Ulaşım
Ulaşım
Emirdağa Ulaşım
Konaklama
Konaklama
Nerede Kalınır
Nerede Yenir
Nerede Yenir
Yemeklerimiz
Yemeklerimiz
Tarihimiz
Tarihimiz
Emirdağ Spor
Emirdağ Spor

ferdaprofil

Kadınlarımız var bizim
Güneş güzelleri
Sıcak oldumu
Atar minderini kapı önüne
Başlar günlük sohbeti

Bir kadın derken iki olur,
“Ne ediyon bacım?” diye seslenir biri,
Gören gelir, katılır sohbete,
Kapı önü kalabalıklaşır fark etmeden.

Önlerinden geçenler
Göz ucuyla bakar, takip ederler
Ardından fısıltıyla konuşulur
Ne koyudur sohbetler

Yalnız çekindikleri,
Görünce pır pır dağıldıkları
Adamlar da var mahallede,
Yusuf Ağa’nın gölgesi,
Mahallenin bilgesi…

 

Dağıtırdı onları evine,
“Ee olsun o kadar,”
O onat adam benim babam…
Sözüyle özüyle, duruşuyla
Kimseyi yarı yolda bırakmazdı,
Darda kalana omuz dayardı.

Bakkaldan 2.5 liralık sakız
Çıtır çıtır çat pat sesiyle
İmrenirsin çiğnemesine
Gönül abanın ağzındaki sanat

Hala çiğniyor mu acaba,
O sesleri çıkarıyor mu yine,
Mahallenin sessizliğine
Çocukluk serpiştiren o neşeyle?

Dudu dilli dudulu
Çamaşır yıkama günü
Kazan kaldırırken
Sacı atar ateşin üzerine

Hiç sac kavurgası yediniz mi siz?
Gariplerin eğlencesi
Birde elinde süpürgesi
Saçları ağarmış
Yazmasının altında

Mahallenin Süllüsü
Etekleri püsküllüsü
Çocukların eğlencesi
Aba aba diyerek gezer
Akıllı gezgin delisi
Bir laf atar, gülüş kopar
Kapı önü bir anda şenlenir.

Çocuklar top peşinde toz duman
Birinin dizi kanar, diğeri ağlar
Annesi koşar, “ah canım” der
Yarayı öper, gözyaşı diner.

Herkesin lakabı var mahallede
Keklik kızı, Duduklu, Kurucalı
Kütükler, Dudulular, Hamitler
Çöp Memetler, Çuğlular
Çitililer, Ahmet Çavuşlar…

Bir isim yetmez anlatmaya bizi
Hem lakap, hem isimle
Gülüşü, kavgası, barışı,sevgisi
Mahalle lakaplarla tanır herkesi.

Canını severim
Canını yerim
Kurban olduğum
Göğel ördeğim

Mahallemin adı çilli
Horozum da çilli
Kedimin adı misi
Köpeğimde mındil

Oynarken kendini unutan çocuğun
Burnunu koluna silmesin diye
Cebinde duran mendil

Kocabaş var, onu gören evine kaçar
Ağır yürür, kocaman alaca renkte
Alplerin Heidi’sinin köpeği gibi
Adı da çakal
Hayvan irisi…

Abılalar sokağı sokağımız
Abıla yapar tepsi işi börek, pişi, kek
Komşu kadınlar gün yapmaya gelir
Küçük tüp ocağı yanında
Çaydanlık üstünde

Sofrayı zengin donatır
Azdan çok çıkarır
Herkes payını alır güle güle
Mahallenin abılası işte
Hem eli bereket
Hem yüreği geniş

İkindi üzeri sandalyeler iner
Hortumla serinlenir akşam
Islak beton ferahlatır insanı
Bahçede dalından koparılan
Yemelik vişne, elma, salatalık sefası…

Ne güzeldi o güneşli günler
Sofranın sefası
Çayın demi, insanın değeri
Sohbetin koyusu
Islak betonlar
Muhabbetin şifası

Özledim şimdi herkesi
Çilli mahallesini
Yitik anıların izini
Geri gelmeyecek
Yaşanmış onca hatıraları
Yüreğimde taşıyorum hepsini…

Ferda Boz Güneri