Rabia Barış hüzünlü yalnızlıkların şairidir. Bunun nedeni ise şiirlerinde ana temanın hüzün ve yalnızlık olmasıdır. Şiirleri günümüz edebiyat dergilerinde ve mahalli gazetelerde yayınlanmaktadır. Rabia Barış, farklı konularda çok sayıda şiire imza atmış olsa da hemen hepsinde genel temanın hüzün ve yalnızlık olduğu ilk bakışta göze çarpar.
1949 yılının karlı, çetin bir kış günü Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde dünyaya gözlerini açan şairin edebiyata ilgisi küçük yaşlarda başlar. Şiirlerini eğitim hayatının ilk yıllarında kaleme alan Barış’ın bu ilgisi 1970’lerin başlarında yoğunlaşır ve her geçen yıl bir tutkuya dönüşür.
Eserleri bugüne kadar ellinin üstünde kitap ve şiir antolojilerinde yer almış, çeşitli edebiyat dergilerinde ve çok sayıda gazetede yayınlamıştır. İlk kitabı “Çile Çiçeği” 1997 yılında okuyucuyla buluşmuştur. Kitabında yer alan şiirlerin bazıları bestelenmiştir. “Gurbet Akşamlarında” isimli ikinci kitabı 2005 yılında okuyucuyla buluşmuştur. Gönülden Damlalar adlı eseri 2013 okuyucusuyla buluşmaktadır. 1996’dan bu yana Türkiye genelinde açılan şiir yarışmalarına katılmış ve bugüne kadar kırk altı ödüle imza atmıştır.
2003, 2007 ve 2012 yıllarında Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü lisans öğrencileri, Prof. Dr. Halil Buttanrı’nın danışmanlığında Rabia Barış’ın hayatı, sanatı ve eserleri konulu lisans bitirme tezleri hazırlamıştır.
Şairin mahlası Rabia Sultan’dır ve bu mahlas kendisine şair Bekir Sıtkı ERDOĞAN tarafından verilmiştir.
Şair; şiirin, ifadenin özü, yüreğin sesi ve tüm dünyanın ortak dili olduğuna inanır. Ömrünü şiire adamış bir şiir aşığıdır Rabia Barış. Hemen her konuda yazar, rahat bir söyleyişi vardır. Dini-milli konularda duyarlılık sahibidir’’. Hayatımın projesi ‘’ dediği 40 kitap üzerinde çalışmaktadır. Serbest tarzda da şiirleri olmasına karşılık esas olarak şiirlerini hece ile yazmaktadır. Velut bir şairdir. Sürekli üretir. Unutulmaya yüz tutmuş nazım şekillerini kullanmayı sever. Onları yeniden canlandırır. Halk kültürü milli kültürün en önemli, en verimli kaynaklarında biridir. Halk şiiri ise bu kaynakların en etkin, en yaygın ve özgün kollarındandır. Rabia Barış, yaşayan en büyük halk şairleri arasındadır desek yeridir.
Onun şirinde hece ölçüsü o kadar beceri ile kullanılır ki; şiir kendi mecrasında akarken ortalık bağlamanın ruhu saran ezgisi dolar. Hece ölçüsünde ustalaşmış olan Barış, en çok 11’li ölçüyü tercih etmesine rağmen diğerlerini de ihmal etmez. Şiirlerinde ses ahengine ve müzikaliteye önem verir. Şiirin ses derinliğini yakalamayı başarır. Daha çok hüzün, yalnızlık, gurbet konularını işler. Ancak şiirinde hemen hemen işlemediği konu kalmamıştır. O, şiirde konudan çok estetiğe ve lirizme önem verir. Şiirin zor yollarında yürümeyi sever. Yokuşlara kendini vurur. Yol vermez dağları aşmaya çalışır. Mesela alfabenin bütün harfleri ile başlayan şiir yazmaya koyulur ve bu zorluğun içinden kolaylıkla çıkar.
Bir gün kendisine Güney Azerbaycan’ın güçlü şairi Şehriyar’ın Haydar Baba’ya Selam şiirinden bahsettim. Emir Baba’ya Selam diye bir nazire yazılsa ne güzel olur dedim. Çok kısa bir süre sonra Şehriyar’ın şiiri kadar güzel bulduğum Emir Baba’ya Selam şiiri masamın üstündeydi.
Rabia Barış, şiirde derinliğin kaygısındadır. Kendini tekrara düşmeden yeni denizlere yelken açar. Yeni gelenekçi şiirin temsilcilerindendir. Okur, araştırır, duyar, etkilenir şiirinin alt yapısını hazırladıktan sonra güzelliklerini bahar çiçekleri gibi bir sabah bahçenizde görürsünüz.
Türkçe’yi hiç zorlamadan kullanırken zaman zaman yerel ağza yönelir. Oradan arkaik kelimeler eşliğinde yepyeni imgelerle gelir karşımızda durur. Bunun yanında konu gereğince Farsça ve Arapça sözcükler de kullanır. Batı dillerinden kelime almamaya özen gösterir.
Milli, yerli duyuşları yeni aynı içeriğin biçimlediği özelliklerde vermeye çalışır.
Onun şiirinde annelik duygusunun doruklara çıktığını görmek mümkündür. Şiirinde kimseyi kırmaz, kimse hakkında suizanda bulunmaz. İnsanların iyi, güzel ve doğrunun peşinden koşması gerektiğini savunur.













