Gönül Adamı Seyrekbasan

Seyrekbasan Nuri Demir

Türkünün konusu insan İnsanın başından geçenler, insanın başına gelenler, bu insanların gönül ve ülkü dünyaları Bunların dile ve tele gelişi Türkülerimizin günümüze ulaşmasında emeği geçenleri rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Bu yapının temel taşlarından biri de köylümüz Nuri Amca (Nuri Demir / Seyrekbasan)

Suvermez diyo(r)lar engin ovalı.

Guyular gazdırdım maden guvalı.

Yok mu içinizde ağzı duvalı

Dua edin ben yârimi alıyım.

Sevdanın gücü mü Seyrekbasan’a Seyrekbasan’ın gücü mü sevdaya yetti bilemiyorum ama aşağıdaki dörtlüğün ondaki azmin bir göstergesi olduğunu görüyorum:

Seyrekbasan go(y)du eller adımı.

Bulamadım eski yârin dadını.

Eğer evlenir de gızım olursa

Mühür gözlü Binnaz gorum adını.

Kültürün, yaşama şeklinin aynası sanki Emirdağ türküleri Azim ve kararlılığın göstergesi olan türkülerimizde Seyrekbasan kendini şöyle anlatıyor:

Seyrekbasan derler öz adım Nuri.

Gel otur yanıma Kezinin Hayri.

Yardan mı ayrıldın Dertli Niyazi.

Üçümüz bir olak gedelim bayri.

 

Kezi’nin Hayri, Dertli Niyazi ile Seyrekbasan, ele ele tutuşup bir olup gezdi; öfkeyi, kini bastırdı eskiden.

 

Gittikçe bireyselleşen insanımız arasında bu üçü gibi paylaşan yok gibi mi, ne dersiniz? Çocuklarına hep “Çocuğum.” diye seslenen, sanatçı kişiliğini temizliğine de yansıtan Seyrekbasan okumayı, okuyanı çok seviyor. Radyo tiyatrosunun müdavimlerinden, sanat müziğini seviyor.

 

Guyunun başına yârim dikilir.

Mor beliği ensesine dökülür.

Ah dedikçe ciğerlerim sökülür.

Alamazsam ince belim bükülür.

  

Temizliği, titizliği, kıyafetine verdiği özen ile Nuri Demir, Suvermez’de gençlik yıllarından itibaren Seyrekbasan sıfatıyla tanınıyor.

 

Nuri DEMİR, banka memuriyetinde klasik memur kolçağını sürekli kullanıyor; ütüsüz elbise giymiyor. Kömürlü ütüyü ondan başka kullanan çok az kişi var bankada. Kıravat ve fötr şapka, karizmanın vazgeçilmezi…

 

Türkmen kültüründeki lâkap takma geleneğinin canlı örneği Seyrekbasan’ın çamurda bile ayakkabısının pırıl pırıl cilalı olduğunu görenler çok…

 

Paylaşmanın en güzeliyle yaşayan insanımız, özellikle acıyı paylaştığında onun azalacağını çok iyi biliyor. İnsanımızın başından geçenler, insanımızın başına gelenler, insanımızın gönül ve ülkü dünyası türkülerimize yansıyor:

 

Top top edip zülfünü darama

Beni goyup bi(r) yâr daha arama.

Möhür gözlüm ne’ttim senin anana

Melhem deyin duz basdırdı yarama.

 

Yörü dedim gözel yörüdemedim.

Dağın garı gibi eridemedim.

Onbeşimde bi (r) yâr sevdim başıma.

Onu da kendime eş edemedim.

 

Hoşgörüsü ve espri anlayışı gençliğinde türkülerine yansıyor Seyrekbasan’ın:

 

Evimizin önü gıral ağacı.

Bulamadım bu sevdaya ilacı.

Eğer yâr olmaya gönlün yoğusa

Sen bana gardaş de ben sana bacı.

 

İlk iki eşi rahmetli olup üçüncü evliliğinde eşine “Hanım, el evlenip mal mülk sahibi oldu; ben de baldız-bacanak zengini oldum.” derken hayata bakışı ve yaptığı evlilikleri değerlendirmesi dikkate şâyandır.Toplu yaşayıştaki mizah, türkülerimize Seyrekbasan’ın sözüyle şöyle giriyor:

 

Emirdağı değirmenin döndü mü?

Döne döne nöbet bize geldi mi?

Gıyı köyden dünür gelmiş yârime

Bizim köyün erkekleri öldü mü?

 

Bu değerli gönül insanı 1966 Yılında ortaokula kayıt olduğum yıl, Kayıt esnasında bir veli getir dedikleri için Suvermez köyünden akrabam olma hasebiyle velim olmuştur. Seyrekbasan, Kezinin hayri, niyazi yine bir gün suvermez köyünde gece gezerlerken, o yıllarda elektrik yok, gaz lambaları yanıyor evlerde. Sevdiği kızın evinin etrafında dolanıp durmaktalar, Seyrekbasanın isteği sevdiği kızın penceresinden bir kere olsun bakmasıdır. Bir türlü perdeyi açıp bakmaz kız. Sabah mercimek yolmaya gittiğini görür ve çok yorulduğuna hükmeder. Köyün hemen dışında sevdiği kızın babasının harman yeri vardır. Arkadaşları ile beraber oraya gider, Göremedim bari gezdiği, dolaştığı yere yakın olayım diyerek harman yerinde biraz oturup köye geri döneceklerdir. Birde bakar ki Harman yeri sap dolu, bu saplar sabah saçılıp döşek şekline getirilecek dövenle sürülecek hale sokulacaktır. Sevdiği kızın çalışacağını bildiği için kıyamaz, arkadaşları ile beraber sabaha kadar yığılı sapları hazır döşek haline getirirler ve kimseye görünmeden harman yerinden ayrılırlar.

Fakirliği nedeniyle, gençliğinde hep sevdalanmış ama bir türlü dünür gönderip de istetememiş sevdiklerini. İstetemeyince de hep başkaları almış sevdiklerini. Seyrekbasanı hep ağlatmıştır bu kara sevdâlar. Bir türküsünde şöyle der.

 

Averene vardım, eski yarime.

Ah çeker ağlarım binnaz geline.

Huriyemi saldım, yunnak eline.

Belkısımı vermem dünya malına.

NOT : Değerli araştırmacı, Yazar Kardeşim Özcan TÜRKMEN ( Kendisi de Suvermezlidir.) in katkıları ile Resim Özcan hocamdan Tedarik edilmiştir.

Süleyman Karanfıl

Add comment