prim hakkında bilgi vermekti. Elbette şirketlerin serbest rekabet ortamında tam bir prim rakamı vermesini beklemiyordum.

Peki, ne oldu? İlk iki soruyu tüm şirket yöneticileri cevapladı. İş, son soruya gelince sadece beş şirket uygulayacağı prim aralığını gönderdi. Göndermeyenlerin gerekçesi neydi diye sorarsanız... Tahmin edeceğiniz gibi, "Diğer şirketler uygulayacağım primi bilmesinler" düşüncesi.

 

Gizliliğin, korkunun açıklaması

Bir tarafta birliğin yayımladığı rehber tarife ve Hazine'nin bu tarifeye uyulması yönündeki önerisi varken diğer tarafta da şirketler uygulayacakları primleri Hazine'ye onaylatmışken bu gizlilik niye? Daha da önemlisi bu korku neden?

En geç birkaç ay içinde tüm şirketler birbirlerinin uygulayacakları fiyat tarifesini en ince detayına kadar öğrenecekler. Hatta birkaç aya bile kalmaz. Hal böyleyken kim, kimden neyi saklıyor, kim kimden korkuyor.

Diyeceksiniz ki, farklı bir tepki mi bekliyordun. Açıkçası bu sefer farklı olacağını umuyordum. Yıllardır zarar edilmiş, zararın gerekçesi olarak da Hazine'nin prim belirlemesi gösterilmiş, o yüzden de serbest tarifeye geçilmek istenmiş. İstenmiş ki, fiyatlar artırılsın ve zarardan çıkılsın. Ama yanılmışım. Eğer zarardan çıkmanın yolu belliyse -ki, belli- bunu sır gibi saklamanın tek bir izahı olabilir. Bunun ne olduğunu da sigorta şirketi yöneticileri iyi biliyor.

Görünen o ki, önümüzdeki dönemde trafik sigortasında çok ciddi fiyat rekabeti yaşanacak. Hatta, bu rekabet tıpkı kaskodaki gibi "O şirket ne vermişse altına girin" tarzına bile gidebilecek. Bu da şu anlama geliyor: Zarar devam edecek. Bana göre bu gizliliğin ve korkunun başka izahı yok. Ama bildik bir laf vardır: Korkunun ecele faydası yok.

Comments are now closed for this entry