Hac İbadetinin Önemi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Hac ibadeti, İslam dininin beş temel esasından biridir. Hac; ergenlik çağına gelmiş, akıllı, sağlıklı, hür ve gücü yeten her müslümanın yapması gereken bir ibadettir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Gücü yetenlerin Kabe’yi ziyaret etmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır”(1) buyurmaktadır. Haccın İslam dininde önemli bir yeri vardır. Hac ibadetinde diğer bütün ibadetlerin özellikleri mevcuttur. Çünkü Hac ibadeti hem bedeni hem mali bir ibadettir. Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Günahtan ve noksanlıklardan uzak makbul bir Haccın karşılığı ancak cennettir.”(2)
Doğan Erenoğlu Vefatı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Hacı Vahitlerden Ali oğlu H. Doğan Erenoğlu Hakkın rahmetine kavulmuştur. 17 Eylül Pazartesi günü Eskişehir Vişnelik Camiisinden öğlne namazına mütakiben kaldırılacaktır. Merhuma Allah'tan rahmet kedeli ailesine başsağlığı diliyoruz.
Meziyetin varsa içinde kalsın
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Cenâb-ı Hak, bu dünyada herkesi farklı meziyetlerle donatmıştır. O, bazılarına takdim kabiliyeti vermiştir ki, onlar ele aldıkları konuları fevkalâde bir güzellik içinde takdim ederler. Bazıları ise davranışları ile olabildiğine cazip ve çarpıcıdırlar.
Böylelerinin tavır ve davranışlarına bakanlar hemen Müslümanlığa ısınırlar. Bazıları da vardır ki, bunlar aşk u heyecanla dopdoludurlar, buna karşılık fazla takdim kabiliyetleri yoktur. Değişik konuları anlatmada zorluk çekerler.
Allah, herkese ayrı bir meziyet vermiştir ve herkes, bu meziyetini mutlaka Allah yolunda kullanmalıdır. Anlatma kabiliyeti olan, hak ve hakikati muhtaç sinelere duyurmalı, kendisinde organizasyon kabiliyeti bulunan biri, işleri en güzel şekilde tanzim ederek, bir düzen ve programla bu kervana iştirak etmeli, maddî imkânı olan da maddeten destek olmalıdır. Allah, bazı insanlara da bu hususiyetlerin hiçbirini vermemiş ama aşkla köpüren coşkun bir gönül vermiştir.
Ashab-ı kiram arasında böyleleri de vardı. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu tür kimseleri, "Şayet Allah adına yemin etse, Allah onun yeminini doğru çıkarır." ifadeleriyle anlatmaktadır. O dönemde insanlar, başları sıkıştıkları zaman Allah Resûlü'nün anlattığı bu insanların etrafında toplanır ve onların dua etmelerini isterlerdi.
İnsan, Allah tarafından kendisine bahşedilen bu meziyetleri mümkün olduğunca saklamalıdır. Zira bu tür meziyetler ne kadar saklı kalırsa, o kadar, yapılan hizmetlerin neşv ü nema bulmasına vesile olur.
Evet, insan, iddialı olmamalıdır. Meselâ kendisine güzel konuşma kabiliyeti verilen bir insan, "Şayet ben vaaz edersem, sohbet yaparsam, mutlaka bazı kimseler irşad olur." gibi düşünceleri kafasından çıkarıp atmalıdır. Kendisine verilen meziyeti başkalarına karşı tefahura vesile sayıp görünmeye çalışmamalı, "Ben olmasam belki insanlar, doğruyu daha açık seçik görür ve doğru yolu bulabilirler." duygu ve düşüncesiyle hareket etmelidir.
Hâli vakti yerinde olan ve malını Allah yolunda infak eden bir insan da şöyle demelidir: "Rabb'im bana, bir nezaretçi ve emanetçi olarak bu imkânları verdi. Ben de bunları O'nun yolunda kullanıyorum. Bana bu duyguyu lütfetmeseydi, ben nerden verecektim! O, bana hem mal, hem de verme hissini verdi ve beni bu meziyetlerle serfiraz kıldı. O'na binlerce şükür olsun."
Hâsılı insan, meziyetlerini ön plana çıkarmamalı, onlar hafâ türabı altında kalmalı ve insan âdeta toprak olmalıdır. Sa'di'nin "Toprak ol ki, gül bitiresin." sözü bu hakikati ifadede ne hoştur!
Ziya Ekşi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Biyoğrafiler
Ziya Ekşi, 1987 yılında Emirdağ Yeniköy’de dünyaya geldi. İlkokulu Yeniköy'de okudu. İlkokul yılları genelde okulda maç kavgaları ile, çayırda hengilekmek, çelik çomak oynayarak geçti. İlkokulu tamamladıktan sonra Eskişehir’e okumak için gitmeye karar verdi. Araştırma Görevlisi Ziya Ekşi Kendi hayatını kaleme alarak biyoğrafisi hakkında şunları söyledi:
''Tabiki, o yıllar bizim için dönüm noktası olan yıllardı. O güne kadar köyden çıkmamış bir öğrenci olarak Eskişehir Sami Sipahi Ortaokuluna yazıldım ve ortaokulu tamamladım. Ortaokulu başarılı bir şekilde tamamladıktan sonra biraz öğretmenlerimin yönlendirmesi ile birazda kendi isteğim ile meslek lisesine gitme kararı aldım ve 2001 yılında Eskişehir Yunus Emre Meslek Lisesi’ne yazıldım. Orada 4 yıl okuduktan sonra okul birincisi olarak mezun oldum ve 2005 yılında girdiğim üniversite sınavında İstanbul Marmara Üniversitesi Elektronik – Bilgisayar Eğitimi bölümünü kazandım. ÖSS’ye hazırlandığım dönemde anneme İstanbul’u kazanırsam giderim dediğimde, “Oğlum ne işin var İstanbul’da. Ankara’da oku, Afyon da Eskişehir’de oku göndermem ben seni diyordu.” Tabi
Evliliğin Gayesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Aile toplumun, çocuklar da ailenin teminatıdır. Aile evlilikle kurulur. Evlilik de nikâhla meşruluk kazanır. Evliliğin en önemli gayesi neslin devamını sağlamaktır. İslâm toplumunun güçlü olmasına önem veren dinimiz neslin çoğalmasını benimsemiş ve bunu teşvik etmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (sav)’in: “Evlenin, çoğalın, çünkü ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar ederim”(1) buyurmasından, evlilikle hedeflenenin, iftihar edilecek neslin devamı olduğu anlaşılmaktadır. Yüce Allah Kur'ân-ı Kerîm’de, peygamberlerin ve salih kimselerin çocuk arzusuyla yaptığı dualara yer vererek bize de yapmamız gereken duayı öğretir. Zekeriya aleyhisselam: “Ya Rabbi, bana kendi katından temiz bir soy bahşet. Doğrusu sen duayı işitirsin”(2) diye dua ederken, Hz. İbrahim ve İsmail’in “Ey Rabbimiz, ikimizi de sana teslimiyette sabit kıl. Soyumuzdan da müslüman bir ümmet yetiştir”(3) dualarını Rabbimiz en güzel bir şekilde kabul ediyordu.
Tatil 2012
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı
Bu tatil rastladı ya Ramazana
Oruç tutmak şöyle dursun bir yana
Çarşıda su içtik hep kana kana
Ahlakı çürüttük bu tatilde biz
Tarhana kararak salça süzerek
Diri haşhaş alıp taşla ezerek
Balkon demirinde ipe dizerek
Biberi kuruttuk bu tatilde biz
Uhrevîlik Ahlakı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
İmanda kemale yürüyen ve Allah'la sıkı bir münasebete geçen insanın düşünce ve tavırlarında şaşmayan bir doğruluk, mütemadi bir samimiyet, sürekli bir ciddiyet ve bir uhrevîlik ahlâkı belirir.
O insanın iç fotoğrafı haline gelen bu ahlak, diyanet mülahazasıyla işlene işlene zamanla onun bütün davranışlarına akseder.. eline-ayağına, gözüne-kulağına, diline-dudağına, sesinin tonuna, vurgularına ve hatta mimiklerine bile hükmünü geçirir.. ve nihayet insanın ruhuna kendi manasının şeklini veren bu iç resim onun tavırlarında okunan manevi bir kaside hâline gelir; zaten, "Görüldüğünde Allah hatırlanır" hakikati de bu kıvamdaki bir mü'mini belirtir.
Büyük hadis âlimi Abdullah b. Mesleme -tarihte binlerce emsali bulunan- bu mü'minlerden biridir. Öyle ki, Ka'nebî diye tanınan bu büyük insan, bir topluluğa uğradığı zaman onun görünüşünde müşahede ettikleri mehabetten dolayı
Sayfa 406 / 497














