Ramazana Hazırlık
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem MüslümanlarHer anı değerli ve boşa geçmemesi gereken Müslüman'ın hayatında ahiret adına çok kıymetli zaman dilimleri vardır. Bunlardan bir tanesi de Ramazandır. Evet, insanlar kendilerine gelecek bir misafire günler öncesinden nasıl hazırlık yapıyorlarsa, bizler de senenin belli bir döneminde misafirimiz olan Ramazan ayına aynı şekilde hazırlık yapmalı ve o güzide misafiri elimizden geldiğince memnun etmeye çalışmalıyız. Evlerimizi, ailelerimizi ve çevremizi o güzide misafire hazır hale getirmeliyiz.
Müslüman İşini Sağlam ve Güzel Yapar
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar
İhsan, bir işi ve davranışı en güzel biçimde yapmaktır. Peygamber Efendimiz “İhsan, Allah’ı görürcesine O’na kulluk etmendir. Sen O’nu görmesen bile O seni görür”(1) buyurarak bize davranışlarımızla ilgili en güzel tavsiyeyi vermiştir.
Bir işçi fabrikasında, patronu onu görmese bile, Allah'ın kendisini gördüğü inancı ile işini en güzel şekilde yapmalıdır. Bir memur, amiri yanında olmadığı zamanlarda bile, Allah'ın her an onu gözettiğini hesaba katarak görevini yerine getirmelidir. Fabrikasında ‘baştan savma’ iş yapan işçi, dairesinde saat doldurma derdinde olan memur, dükkânında müşterisini gafil avlayarak ucuz malı pahalıya satma peşinde olan esnaf üretiminde kaliteyi değil, sadece kazanacağı parayı düşünen sanayici, ihsanın manasını anlamamış demektir.
Aziz Mü’minler
Her şeyden önce kazandığı paranın helal olmasını hedefleyen bir Müslüman, mutlaka dürüst olmalı ve yaptığı işi sağlam ve standartlara uygun yapmayı prensip haline getirmelidir. Bir Müslüman bulunduğu her makam ve mevkinin, kendisine emanet olduğu bilinciyle hareket etmelidir. Emanet ise başkalarının hak ve hukukuna saygı göstermektir. İşte bu saygı, hile ve aldatmacayla ortadan kalktığında emanete ihanet edilmiş olur.
Peygamberimiz (s.a.v.)'e kıyametin ne zaman kopacağı sorulduğunda: “Emanet zayi edildiğinde” diye cevap vermiştir. Sahabeler: “Emanet nasıl zayi edilir Ey Allah'ın Resulü?” dediklerinde ise: “İş ehil olmayanlara verildiğinde kıyameti bekleyin”(2) buyurmuşlardır.
Muhterem Kardeşlerim
İslam'ın kıtalara yayılmasında, dürüst, işini sağlam ve güzel yapan Müslüman tüccarlarımızın büyük payı vardır. Çünkü Müslüman; kendi zararına bile olsa yalan söylememeyi, aldatmamayı prensip haline getirmiştir. Bunun aksine yalan söyleyen ve aldatan kimseyi ise sevgili peygamberimiz şu ikazıyla uyarmıştır: “İşinde hile yapan bizden değildir.”(3)
Hutbeme işini sağlam ve güzel yapan Müslümanlara büyük bir müjde veren şu ayetin meali ile son veriyorum: “Şüphesiz Rabbimiz Allah'tır deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vaat edilmekte olan cennetle sevinin!”(4)
(2) Buhari, İlim, 2.
(3) Müslim, 1, 99.
(4) Fussilet, 30.
AFYON'UN KURTULUŞU
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَإِنَّ اللَّهَ عَلَى نَصْرِهِمْلَقَدِيرٌ
Muhterem Müslümanlar!
İçerisinde bulunduğumuz Ağustos ayı Türk-İslam tarihinde zaferlerle, kahramanlıklarla dolu bir aydır. Güzide ilimiz Afyon’da başlayıp 30 Ağustos Zaferi ile sonuçlanan Büyük Taarruzun bunlar arasında önemli bir yeri vardır. Bu zaferle Milli Mücadele'de düşmana son ve en büyük darbe vurulmuş ve Afyon düşman işgalinden kurtulmuştur.
Değerli Kardeşlerim!
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra imzalanan Mondros Mütarekesi'yle birlikte Anadolu'nun birçok vilayeti düşman birlikleri tarafından işgal edilmiştir. Afyon ve çevresi de İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve bunların çekilmesinden sonra da Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Bu işgaller sırasında halka eziyet edilmiş, evler ateşe verilmiş, halkın hayvanlarına ve yiyeceklerine el konulmuştur. İnsanların bir kısmı esir edilip angarya işlerde çalıştırılmış, bir kısmı da şehit edilerek bu topraklar kanla boyanmıştır.
Kıymetli Mü'minler!
Yüce dinimiz İslam, bir insanın öldürülmesini bütün insanların öldürülmesi gibi görmüş savaşın ve şiddetin hep karşısında olmuştur. Bununla birlikte kendisine savaş açılan ve savaşmak zorunda bırakılan mü'minlere de kendilerini savunma hakkını vermiştir. Bu husus Hacc Suresi'nde şu şekilde ifade edilmiştir: "Kendilerine savaş açılan Müslümanlara zulme uğramaları sebebi ile cihad için izin verildi. Şüphe yok ki Allah'ın onlara yardım etmeye gücü yeter."(1)
Milli Mücadele sırasında Anadolu insanı bu şuurla savaşmış ve vatanını savunmuştur. Afyon halkı da işgaller sırasında uğradığı zulme ve haksızlığa karşı tepkisini göstermiştir.
Halk arasında "Ne duruyoruz? Silahlarımızı alıp dağa çıkalım düşmanla savaşalım" diyenlerin sayısı artınca Afyon'un ileri gelenlerinin önderliği ile halk bir araya gelmiş ve işgale karşı mücadele başlatılmıştır. Allah yolunda dinlerini, vatanlarını, canlarını ve namuslarını korumak için savaşan kahraman askerlerimize ayette belirtildiği gibi Allah'ın yardımı ulaşmıştır. Vefakar kardeşlerim! Milli Mücadele Mehmet Akif’in deyimiyle, ezelden beri hür yaşamış bir milletin bundan sonra da hür yaşamak için verdiği mücadelenin adıdır. Eğer biz bu topraklarda bugün özgür bir şekilde yaşıyorsak, bunu şehrimizin kurtarılması için savaşan kahramanlara borçluyuz. Onun için bu kahramanları hiçbir zaman unutmamalı ve gelecek nesillere de unutturmamalıyız. Onlar canları pahasına bu şehri kurtararak bize emanet ettiler ve görevlerini yaptılar. Biz de şehrimizi geliştirip, güzelleştirerek onların emanetine sahip çıkalım. Bir zamanlar bedenleriyle bu şehri savunan insanların, bugün de ruhlarıyla aramızda olduklarını unutmayalım. Okuyacağımız Kur’an ve yapacağımız dualarla şehit ve gazilerimizin ruhlarını şad edelim. (1) Hac Suresi, 22/39
İsra ve Miraç
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
Muhterem Müslümanlar
Miraç Kandili, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin, gecenin bir anında Mekke'deki Mescid-i Haram'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği mübarek gecenin adıdır. Nitekim Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de: "Kulu Muhammed'i bir gece Mescid-i Haram'dan kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür"(l) buyurmuştur.
Aziz Mü’minler
Peygamberimizin hayatı içinde önemli bir yeri olan Miraç, Allah'ın sevgili Resulünden başka hiç kimseye sunmadığı ilahi bir ihsandır. Peygamberimiz için pek büyük şan ve şerefle dolu olan Miraç mucizesi, biz müslümanlar için de ilahî rahmetler ve lütuflarla doludur. Miraç olayının biz müslümanlar için en önemli sonuçlarından birisi hiç şüphe yok ki, dinin direği olan namazdır. Namaz, bize bir miraç hediyesidir. Onun içindir ki, namaz mü'minin miracı olmuştur. Nasıl ki, Peygamberimiz Miraç'ta vasıtalardan arınmış olarak Mevlası ile karşı karşıya geldi ise, mü'min de namazda vasıtasız olarak doğrudan doğruya Rabbinin huzuruna çıkar. Sadece O'na kulluk etme ve sadece O'ndan yardım isteme fırsatı bulur. Eğer mü'min, günde beş vakit namazını dikkatle ve huşu içerisinde kılacak olursa o namaz onun için bir miraç olur, kul onunla Hakka yol bulur.
Muhterem Mü'minler
Miraç gecesi, ulvî bir gecedir. O halde bu mübarek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli; namaz kılmalı, Kur'an okumalı ve Allah'tan af ve mağfiret dilemeliyiz. Eşimize, çocuğumuza bu gecenin anlam ve önemini öğretmeliyiz. Çevremizdeki yoksullara ve kimsesiz çocuklara yardım ellerimizi uzatmalıyız. Annemizi, babamızı ve büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmeli ve dualarını almalıyız. Ebediyete intikal etmiş olanlarımızı rahmetle anarak ruhlarını şad etmeliyiz. Dostlarımızla tebrikleşmeli, sevgi ve saygı duygularımızı perçinlemeliyiz.
Değerli Kardeşlerim
Kandiller birer fırsattır. Bu müstesna zaman dilimlerinde Allah'a daha da yakın olmaya çalışılmalıdır. Bilelim ki, Allah'a yakınlık, O'nun emirlerini yerine getirmek, yasak ettiği şeylerden kaçınmakla mümkündür. Gönül aydınlığı olan Miraç Kandiliniz mübarek olsun.
Yangınların Çevre ve Ormanlarımıza Verdiği Zararlar
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yüce Rabbimizin bize ihsan ettiği sayısız nimetlerinden biri de dünyamızı adeta bir cennet gibi süsleyen yeşil alanlar, ağaçlar ve ormanlardır. Havaya, suya ve gıdaya ihtiyacımız olduğu gibi ağaçlara, ormanlara ve yeşil alanlara da ihtiyacımız vardır. Maalesef tedbirsizlik ve dikkatsizlik yüzünden yangınlara sebebiyet verilmekte, o güzelim yeşil alanlar yok olmakta ve çevremize büyük tahribatlar verilmektedir. Bunun zararını da yine bizler çekmekteyiz. Yüce Rabbimiz bu konuya Kur'an-ı Kerimde dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: “İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler.”(l)
Muhterem Müminler!
Çevremize verdiğimiz büyük zararlardan bir tanesi de anız yakmaktır. Anız yaktığımız zaman birçok canlıyı yakarak öldürmenin vebalini yüklendiğimiz gibi ölen hayvanlara ve böceklere toprağın ihtiyacı olduğunu da unutmamalıyız. Uzmanlar anız yakmayla toprak verimliliğinin azaldığını, topraktaki besin maddelerinin yok olduğunu ve yağmur suyunun toprağa giriş hızının düştüğünü ifade etmektedirler.
Yakılan anızlardan ve yangınlardan çıkan dumanların çevreye, insanlara ve tabiata verdikleri zararlar da çok ciddi boyutlardadır.
Çıkan dumanların birçok hastalığa sebep olduğunu, solunum yollarından şikâyeti olan insanları sıkıntıya soktuğunu bilmek ve hassas olmak zorundayız. Diğer taraftan duman içinde bulunan gazların atmosfere karışarak iklimin değişmesine önemli etki yaptığını aklımızdan çıkarmamalıyız.
Değerli Kardeşlerim
Tabiat kendisine yapılan tahribata kayıtsız kalmamakta, bir şekilde cevap vermektedir. Dünyanın gittikçe ısınması, kuraklık tehlikesinin artması, iklim dengesinin bozulması ve aşırı kuraklıklar bizim yaptığımız tahribatın bir neticesidir. Bu itibarla, yeşil alanların çoğaltılmasına, ağaç ve ormanların korunmasına özen gösterelim. Cennet vatanımızın çölleşmesine seyirci kalmayalım. Sevgili Peygamberimizin ağaç dikmeyi ve ekin ekmeyi sadaka-i cariye olarak kabul ettiğini gösteren bir hadisi ile hutbemi bitirmek istiyorum: “Müslüman, bir ağaç diker, o ağaçtan insan, hayvan veya kuş istifade ederse bu, kıyamet gününe kadar o kimse için sadaka olur" (2)
(l) Rum, 41.
(2) Müslim, Müsakat, 10.
Ekolojik Denge (İhmallerimiz ve Yapmamız Gerekenler)
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Aziz müminler
Yüce Allah okumuş olduğum ayetlerde “Göğü Allah yükseltti ve dengeyi O koydu. Sakın dengeyi bozmayın” (l) buyurmuştur. Mülk suresinde de : “Yedi kat göğü birbiriyle tam uyum içinde yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir de bak: Herhangi bir kusur görebilir misin? Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak, gözün bir kusur bulamadığından, eli boş ve bitkin geri döner” (2) buyurmak suretiyle kâinatın çok büyük bir ilahi denge ile yaratıldığını bizlere beyan etmektedir. Kainata şöyle bir baktığımızda en küçük canlılardan devasa canlılara, uçsuz bucaksız ovalardan denizlere dağlara varıncaya kadar her şeyin ne muazzam bir ahenk ve dengeye sahip olduğunu görürüz. Yüce Yaratanın kudreti ile mümkün olan bu ahenk ve denge Rabbimizin muhteşem sanatını göstermekte ve bizlere bu sanatı tefekkür edip koruma görevini vermektedir.
Aziz kardeşlerim
Deniziyle dağıyla, havasıyla suyuyla, yemyeşil ormanlarıyla bu cennet vatanda istifademize sunulan bütün nimetleri tahrip etmeden gelecek nesillere aktarmalıyız. Bugün gelişigüzel ağaçlar kesiliyor, ormanlar tahrip ediliyor, dikkatsizlik sonucu yangınlar çıkıyor, topraklarımız aşınarak erozyona uğruyorsa bunun sebebi bizleriz.
Ülkemiz çöl olma tehlikesi ile karşı karşıya ise, şehirlerimizde hava kirliliği
varsa, deniz ve göllerimiz çöp ve atıklarla kirlenmişse, balıklar yaşayamaz hale gelmişse bunun kusuru bizlere aittir.
Sevgili Kardeşlerim
Bizlere bahşedilen bütün nimetleri sorumsuzca tükettiğimiz sürece bu problemlere kısa vadede çözüm bulmamız imkânsızdır. Tekasür suresinde Rabbimizin: “Sonra şüphesiz ki size verilen nimetlerden sorguya çekileceksiniz”(3) ikazı gereği iyi ve kötü bütün amellerimizden, bizlere bahşedilen bütün nimetlerden hesaba çekileceğimizi unutmayalım. Bugün dünyamızda yaklaşık olarak 5-6 milyar kadar insan yaşamaktadır. Her birimiz, el yıkarken, diş fırçalarken, abdest alırken veya banyo yaparken fazladan günde 1 litre su harcasak, bu miktar günde 5-6 milyon ton su israfına sebep olacaktır. Dünya hepimizin. Ekolojik dengeyi korumak da hepimizin vazifesidir. Peygamber Efendimizin günümüzde yaşanan su sıkıntılarını çözecek altın değerinde bir tavsiyesiyle hutbeme son vermek istiyorum: “Akan bir nehirde abdest alsan bile israf yapma!”(4)
1) Rahman, 7-8
(2) Mülk, 3-4
(3) Tekasür, 8
(4) İbn-i Mâce, Taharet, 48 وَالسَّمَاء رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ {} أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ
Sıladan Gurbete Dönüşlerin Görüntüleri
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Videolar
SILADAN GURBETE DÖNÜŞLERİN VİDEOSU KAYNAK : BELCIKA EMIRDAGLILAR VAKFI
Sayfa 487 / 497














