Ferda Boz Güneri
- Ayrıntılar
Affet bizi Allâh’ım,
Geçmiş ve geleceğimiz için,
Yaptığımız ve yapacaklarımız için,
Söyleyecek sözümüz yok!
Affet bizi Allâh’ım,
Anlatmaya gücümüz yok,
En çokta Sana karşı,
Mahçubuz Allâh’ım.
Affet bizi Allâh’ım,
Doldu taştı etrafımız,
Hayatınız bu dendi,
Günahlarımız bizi tarumar etti.
Affet bizi Allâh’ım,
Günahlarımız çok,
Kafamızı kaldırıp,
Sana yüzümüz yok.
Affet bizi Allâh’ım,
Kaybolduk garip dünyada,
Senin kapından başka,
Gidecek kalımız yok.
Affet bizi Allâh’ım,
Sev bizi,sevdir bizi,
Namerte değil,
Merte eyleme muhtaç.
- Ayrıntılar
Sevdiğine feda edilir her şey,
Gülüşler verilir,
Güller verilir,
Sevgi verilir,
Ama hesabı verilmez…
Seven sevdiğine ,
Sevdiğini söylesin.
Tutmasın sözünü
Açsın yüreğini sevdiceğine.
İçtiğin kahvenin tadını,
Bir insanın sesi değiştirebilir,
Berbat bir günü,anı,
Bir insanın yüzü güzelleştirebilir.
Mutluluk bulaştır çevrene,
Mutluluk anını yaşat,
Acı bir haberi,
Bir sözün hafifletsin.
İnsana sevmek yakışır,
İnsan insana lazımdır.
İnsan olan insanlara,
Yolunuz denk gelsin duamız.
- Ayrıntılar
Çocuklarınıza isim kayarken koyduğunuz isimlerin ne manaya geldiğini biliyor musunuz? Alın size bir kaç örnek!
#Aileler çocuklarına Kuran’dan isim koymak isterken ismin anlamına çok dikkat etmeliler.
#Kuran’da geçen her kelimenin isim olmayacağı iyi bilinmeli ve “bu kelime Kuran’da geçiyor, isim olur” mantığıyla çocuklara verilmemelidir.
Ayrıca bazı isimlerde sırf söylenişi güzel diye çocuklara konulmamalıdır.
İsimde önemli olan, anlamının güzel olması, yaşadığı toplum ve kültüre yabancı olmamasıdır.
Mesela; Evlilik ve mahremiyetleri adlı kitaptan çocuk isimlerinden bazılarının manaları şöyle;
#Sanem ismi çocuğa verilmemelidir, çünkü Sanem, ‘put’ demektir,
#Samet ismi, ‘hiç kimseye muhtaç olmayan’ demektir. Bu sadece Allah’a mahsus bir durumdur, dolayısıyle isim olarak kullanılamaz.
#Aleyna sıkça duyduğumuz bir isim ama anlamı ‘üstümüze bela, sıkıntı aksın’ demektir.
- Ayrıntılar
Evlilik, kişinin dinî hayatını en güzel şekilde yaşaması ve koruması için son derece lüzumlu bir müessesedir. Bu sebeple evlenirken dindar, güzel ahlâk sahibi eşleri seçmek ve dindar bir âile kurmaya çalışmak îcab eder. Âilenin en güzel tarafı gönül meyveleri olan evlatlardır. Kişinin hanımı ve çocuklarıyla huzurlu bir hayat sürdüğü âile yuvası, âdeta bir cennet köşesidir.Dünyada ki cenneti evidir.
Kim evlenirse imanın yarısını tamamlamış olur; kalan diğer yarısı hakkında ise Allah’tan korksun!” (Heysemî, IV, 252)
“En fazîletli şefaatlerden (teşvik edilen amellerden) biri, evlilik hususunda iki kişiye aracı ve yardımcı olmaktır.” (İbn-i Mâce, Nikâh, 49)
“Kadın dört sebepten biri için nikâhlanır: Malı, nesebi, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanı seç ki hayır ve bereket göresin!” (Buhârî, Nikâh, 15, Müslim, Radâ, 53)
“Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimle amel etmezse, benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuz ile iftihar edeceğim. Kimin maddî imkânı varsa, hemen evlensin. Kim maddî imkân bulamazsa, nafile oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır.” (İbn-i Mâce, Nikâh, 1/1846)
“Evlenin, çoğalın! Çünkü ben (kıyâmet gününde) diğer ümmetlere karşı sizin (çokluğunuzla) iftihar edeceğim!” (Abdurrezzâk, el-Musannef, VI, 173; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, VII, 131)
“Üç şeyi geciktirmeyin. Vakti gelince namazı, hazır olunca cenâzeyi ve denk birini bulunca bekârı evlendirmeyi.” (Tirmizî, Salât, 13/171)
“Ey gençler! Sizden evlenmeye güç yetirenler evlensin.” (Buhârî, Nikâh, 3; Müslim, Nikâh, 1)
- Ayrıntılar
Hz . Bedreddin Bir gün bir kimyager,
Ziyaret amaçlı Konya ya gelir .
Mevlâna'yı duymuştur,
Evvela Sultan Veled'e gelir.
"Ben altın,gümüş yaparım,
Talebelerine dağıtırım "demiş.
Bir kaç gün geçmiş,
Hz. Mevlâna çıkmış gelmiş yanına.
"Hoş geldin ya Bedreddin" der.
Tanışmadılar henüz için için ağlar Bedreddin;
"Altın gümüş yaparım
Talebelerine yardım ederim," der.
Mevlâna;
"Ne yapacaksın sen bunları
Rabbimin yanında kimya mühendisi ol,
Bunları bırak,ilime gel,
İnsanlara faydalı ol."
- Ayrıntılar
Hz. Mevlana sohbet veriyor,
Kendinden geçmiş şekilde.
Hz. Musa ve Hızır AS,
Kıssasını anlatıyor.
Dinleyen cemaaatten birisi
Mırın kırın ediyor.
Sen de kimsin dedim,
Bana bir baktı, sen de Hızır AS. mısın dedim.
Bana dua et dedim.
“Ben dua etmem!
Hz.Mevlanamın yanında
Denize maya çalma gibidir.” dedi.
Hz. Mevlanamın yanına vardım.
“Ey talebem, Hızır AS. dediğine
Çok mu hayret ettin?”
Bu kadar da bilmiyordum doğrusu dedim.
- Ayrıntılar
Dünyada insan çok, adam az.
Adam bulursan altın kalemle yaz!
Bugün size, 8. vefat yıldönümünde babam Yusuf Ziya Boz’u anlatmak istiyorum. 1929 doğumlu, kökü Urfa, 160 yıllık geçmiş atası Urfa'dan gelmiş, Emirdağ'a yerleşmiş. Evlenmiş, nesilleri gelmiş.
Yedi kardeşler, kardeşlerin beşincisi. Dedem ismini Yusuf koymuş, büyük oğluna Yakup koyduğu için. Alnındaki ışıktan dolayı Ziya denmiş.
İlkokulu bitirmiş, zamanın şartlarından dolayı eğitimine devam edememiş, babasının yanında ticarete atılmış, küçük kardeşini, yüksek mühendis olması için desteklemiş, okutmuş, babasıyla birlikte ticaret için küçük yaşlarda İstanbul ve Eskişehir'e kadar gitmiş, oralarda işler öğrenmiş.
Askerlik zamanı gelince önce Polatlı Topçu Okulu’na, oradan da Diyarbakır'a iki yıl askerliğe gitmiş. Çalışkanlığı, titizliği, dürüstlüğü ve cesaretinden dolayı çavuş yapmışlar. Polatlı’da iken Kore'ye asker gönderilmiş, babamın bölüğüne sıra gelince göndermeler durmuş, giden arkadaşlarından dönen pek olmamış, hepsi şehit olmuşlar.
Diyarbakır hatıralarından hatırladığım, koğuş yoklamasında sıraya dizilmişler, temizlik yoklaması yapılıyor, tek babamda bit çıkmıyor. 1949-1950’li yıllar. Komutanından babama takdir edici sözler duyuyor.
Namazına düşkündü çocukluğundan beri kılmış askerlikte de bırakmamıştı.
Asker dönüşünde annemi yolda görmüş âşık olmuş. Annem 15 yaşında çifte belikli, boylu gösterişli güzel bir kızmış. Dünür göndermiş, evlenmişler.
Emirdağ, Türkmen boyu soyundan gelmektedir. Yüzden fazla soy vardır. Anne ve babam evlenince soyların çoğu bizde çocuklarında birleşmektedir. Geçmiş tarihimizden, tarihçilerimiz yazıp söylerler.
Babam gençliğinde bir müddet kasaplık yapmış, daha sonra adliyeye girmiş kâtip olmuş baş katiplik, noter vekilliği, icra müdürlüğü yapmıştır. Önce Afyon’un ilçesi Bayat'a sonra da Emirdağ da çalışmıştır.
Annemle birlikte 6 çocuğu olmuş, dördü erkek, ikisi kız. İlk oğlu vefat etmiş en son gülleri de benim.
Buraya kadar herkes gibi normal bir hayat.














