Emirdağ, Kurtuluş Savaşı'nda Yunan işgal kuvvetlerine karşı teşkilatlanarak direnen ve onların kovulması için silahlı mücadele başlatan ilk yerlerden biridir. Bu durum; Emirdağ halkının vatan sevdası, bağımsızlık tutkusunun genetik bir yansımasıdır. Çünkü devletin ve ülkenin en zor zamanlarında mücadeleye koşarak vatanseverlik simgesi haline gelmişlerdir.
Zira Emirdağlılar;
Haydi gel deyince koşup gelirler
Haydi ver deyince coşup verirler
Sorgu-sual olmaz törede ilde
Asla isyan olmaz gönülde dilde
Cepheden dönenleri bağırlarına basarlar, dönmeyenler için "vatan sağ olsun" derler sessizce. Ülkenin her şehitliğinde mezarları, her cephesinde destanları vardır, Sarıkamış'tan Yemen’e, Sakarya'dan Dumlupınar'a...
Sevr anlaşması gereğince, aziz vatanın bütün bölgeleri işgal edilmeye başlanmıştır. Uzun süren savaşların neticesinde halk, yorgun ve yılgın olmasına rağmen, yerel savunma örgütleri kurarak düşmanla mücadele etme kararlığını göstermiştir.
Emirdağ'da da Kaymakam Nuri Bey ve ileri gelenler durumu değerlendirerek, örgütlenme ve mücadele kararı almışlardır.
İzmir merkez komutanı Yarbay Arif Beyin Emirdağ'a gelişi ile çalışmalar daha da hızlanmıştır. Arif Bey, Emirdağ ve Afyon'da Redd-i İlhak cemiyetini kurarak faaliyete geçirmiştir.
Arif Bey, yanındaki subaylarla silah temin etmek amacı ile Seyitgazi askerlik şubesini basarak, aldıkları mühimmatla Bayat-Eğerlitepe'ye gelip Karakeçili Milli Alayı’nı kurduğunu ilan etmiştir. Karakeçili Milli Alayı'na çevre illerden de gençler katılmıştır. Bu alay, çevrede asayişi sağlamış, Meclis tarafından görevlendirilerek pek çok isyanı bastırmıştır.
Ayrıca, Kurtuluş Savaşı komutanlarından Ali İhsan Sabis Paşa'nın Harp Hatıralarım adlı eserinde (Kasım 1951 Güneş Matbaacılık-Ank.) Emirdağlı'nın yiğitliğinin ve vatanseverliğinin anlatıldığı bölümler mevcuttur. Ali İhsan Paşa, Birinci Ordu komutanı olarak bölgemizde görev yapmış, Emirdağ'da konuşlanan 2. kolorduyu sık sık denetlemeye gelmiştir.
Yunan işgal kuvvetleri ile yapılan Eskişehir- Kütahya ve İnönü savaşlarından sonra milli ordu Sakarya'nın doğusuna taşınarak büyük hesaplaşmaya hazırlanmıştır. Yunan kuvvetleri Afyon ve Eskişehir'de konuşlanmıştır.
Orduya mali kaynak sağlamak, donatım ihtiyacını karşılamak için 7-8 Ağustos 1921 Tekâlif-i Milliye (Milli Yükümlülük) emri yayınlanmıştır.
Binbaşı Tevfık, İsmet Paşa'ya Yunan kuvvetlerinin bir hazırlık içinde olduklarını, Afyon'dan Emirdağ'a doğru bir hareketin gelişmekte bulunduğunu, bir iki gün içinde Yunan genel yürüyüşünün başlayacağını belirten raporu verince Paşa'nın kaygısı yüzüne yansımıştır.
Bu istihbarat bilgisi Emirdağ 2. Grup komutanı Selahattin Adil Bey'e ulaşınca, tümen komutanları ve kurmay başkanlarıyla bir toplantı yaparak yolculuk hazırlıklarına yıldırım hızıyla başlanmıştır.’’
Emirdağ, aynı zamanda Yunan ordusunu gözetlemek, ilerlerse savaşarak yürüyüşünü geciktirmekle görevli Albay Fahrettin Altay komutasındaki 5. süvari Grubunun merkeziydi. Fahrettin Altay, Emirdağ halkının tarihi kılıçları Tekâlif-i Milliye emirlerine uyarak, Kaymakamlığa teslim etmesinden son derece memnun olmuş, MM grubunun İnebolu'ya 3.000 adet mızrağı İstanbul'dan kendisi için gönderildiğini öğrenince daha bir mutlu hale gelmiştir.Ancak Afyon'daki 9. Yunan Tümeni de Emirdağ'a doğru yola çıkmıştı. Diğer birlikler ise seferdeydi ve Fahrettin Altay'ın elinde sadece 500 süvari bulunmaktaydı. Akşama doğru yaklaşan Yunan tümeni yüzünden 5. Süvari Grubu Emirdağ halkının gözyaşları ile ilçeyi boşaltmıştır. Yunan 9. tümenin komutanı Albay Kalinski olup tümenin 12.500 mevcudu bulunmaktaydı. Yani Emirdağ'ı işgal edecek olan bu tümendi.
Yunan kuvvetleri Ankara'yı almak, böylece Milli Meclisi ve milli orduyu dağıtmak amacı ile 13 Ağustos 1921'de Eskişehir ve Afyon'da bulunan üslerinden harekete geçmiştir.
16 Ağustos 1921'de Yunan öncü birlikleri Yüreğil-Güneysaray ve Dişli- Özburun yönünden Emirdağ'a girmiştir. Müthiş bir kargaşa, belirsizlik içinde herkes kendi derdine düşmüştür. Düşman harman yerlerindeki ıravıkları yakmış, hayvanlara el koymuştur. Emirdağ’ın köylerinde yapmadığı zulüm kalmamıştır. Yunan askerleri. Emirdağ’ın içinde Posta müdürü Recai Bey’in eşi Sabire hanıma sarkıntılık yapmak teşebbüsünde bulunmuşlardır. Sabire Hanım, iffetini korumak için kendini kuyuya atmış, o çığlıklar arasında komşuları tarafından kuyudan yarı baygın olarak çıkarılmıştır. Bu arada Karakeçili Alayı mensupları komutanları Arif Beyin bir suikast sonucu öldürülmesi üzerine dağılma noktasına gelmelerine rağmen, son bir gayretle bir şeyler yapmak istemektedirler.
Ancak düşmanın silah ve mevcut üstünlüğü çok belirgin olduğundan çete harbi için uygun zamanı ve şart dört gözle beklemektedir. Ellerindeki silahları saklayıp halkın
yaylaya doğru gitmeleri konusunda telkinlerde bulunmuşlardır. Bu arada Türk gözcü birlikleri Çatallı, Tez, Soğukkuyu, Belen ve Adaçal'dan düşmanın hareketini kontrol etmiştir.
Emirdağ'a giren düşman askerleri ev ev, sokak sokak arama yaparak Kuva-yi Milliye askerlerini esir alıp büyük ve küçükbaş bütün hayvanları toplamışlardır. İşlerine yarayacak kağnı gibi araçlara el koymuşlardı. Her türlü tahıla, un gibi yiyecekleri bir araya getirmişlerdir. Fırınlara askerlerini yerleştirmişlerdir. İlçe merkezindeki bütün evler boşaltılmıştır. Dört gün boyunca karşı çıkanlar süngülenerek şehit edilmiştir. Bolvadin üzerinden gelen Yunan kuvvetleri mühimmat malzemesini bu evlere yerleştirmiştir. Yunanlılar Emirdağ'ı kendilerine bir lojistik merkezi yaparak, Sakarya'ya doğru ilerleyen ordusuna hem cephane, hem de yiyecek sağlayacaktı. Yunan kuvvetleri bütün hazırlıklarını ve yerleşmesini tamamladıktan sonra ilçede yeterince asker bırakarak hareketlenmiştir. Suvermez yönünde yol alan Yunan birliği, ıravıkları yakarak,küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara el koyarak Hamzahacılı, Davulga’ya doğru ilerledi. Bu sırada Fahrettin Paşa’nın süvari birliği Top Tepesi ve Vızırık Deresi denilen yerde Yunan kuvvetlerine saldırarak büyük zaiyat verdirdi.













