
Gurbette geçirdim gençlik çağını
Nasılda özledim emirdağını
Bucakta yeşeren asma bağını
Varıp dallarında deresim geldi
Topak evin farkı yoktu yuvadan
Sular taşınırdı maden kovadan
Kara kağnı gıcırdarken ovadan
Adaçal üstünde durasım geldi
Hasretim sokuda bulgur dövmeye
Giderdik sağdıç´la damat övmeye
Çok küçük başladım yâri sevmeye
Sevda çekmeyeni yeresim geldi
Kolum yorulurdu kara sabandan
Düğün olur oynardık tabandan
Korkarım ki ölüm gelir yabandan
Ölmeden sılama varasım geldi
İlkbahar da yaylalara göçerdik
Kar suyundan ayran eder içerdik
Koyunun içinden kuzu seçerdik
Aleyçiye postu seresim geldi
Edeler davulu goyğun çalardı
Deli gönlüm sevdalara dalardı
Çay deresi cıvıl cıvıl dolardı
Kilimine tokaç vurasım geldi
İstemedim ayrılığı çekmeyi
Özledim çapayla bostan ekmeyi
Arabaşı mercimekli bükmeyi
Pişirip dostlara veresim geldi
Dolgulu köfteni yiyip yanardık
Yaylanın suyunu içer kanardık
Güvecin içine pide banardık
Yufkayla cacık düresim geldi
Kurulan pazarların salıydı adı
Önceden gelirdi yabanı yâdı
Ağzımda duruyor yoğurdun tadı
Toprağına yüzüm süresim geldi
Yaylayı yazıyı yaya teperdik
Kuzu canlanınca saya yapardık
Bayram olur küs elini öperdik
Hısım akrabayı göresim geldi
AKÇINAR´ım sevdasını gizledim
Sıla diye yüreğimi közledim
Emirdağ´ın tozunu da özledim
Kaderimden hesap sorasım geldi
Mehmet Ali Akçınar














