Şiirin Kanatlarında Mevlana Anlatıldı

Hits: 1078

        Emirdağlı Şair Rabia BARIŞ ile, müzisyen Nazan NAZ’ın her ay ortaklaşa düzenledikleri 'Şiir ve Musiki dinletisinde' bu ayın konusu Mevlana; konuğu ise, Mevlana’nın hayata bakışını anlatan HAYAT BİR NEFES kitabının yazarı Emirdağlı, Mesut ACET idi. Şiir ve musiki severler ile sanat dostlarını buluşturan etkinlik,  ESYO (Eskişehir Sivil Yerel Oluşum) ‘da gerçekleştirildi.
        Nazan NAZ’ın keman resitali ile başlayan program, ilahiler ve şarkılarla devam etti, Şair Rabia BARIŞ, Mevlana için yazdığı şiirlerini okudu. Sonra ayın konuğu Emirdağlı yazar Mesut ACET, dinleyenlere Mevlana’yı anlattı.
“Yunus’un şehrinde, şiirin kanatlarında Mevlana’nın anlatılacağı bu programda, Yunus’un sevgi, Mevlana’nın hoşgörü ikliminin bütün dünyaya hakim olmasını dilerim.” Dedi.“Sevgi, hoşgörü ve Hak aşığı büyük Mevlana’nın her sözü mana yüklü olarak kalplere ve gönüllere ulaşmaktadır. İnsan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir sistemlerini, inanç akidelerini,

ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlana, ilahi bir ışık, manevi bir güneş olmuş ve insanlığı nuruyla aydınlatmıştır.Hak aşığına kapı baca neylesin. Yağmur nasıl her tarlaya yağar, güneş her pencereden girerse Mevlana’da iyi kötü ayrımı yapmadan bütün insanların gönüllerine girdi.Biliyordu ki ay ışığı gül yaprağına da düşse temizdir çamura da. Biliyordu ki su hiçbir kiri temizlemekten yıkamaktan tiksinmez. Bu hizmeti içindir ki İlahi el, onu göklere yükseltir ve temizleyerek yeniden yeryüzüne gönderir.Adı su ile bütünleşmiş Rahmet Peygamberi ve O’nun hizmetkârlarına düşen de bundan başka neydi? O büyük gönül, bir okyanus gibi bütün ülkelerin sahillerini yaladı. Bu yüzden dünyanın bütün sahilleri de şimdi O’nu kucaklıyor. Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden, her milletten, her inanıştan insan O’na koşuyor. Mevlana asırlardır eserleriyle ötelerin sesine soluğuna tercüman olmakta, hakikat âşıklarına büyük kapıya giden yolda kılavuzluk yapmaktadır.
                   Bugüne kadar gönüller tutuşturan ve bundan sonra da insanı etkilemeye devam edecek olan Mevlana, zihni ve manevi bakımdan çölleşen modern dünyaya bir nisan yağmuru gibi inerek eserleriyle, yediden yetmişe herkese ve her kesime seslenerek rahmetiyle bereketlendirmiş yolumuzu aydınlatan ışık olmuştur.Mevlana’nın ışığı, ulaştığı her yeri aydınlatmıştır.” Diyerek sözlerine devam etti.Seyitgazi Vakfı Yönetiminden İlyas KÜÇÜKCAN’da Mevlana’nın Hacı Bektaş-i Velinin ve Yunus Emre’nin duygu birlikteliğini şu sözlerle anlattı: “Mevlana’ya göre öncesiz, sonrasız mutluluk, güzel iyi ve mutlak doğru olan Tanrı gücünü ve yüceliğini göstermek için bu evreni yaratmıştır. O halde evren Tanrı’nın kendini gösterdiği görüntüler alanıdır. Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) adı verilen bu anlayışa göre tanrı evrenin özü, diğer varlıklar ise belirtileridir. Yani evren Tanrı’nın güzelliğinin bir görüntüsüdür. İnsan ise eşref-i mahluktur. (varlıkların en şereflisi). Tanrı, insanı diğer yarattıklarından ayrı tutarak ona Tanrı’nın bilgisine ulaşma şerefi vermiştir. Varlıklar içinde bir tek insan, Tanrı’nın verdiği ilahi ruh ile Tanrı’nın özünü ve güzelliğini sezebilir. Ancak bedensel ve toplumsal zevkler Tanrı’ya ulaşmayı engeller. Bunun için insan bu zevklerden uzaklaşıp aşk yolu ile Tanrı’ya ulaşmalıdır. Aşk sayesinde insan, Tanrı’nın yarattığı her şeyi Tanrı adına sever. Mevlana’nın felsefesi, aşk temelinde evrensel bir ahlak yasasının varlığını kabul eder. Mevlana gibi Yunus Emre’ye göre de gerçek varlık Tanrı, doğru bilgi ise Tanrı’yı tanımaktır. Tanrı’ya ulaşmanın yolu ise hiçbir çıkar beklemeden sevmektir. Varlık, Tanrı’nın bir yansımasıdır. O halde evrendeki her şey Tanrısaldır ve her şeyi sevmek gerekir. Sevgi, insanı Tanrısal öze götürür. Yunus Emre de evrensel ahlak yasasının varlığını kabul eder.Hacı Bektaş Veli de “vahdet-i vücud” anlayışını kabul ederek evrenin Tanrı’nın güzelliğinin bir yansıması olduğunu kabul eder ve Tanrı’ya ulaşmanın yolunu üç aşamada gösterir.
- Vahdet-i Şuhud aşamasında insan çevresinde gördüğü her şeyi Tanrı ile açıklar.
- Vahdet-i Kusud aşamasında, insan çevresinde gördüğü değişik şeylerin aynı “öz” den geldiğini anlar.
- Vahdet-vücud aşamasında ise her şeyin tek bir varlığın insan biçimdeki belirtisi olduğunun bilincine varır.
Vahdet- vücud aşamasında insan “kamil kişi” (olgunlaşmış insan) olur ve yaratanla yaratılanı bir görür.
                    Hacı Bektaş Veli de evrensel ahlak yasasının varlığını kabul eder.” Dedi.Emirdağlı, Şair Fikret AKIN’da Mevlana’nın tasavvuf felsefesini  anlattı, “Tasavvuf felsefesinin bu önemli ismi hayatını; 'hamdım, piştim, yandım'; sözleri ile özetlemiştir. Tasavvuf felsefesine göre; aşk her şeyin üzerindedir. Evrenin varlık sebebi aşktır. Bir rivayete göre Tanrı; 'Ben gizli bir hazine idim bilinmeyi, sevilmeyi istedim' demiş ve sırf kendi güzelliğine âşık olmak için insanoğlunu yaratmıştır. Bu yolda Hallac-ı Mansur Enel Hak (Ben Hak'kım) diyerek, 'aşkın yaradanda yok olmak' olduğunu iddia etmiş ve bu iddiasının karşılığını da yakılıp küllerinin Dicle'nin suyuna savrulmasıyla ödemiştir. Uzun yıllar sonra Mevlana gibi büyük bir mutasavvıf Hallac-ı Mansur'un teşhisinin doğruluğunu savunmuştur. Çünkü mutasavvıflara göre aşık olunan ve kavuşmak için arzulanan Allah'tır.”dedi.Daha sonra sözlerini Mevlana için yazdığı şiiri ile taçlandırdı.İkinci Kuşak Köy Enstitüleri Eskişehir Şube başkanı Emirdağlı,Ayhan TÜRKSEVEN’de ; “Köy Enstitüleri kurucusu, Türk Milli Eğitim tarihinin en uzun soluklu ve en etkin bir bakanı olan Hasan Ali YÜCEL ‘in; Çocukluk yıllarından itibaren yetiştiği Yenikapı Mevlevihanesi’nde soluklanan, manevi havayı benimsemiş samimi bir Mevlana hayranı olduğunu anlattı. Mevlana’nın eserlerinden Rubailer’ini de Farsça’dan Türkçe’ye çevirerek, kültür hayatımıza kazandırdığını anlatarak, Hasan Ali YÜCEL’in 'Allah Bir' adıyla kitaplaşan ve pek bilinmeyen tevhit şiirlerinden bir örnek şiir okudu.Müzik eşliğinde Hasan Ali YÜCEL’in oğlu, Mevlana’nın hayat görüşünden beslenen Can YÜCEL’in Mevlana bakışını yansıtan Sevdiğin Kadar Sevilirsin şiirini Keman eşliğinde, Emirdağlı, Şair Kenan DEMİREL seslendirdi. Misafirler arasında bulunan eski Milli Eğitim Müdürlerinden Emirdağlı, Sait ÇALIŞKAN’da 2008 yılında Muğla Milli Eğitim Müdürü iken Datça’da Şair Can YÜCEL’İN mezarıbaşında dua ettiğini ve Datça Milli Eğitim mensuplarına,  “İlçeniz topraklarına gömülen şairimiz artık sizin değerinizdir, ona sizler sahipleneceksiniz”diye tembihlediğini anlattı   “Önyargılardasn kurtulup, milletimiz tüm değerlerine sahip çıkılması gerektiğini” anlattı.Daha sonra ESAB(Eskişehir Emirdağ Kültür ve Sanat derneği) Başkanı Şair ve Yazar Emirdağlı Ahmet URFALI, Mevlana’nın Horasan’dan göçen Türklerden olduğunu, yazmış olduğu Kutlu Göç isimli güzel şiiriyle anlattı.Ayın Konuğu Emirdağ'lı, Mesut ACET’e Onur Belgesi verilerek tören sona erdi.

Add comment


Security code
Refresh