Ferda Boz Güneri
- Ayrıntılar

Filistinde çocuğun adı yok. Çocuklar tarih boyunca o bölgelerde hayalleri yok, adı yok. Hayalleri, adları çalındı, önüne geçildi.
Maalesef bu sebeplerden keyif bozulur.
Dünyanın kaynakları sınırlı, kısıtlı.
O kaynak elde kalanlar bizim olmalı diyenlerden dolayı bütün kavga burada çıkıyor.
Çok geçmişe gitmeye gerek yok.
Tenkit edip ortaçağa gitmeye gerek yok.
Geçtiğim yüzyılda Cezayir’de olanlar.
Geçtiğimiz yüzyılda Holokost, geçtiğimiz yüzyılda Hiroşima, Nagasaki .
Nasıl bir insanlık veya insan bunu yapar değil mi? Bu batı medeniyetinin insanlığa sergilediği yüzyılı. Filistinde soykırım şu an yapılıyor. Soykırım yapılan yer Filistindir, Doğu Türkistandır. Kimliksiz cesetler, Aylan bebekler şu an oluyor.
Uluslararası ilişkiler dengeler diplomasisinden dolayı tatlı bir şekilde ifade ediyoruz ama adeta batı medeniyeti ve doğu medeniyeti diye kendini satan ve pazarlayan bu cani güruhun üzerinde bir silindir gibi geçilmesi gerekiyor. Bir güç olmalı, daha önce ecdadımız bunu adaletle yapmıştı. Moğollar da vahşilikle yapmıştı. Bunlar vahşilikle ele geçirmişler.
Bu dönem bu örnekleri vermek istemiyorum ama bir şekilde bunların durdurulması müesses denilen ellerindeki bu ölüm düzeninin ellerinden alınması gerekiyor.
Sığınmacılar konusunda özellikle Suriyeli sığınmacılar Suriyede diyaloğun kurulup Suriye de güvenli alanın oluşturulup bir an evvel oraya yaşanabilir kentler kurulup yerleştirilmesiydi. Ama bu güne gelindi hala daha yapılamadı.Türkiye bunun için hareketler yaptı. Ancak yine sözde batı medeniyetinin araya girmesiyle durduruldu.
- Ayrıntılar

Asırlarca bu topraklar, şehitlerle anıldı,
Yine tarih, dağlarda tekerrür etmekte.
Sarıkamış, Kurtuluş savaşı, Balkan harbi, Kocatepe, Trablusgarp cephesi, Kore, Sakarya Meydan muharebesi,Çanakkale ve Kuzey Irak cephesi.
Analar, düğün dernekle, oğullarına kınalar yakarak ellerine, vatana hizmete gönderir.
Ana kucağından, ata ocağından, asker ocağına.
Mukaddestir vatan, din, bayrak, ezan.Bir canları, bir de vatanları. Gerisi yok, gerisi boş. Önce vatan, önce toprak, yurtsuz, yuvasız olunmazdı.
Yiğit askerim Mehmetçiğim, mert, cesur ve korkusuzdur. İner dağlardan kurt gibi, yıldırım olur, düşmana göz açtırmaz tufan olur!
Hainler, köstebek yuvalarında, dağlarda mağaralara saklanır. İnine çekilmiş uykudaki hayvanat bile, onların bu haline, insanlığından utanır..
Mehmetçik coştumu kimseleri dinlemez,
şehid olmak için asker olur.
Yiğitlerimiz…Ah Mehmetim, her biri bir dağ gibi. Gökte kartal, dağda kurt, ovada arslan kesilir, geçtiği her yerleri titretir.
Dökülse Mehmetçiğin bir damla kanı, ecri sevabı çoktur mükafatı.
Şehid olan Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali, canını feda edenleri karşılar, Hz. Peygamberle!
Uğruna can vereceği, değeri vatanı, şehadeti getirdi neticesi. Düşmanın gözü kör olsun, kökü kurusun.
- Ayrıntılar

Sarıkamış, Allahuekber dağları,
Yol uzun, şartlar çetin,
Gecenin soğuğu şiddetlice,
Kah kar olur, kah yağmur,
Mehmetçik, canlar pahasına yol alır.
Dayanamadılar, üşüdüler, titrediler,
Birbirlerine yanaştılar, karların altında,
Kimi ağaç gibi donmuş, ince çarıklar ayakta,
Kimi çömelmiş, kimi boylu boyunca.
Binbaşı Nihat, dimdik ayakta,
Başı açık, saçları beyaza boyanmış,
Kaskatı kesilmiş gözleri karşıda,
Yazlık üniformasıyla karların ortasında.
Mehmetçik çölden gelmişti,
Sarıkamış hava şartları olumsuzdu,
Yemek yok, açlık çok, hayvanlar telef oldu,
Ordu dağıldı, kara kışa teslim oldu!
- Ayrıntılar

Aylan bebeği bilmeyen yoktur aramızda. Suriyeli denizde kaybolan mültecilerimize temsilen gösterilen. Kırmızı tişörtü, lacivert pantolonuyla, sahile vurmuş haliyle gözümüzün önünde, dünya gündemindeydi.
Rim zeytin gözlü, lüle saçlı güzel çocuğumuz da dedesinin kucağında tüm şehit olan Gazze’li bebek ve çocuklarımızı temsil etmekte. Dedesinin metaneti tüm herkese örnek oldu. Dedesi Halid, kızı Maysa’ya ruhum derdi. Maysa’yı evlendirdi. Sırasıyla Ahmet, Rim, Tarık doğdular. Ambargo nedeniyle çocuklar sağlıklı olamadılar, iyi beslenemediler zaten.
Dedesiyle aynı gün doğmuştu Rim. Lüle lüle saçları, zeytin tanesi iri gözleri, gülücükler saçarak evine, çevresine bereketiyle gelmişti. Halid dedesi onu, ruhumun ruhu Rim’im diye sever. Dedesini de Rim sever sakallarıyla oynar, sarılır ilgiyi üzerine çekmeye çalışır, kendini belli eder, sevdirirdi.
En son dedesinden elma, muz ve kebap istemişti. Halid dedesi bunları alamamıştı Rim’e.
Su yok, elektrik yok, ilaç yok, yiyecek yok. Halid dede şöyle diyor bizlere:
“Şunu bilmenizi isterim ki, yanlarınızda sizlerinde yavruları var, insan sustuğuyla sınanır, binlerce çocuk öldürülüyor, hayata tutunabileceğimiz dalları kesiyor. Geceleri bombaların füzelerin ışığıydı aydınlatan evlerimizi.
Bombaların patladığı anı onlara oyun olarak gösterdik,ses geldiği zaman alkışlayarak oyuna çevirmiştik, zamanla evler, duvarlar yıkılınca artık oynamak istemediler.
Komşularım öldü, arkadaşlarım öldü, çevremde herkes öldü.
Oyun oynamayı kestiler, sekiz bin çocuk öldü bu topraklarda. Anne kucağında uyurken, beşiğinde uyurken yıkılan duvarlar geldi üzerlerine.
Rimin gözlerindeki cenneti gördüm öyle öptüm. Rim bedeni tamdı en azından mezarı olacaktı. Parçalanmış cesetler torbalara konularak defnedildi çoğu zaman.
- Ayrıntılar

- Ayrıntılar

Akşam ezanında yürüyerek eve gelen babamı,
Sokak başında oynarken arkadaşlarımla,
Yüzüm gülerek koşar, babama sarılırdım,
Aşım pişer, yemeğe annem çağırır,
Sıcak çorbam kaşıklanırdı.
Filistin’de, Gazze’de doğmak bana,
Suç işlemişim gibi sunuldu.
Balonları gökyüzünde hayal ederken,
Uçurtmaları rüzgarlarda uçururken,
Bombalar havai fişek gibi parlayarak gelirken,
Gök karardı kıvılcımlar sardı,
Tenim acıdı, bir şeyler ısırdı, aniden yaktı.
Ne çok parladın!
Aksanın güneş altında ki masum parıltısına benzettim seni,
Ama sen acı verdin,
- Ayrıntılar
Sessiz kalan bir dünya düşünün.
Her şeye sessiz kalan, kapınız açıldı elimizde ne varsa aldılar, komşuya; “Yardım et” dedin, baktı sana ses etmedi, kapısını kapattı.
Yolda giderken arabana birisi çarptı bilerek seni arabanda bıraktı ve geldi
ateşe verdi. Yoldan geçenler görmüyor mu, kurtarın beni diye bağırıyorsun, kimse duymadan, görmeden geçip gidiyorlar.
Mama lazım bebeğine, anası doğumda öldü ilaç bulunmamasından, ambargo var. Mama lazım eczaneye gidiyorsun mama verin, mama yok, buğday nişastası, pirinç unu alayım, mama yapayım, oda yok! Bebek açlığından ölüyor, kimse de elindekini vermiyor.
Senin evine bomba atıyorlar, bombadan evin altında yıkıntıda sağ kalan, tek tük kişlerden birisin, yanında ki yerde düğün yapıyorlar sesli.
Danslı, çalgılı sesleniyorsun ama seni duyan yok eğlenceden, yemeden, içmeden dolayı.
Hastane sağlamdır, kimse hastayla uğraşmaz, orası acizler yurdu, hasta insanlar var, kıymazlar dersin ama nafile orada da başına bombalar atıyorlar yatakta, küvezde ki yeni doğan bebeleri
öldürmek için. Sevapmış bebek, çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden müslüman öldürmek, onların tevrat kitaplarında yazan buymuş.
Okula da bebekler, anneler, çocuklar sığınmışlar, erkek az kalmış. Çünkü toplatılmış erkekler, işkenceler edilerek öldürülmüşler, görünürde gençler, erkekler görünmüyor, oraya da sallıyorlar bombalarını, iyimi hadi onları da öldürüyorlar.
Kimseler, görmezlikten gelmeler…
-Vah vah ne oldu,
-Ölmüşler yazık tüh demeler.
Ölen insanlık, insani duygular ama
bilinen son bu olmayacak elbet, sonun vaadini veren, Yüce Yaratan var. Müjde veriyor.
“Bu dinin sahibi Benim, koruyacak olanda Benim” diyor. Bunlar tüm insanlığın imtihanı, hepimizin imtihanı. Filistin ve diğer şehit
Aklıma Estikçe Beldeler Belediyeler Biyoğrafiler Cuma Hutbesi Emirdağ Gündemi Emirdağda Spor Gönderdikleriniz Haberler Haftanın Hutbesi Serkan Koyuncu Köyler Mehmet Bilgin Osman Bilici Serbest Kürsü Sizden Gelenler Teknoloji Videolar Ahmet Urfalı Akın Ağca beldelerin emirdag emirdag.com.tr emirdağ görüntülü haber ve klipler görüntülü haberler klipleri ömer özkan İçimizden Biri














