Mondros Mütarekesi sonrasında Türk ordusu dağıtılmıştı. İşgal kuvvetlerine karşı duracak düzenli bir ordunun olmaması sebebiyle düşmanın ilerlemesi hızla genişliyordu. Bu durum karşısında milliyetçi insanların önderliğinde yerel birlikler kurulmaya başlamıştı. Bunlar, Kuvva-yi Milliye olarak adlandırılıyordu. Ancak bu birliklerle düşmanın durdurulması ve vatan toprağı Misak-ı Milli’den atlması mümkün görülmüyordu. Bu yüzden Meclis tarafından düzenli ordunun kurulması için karar alındı. Bazı yerel birlikler bu karara uymamakla birlikte sonunda bertaraf edilerek düzenli orduya geçildi. Kaybolan asayiş yeniden tesis edildi
Bununla birlikte devlet otoritesinin bozulması sebebiyle muhtelif yöreler çeteler kurulmuştu. Bu çeteler, büyük bir asayiş sorunu meydana getiriyordu. Mal ve cana karşı zorbalığa başvuran bu çeteler, kendilerini bulundukları yörelerin tek hakimi olarak görüyorlardı.
Emirdağ yöresinde de Kara Hüseyin ve Gül Ahmet çeteleri, kendilerine egemenlik alanı seçerek ilan etmişlerdi. Özellikle Kara Hüseyin Çetesi, on köyden oluşan mıntıkadan kendinden izinsiz kimsenin girmemesi konusunda beyanda bulunmuştu.
Oysa Arif Bey, Emirdağ halkını toplayarak yaptığı konuşmada; ‘’ Aziziyeliler, bu bölgenin Kuva-yı Milliye kumandanı olarak bir şey daha söyleyeyim. Benim bölgemde irtikap, rüşvet, gasp, hırsızlık, zina gibi kötü işler olmaması iktiza eder. Bunları irtikap edenler behemahal en ağır bir şekilde cezalandırılırlar. Bunu herkes böyle bilecektir.’’ diyerek konuya son noktayı koymuştu.
Olaylar sonunda Kara Hüseyin, Koca Mustafa, Kel Recep, Gede Durmuş öldürülerek ‘’mermer direklere sardırıldı.’’ Böylece yöredeki asayiş sorunu kökenden halledildi.
Arif Bey, durumu bir telgrafla Mustafa Kemal Paşa’ya bildirdi:
‘’Ankara’da Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine
1- Atiyen yazı ile ittihaz olunan tedabir ve tertibat neticesinde Aziziye Kazası’nın Emirdağı civarındaki bazı kariyyelerinde zuhur eden isyan bu kere suret-i katiyyede bastırılmış ve asilerin reisi Karacalarlı Kel Mustafa Çavuş ile sergerdelerinin Karacalarlı Kara Hasan ve Türkmen Köylü Gede Dursun bunlara casusluk eden meşhur sergerdelerden Suvermezli Ragıp(?) (?) Aziziyeli Nuri(?) binaen istiğmal(?) olunmuşlardır. Bu asiler geçen sene Teşrinievvelde Bozkır hadisesinin Keskinli(?) sırasında dahi isyan etmiş ve birçok silahlarını teslim ve vazife-i vataniyelerini ika-yı şitap edeceklerdir. Müfrezeleri de efradımız cem eyleyerek 3-4 güne kadar Karahisarı’na avdet edeceğim efendim.
Afyonkarahisar Havalisi Kuva-yı Milliye Kumandanı Arif 14.4.36 (14 Nisan 1920)
Ayrıca Miralay Refet Bey de bir telgrafla durumu Mustafa Kemal Paşa’ya iletti.
‘’Ankara’da Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine
1- Arif Bey’den aldığım telgrafta Aziziye’de şekavete cüret edenlerin rüesasından Karacalarlı Kel Mustafa Çavuş ile Karacalarlı Hasan ve Türkmen Köylü Dursun Suvermezli Recep ve Aziziyeli Nuri’nin bilmüsademe meyitten istihsal edildiği rüfekasının da istikbal etmek üzere bulundukları ve meseleye hal olmak nazarıyla bakabileceği bildirilmekte olduğu
2- Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle 12. Kolordu Kumandanı ve İzmir Cephesi Kumandanı’na yazılmıştır.
Miralay Refet 15.4.36 (15 Nisan 1920)
Mustafa Kemal Paşa, Arif Bey’e çektiği telgrafta, asayişi sağlamasından dolayı teşekkür etti:
‘’Aziziye’de Kuva-yı Milliye Kumandanı Arif Beyefendi’ye
Bu mühim günlerimizde vatanın işine plân-ı mesturiyet ve nifak açanlara verdiğiniz cezadan basiret-i milliyemizin tebarüzü için mesbuk mesaiden dolayı zat-ı alileriyle maiyetlerine beyan-ı tebrik ve teşekkürler eder ve devam-ı muvaffakiyetinizi temenni eyleriz.. Heyet-i Temsiliye Namına/Mustafa Kemâl’’
Emirdağ yöresinde asayiş sağlandıktan sonra düşmana karşı mücadele daha sağlıklı olarak yürütülmüştür.













