Ulaşım
Ulaşım
Emirdağa Ulaşım
Konaklama
Konaklama
Nerede Kalınır
Nerede Yenir
Nerede Yenir
Yemeklerimiz
Yemeklerimiz
Tarihimiz
Tarihimiz
Emirdağ Spor
Emirdağ Spor

Sinan BeyAsıl adı Ali Ratip olan Tekelioğlu Sinan Bey, 1891 yılında Edirne-Uzunköprüde doğdu. Harbiye Mektebinden teğmen rütbesiyle mezun olduktan sonra değişik cephelerde savaşlara katıldı.
İsitklal Savaşında Mustafa Kemal Paşa tarafından12 Kasım 1919 tarihinde Mersin dâhil, Seyhan nehrine kadar olan mıntıkayı kapsayan Batı Kilikya Bölgesi’nin kumandanı sıfatıyla millî bir ordu oluşturmak üzere görevlendirildi. Yedi maddeden ibaret olan emirde ‘’takma adının “Tekelioğlu Sinan Bey” olacağı belirtildi. Fransızlar tarafından işgal edilen Kilikya bölgesi,Ermeni işbirlikçilerden destek görüyorlardı. Bölgede Sinan Bey’in de gayretleriyle Fransız işgaline son verilmiştir. Sinan Bey, 12 Nisan 1921 tarihinde iki piyade ve bir süvari milis alayı ile Batı Cephesi'ne hareket etmiştir. Akşehir-Emirdağ yöresinde konuşlanan birlik, düşmana pek çok baskın yaparak Yunan General Papoulas’ın deyimiyle ‘’başlarına bela ‘’ olmuştur.
Mürettep Tümen, taktik ve stareteji amacıyla kurulan, gizli amaç için düzenlenmiş askeri birliktir. Mustafa Kemal Paşa’nın ‘’ezber bozan, hayâli tümen, Paşa’nın hayalet süvarileri’’ olarak anılan bu kahraman birlik, İstiklal Savaşı boyunca büyük zaferlere imza atmıştır. Yunan kuvvetlerine ani, beklenmedik, sürpriz baskınlar yapmıştır.Mürettep Tümen, askeri literatürde Atatürk’ün ‘’savaş dehası’’ olarak nitelendirilmiştir.
Tekelioğlu Sinan Bey’in ‘’Paşa’’lığı halk nazarındadır. Kahramanlığıyla halkın büyük sevgisine mazhar olan Sinan Bey, binbaşılığa kadar terfi etmiş, bir halk ‘’paşa’’sıdır.
Bir önceki yazımızda Emirdağ Baskını ile ilgili bilgiler vermiştik.
Bu yazımızda; Prof. Dr. Sadık Sarısaman tarafından hazırlanan ‘’Emirdağlıların Anılarında Milli Mücadele’’ araştırmasının Sinan Paşa Baskını bölümünü aktaracağız.*
Çok sayıda anı sahibi Sinan Tekelioğlu'nun Emirdağ baskınından bahsetmiştir. Nuri Keskin Sinan Paşa baskınına şahit olanlardandır. Onun anlatımına göre Yunan ordusunun Emirdağ'a girdiği gün, hiç kimsenin haberi yokken baskın gerçekleşmiştir. Emirdağ’daki Yunan kuvvetlerinin büyük kısmının Ankara istikametinde hareket etmesinden bir saat sonra Sinan Paşa 300 kişilik kuvvetiyle taarruz etmiştir.
Çarşıya çıktığında sonradan halkevi olarak işlev görecek olan binanın arkasına doğru geldiği sırada Sinan Paşa kuvvetleri Yunanlılara baskın yapmıştır. Sinan Paşa kuvvetlerinin bir kısmı Karacaören tarafından, Sinan Paşa'nın başında bulunduğu kol ise Adaçal tarafından su deposuna gelerek şehirde bulunan Yunan kuvvetlerine birden bire ateş etmeye başlamışlardır. Yarım saat kadar ateşe devam etmişlerdir. Bu arada Yunan kuvvetleri de onlara karşılık vermişlerdir.
Sinan Paşa kuvvetleri sokaklara dağılmış, rast gelen Yunan askerlerini vurarak öldürmüşlerdir. Bu arada Nuri Keskin hemen evine giderek silahını almış, kendisi de çatışmaya katılmıştır. İlaveten Türk kuvvetlerine Yunan askerlerinin bulunduğu yerleri tarif etmiştir. O, Sinan Paşa’nın askerlerinden birisinin vurulduğuna da şahit olmuştur. Askerin yanına gelen Sinan Paşa bu kişinin kilime sarılıp camiye götürülmesini emretmiştir. Bu arada Yunan askerlerinin bir kısmı Elhan ve Ağılcık köylerine doğruErzak Deposu kaçmışlardır.
Arif Okutan'ın anlatımına göre ise Emirdağ’ının Adaçal ile Karacaören mevkilerinde, güneybatı, kuzey doğu yönlerinde Sinan Tekelioğlu kuvvetleri ile Yunanlılar arasında çarpışmalar olmuştur. Yunanlılardan beş yüz–altı yüz asker öldürülmüştür. Baskının amaçlarından birisi de Emirdağ'daki Yunan fırkalarının Sakarya civarında toplanan Yunan ordusuna katılmalarına engel olmaktır.
Hacı Bozkaya da piyade ve süvarilerden oluşan Sinan Tekelioğlu kuvvetlerinin Kemerkaya–Derbent boğazından geçerek Emirdağ’a baskın düzenlediklerini söylemiştir. Bir şahidin ifadesine göre ise Türkler baskın sırasında öldürdükleri Yunan askerlerini "küllüklere gömmüşler, kuyulara atmışlardır" Sina Paşa kuvvetleri söz konusu baskını takiben şose yolu takip ederek gece Kemerkaya’dan geri dönmüştür.


Öte yandan Sinan Paşa baskını Yunanlıların intikam hissi ile hareket etmelerine yol açmıştır. Baskını takiben Emirdağ halkına eziyet etmişler, insanları öldürmüşlerdir. Ankara istikametine gönderilen Yunan kuvvetleri Emirdağ'a geri dönmüştür. Yunan komutanı ölülerini görünce "bunlar siviller tarafından öldürülmüş ben de burayı yakacağım" demiştir Arif Okutan'ın anlatımına göre geri dönen Yunanlılar Alicanoğlu Ali efendinin babasını, Hacı Ömer Efendiyi süngüleyerek öldürmüşlerdir. Çolak Hoca’yı, Gemici Ali’nin oğlunu, Çitili Hasan’ı vurmuşlardır. Bu arada Emirdağı’nda onbeş-yetmiş arası tüm halkı eski hükümet binasına toplamışlar ve yakmaya kalkmışlardır. Bunları papaz kurtarmıştır.
Şahitlerden Nuri Keskin, halk hükümet binasına doldurulurken kendisinin muntazam bir yere saklanıp beklediğini ifade etmiştir. Onun anlatımına göre Yunanlılar sabaha kadar şehri yakmaya ve işkencelere devam etmişlerdir. Rum papaz halkı kurtarmıştır. Ertesi gün Emirdağlılar bir gün önce şehit olan Müslümanları defnetmişlerdir Bir başka şahit ise şehrin yakılmadığını söylemiştir. O'nun anlatımına göre şehir merkezinde Rum çok olduğu için papaz Emirdağ'ın yakılmasına engel olmuştur.
Halil Sezgin ise Suvermez'den dönen Yunan ordusunun tellal çıkararak eli silah tutabilecek erkekleri topladığını söylemiştir. Onun anlatımına göre Yunanlılar bu kişileri hükümet binasına, konağının arkasındaki hapishaneye ve avluya doldurmuşlardır. Ancak, onların masum olduğunu söyleyen Rum papazı halkı Yunan ordusunun elinden kurtarmıştır. Bir başka anlatımda da Müslüman erkeklerin hapishaneye ve hükümet binasına kapatıldığı belirtilmiştir. Halkın Rum papaz tarafından kurtarıldığı bu anlatımda da teyit edilmiştir. Tekelioğlu Sinan Bey’in 20 Ağustos 1921’de yaptığı ‘’Emirdağ Baskını’’, sonuçları itibarıyla büyük önem arz etmektedir: Birinci Meclisi dağıtmak üzere Eskişehir ve Afyonkarahisar’dan iki kol halinde yürüyüşe geçen Yunan ordusu, bu baskınla moral bakımından yıkıma uğramıştır. Afyonkarahisar’dan hareket edeun düşman, Sakarya’ya varıncaya kadar MüretrepTümen ile Fahrettin Paşa komutasındaki Süvari Alayının baskınlarıyla Yunan General Papoulas’ın deyimiyle ‘’başlarına bela ‘’ olmaya devam etmişlerdir. Sakarya Savaşında Yunan ordusu ekmek ihtiyacını; Eskişehir, Seyitgazi ve Emirdağ fırınlarından karşılanıyordu. Bu baskınla Yunan kuvvetleri, dört gün boyunca ekmek istihkakının ancak dörtte birini askerlerine verebilmiştir. Bu durum ilerleyen günlerde dokuz güne çıkacaktır. Askerine sadece et ve haşlanmış buğday yedirebilen Yunan ordusunun cephanesi de zamanında cepheye ulaşamamakta çoğu cephanelikleri de Emirdağ’da olduğu gibi imha edilmekteydi. Böylece Yunan ordusu, hem ekmek hem de cephane yönünden büyük sıkıntılara sokulmuştur. Kahramanlarımızı hayır dua ile yâd ederiz.

*Milli Mücadele’de Emirdağ, Kasım 2017 s.118-120

Ahmet Urfalı