İlçemiz stratejik konumu itibariyle Afyonkarahisar'ın en şanslı ilçesi ve nedendir bilinmez,
Afyonkarahisar merkezi tarafından en sevilmeyen ilçesidir. 1927 yılında köyleriyle birlikte 49,000 olan nüfusumuz yıl 2008 de 46.200'e düşmüştür. Bunun en açık sebebi ise yurtdışına verilen göçtür. 1960'lı yıllarda 95 köyü bulunan ilçemiz mevcut nüfusuna yeterli gelmiyordu. O yıllarda tarımın ve sanayinin insan gücüne bakması, insanları çok çalıştırırken karşılığı ise tatminkar değildi. Halkın büyük bölümü çekilen çile ve sıkıntılarından kurtulmak için vatanını, köyünü, evini ve ailesini 3000 km. uzaklıktaki gurbet ülkelerine gitmek zorunda kaldı.
İlçemiz acısından bu göçün çok büyük faydası vardır. Nedeni ise, eğer halkımız yurt dışı yerine Türkiye içerisinde büyük şehirlere yöneltilseydi. Kaybımız daha büyük olur geri dönüşler mümkün olmazdı. Belki de yazları gelen gurbetçilerimiz kadar ilçemizde durmazlardı. Bunun en büyük örneği ise Eskişehirde yaşayan halkımız, kendi içlerinde Emirdağlılar ama bir çoğu ilçemize büyükleri varsa bayramlarda yoksa cenazelerde ve askerlik işlemleri için ilçemize geliyorlar. Eskişehir'de Emirdağlılar Vakfımız var, ama vakıfa üye olanların bir çoğunun çocukları Emirdağ’ı hiç görmemiş. Çünkü onlara göre ilçede görülecek hiç bir şey yok. Ama Antalya, Muğla, İzmir onlara daha yakın orada tatillerde vakit geçirmek daha zevkli ve görülecek tarihi yerler var.
Bunları 1960 ve 1970 yıllarda giden her halkımız kazandı. Avrupa da iş alanı çok, yaşlı nüfus nedeniyle, iş gücü neredeyse hiç yoktu. Halkımız bu boşluğu doldururken istediği iş de çalışıyor. Parasını biriktiriyordu. Sılaya dönmek hepsinin aklının bir köşesinde vardı. Ama çocukları gurbette doğmuş okullara başlamıştı. Kendilerinin dönmesi artık emekliliğe kalmıştı. birde çocuğuna Türkiye'de iş kurdumu torunlarıyla güzel bir emeklilik geçireceklerdi. Hayallar güzel yenen bir sabah kahvaltısıdır, Fakat akşam yemeği değildir. Bu nedenle akılda olanlar ele geçenle bir olmadı.
Aslında 1995- ve 2000'li yıllarda emekli olmuşlardı. Türkiye'de ve ilçemizde iş kurmaya güçleri de vardı. Fabrika bile açabilir, hatta Gurbete ihracat bile yapabilirlerdi. Fakat cesaretleri yoktu. Öyleki birikimi bir fabrikaya yetecek zenginlerimiz de vardı. İçlerinde olmayan cesaret başkalarına bağlanmalarına sebep oldu. Yatırım ortaklıklarına kendilerince şartlarla paralar verdiler. "Köyüme , İlçeme bir şeker fabrikası açın. Yıllarım gurbette geçti Artık vatanıma dönmek istiyorum." Hatta bir yatırım ortaklığı Kombassan Holding Kurucusu Haşim Bayram'ın ağzından "Afyon Emirdağ'ın bir beldesi var. Hamburg'da bunlar gemi işçisi, tersane işçisi yüz aile. Bunlar 150 milyon mark biriktirmişler. Bir gün üç çuvalla geldiler yanıma. Ben de bir kahvehanede oturuyorum orada. Çuvalları koydular ve dediler ki; "Biz Emirdağ'ın filan beldesinin aileleriyiz. Bu üç çuvalın içinde 150 milyon mark var, al bunu, bizim oraya fabrika kur." Bu şartların karşılığında verilen paralar Afyon Organize Sanayisine eşit, belkide daha fazlasına, peki ele geçen nedir? Yarım kalan bir çuval fabrikası, birde geleceği kendi ellerinde olan kireç fabrikası. Kısacası Gurbetçimiz dolandırılmış, Gurbete mahkum edilmişti.
Sılaya dönmesi hayal olan, gurbetçimiz cesaretini iyiden iyiye yitirdi. Bir musibed, bin nasihattan iyi derler, çocuklarına da bu yönde tembih ettiler. Gurbette ev almak kiradan gelenle geçinmek daha garanti, emeklilik için verilen 6 aylık tatilde sılada geçirmek daha huzurlu seçildi.













