Ferda Boz Güneri
- Ayrıntılar

Hani derler ya benim hayatım bir roman
Aynen öyle geçti bunca yolculuk zaman
Nereden başlayıp anlatılsa onca yaşanan
“Kaderi kalemle yazan, hayat diye sunan”
Ah, benim hayatım hep roman…
Gençlik, deli bir rüzgâr kabına sığmayan
Enginlere koşan, durulmayan
Dizgin tutmaz bir tay, kibrit alevi gibi yanan
Çabuk geçmeyecek sanılan zaman…
Bir durakta beklerken geçen ömürden
Bir bakışta değişen nice dengeden
Kimi sözler var içe gömülen derinden
Kimi yaralar görünmez hiçbir yerden…
Kalabalıklar içinde tek başına kalan
Bir eksik sandalye her sofrada duran
Ne anlatılsa eksik, ne susulsa tamam
Benim hayatım yaşanmış bir roman…
- Ayrıntılar

Ey yalnızlığı giyinen zamanın insanı!
Gel otur yanıma
Sana bayramı anlatayım…
Biz çocukken bayram sabahı
sabah ezanıyla açılırdı gözlerimiz,
uykulu gözümüzden çapakları ovalayarak başlardık.
Babam camiye giderken
ardından bakmak bile ibadet gibi,
annemin ocağa koyduğu çaydanlık
usul usul kaynardı.
Bayramlık elbisemizi giyerdik, ne haz verirdi.
Hiç unutmam beyaz rugan pabuçlarım olmuştu.
“Bu çok güzel kaymak gibi”
diyerek yanağıma sürmüştüm.
Annemle ablam bana gülmüşlerdi. Başucuma koyarak uyumuştum o gece pabuçlarımı.
Arefeden hazırlanırdı bayram,
baklavalar açılır, çörek otlu pişiler kızarır,
helva kavrulur.
Anneler sadece unu değil,
hatıraları da çevirirdi sabırla.
Komşulara sırayla dağıtılırdı bunlar.
- Ayrıntılar

Hz. Musa, Tûr’da kelamın duyarken,
Sen kadir gecesi bizle konuştun
Biz Kur’an-la secdeye eğilirken,
Affet bizi, Ramazan hürmetine.
Hz. Yunus’u, balık yutar karnında
Tevbeyle yöneldi sana denizde,
Hatalarımızla yönelirsekte,
Rahmet eyle, Ramazan hürmetine.
Hz. Yusuf’un hürmetine dedin
On bir kardeşini de bağışladın
Bizlerin on bir ayını bilirdin
Bağışlarsın, Ramazan hürmetine.
Hz. Eyyüb, hastalığına sabretti
Derdin dermanını senden diledi
Oruç tutan bedenlerimize de
Şifanı ver, Ramazan hürmetine.
Hz. İbrahim har ateşe atıldı
Adını anarak sana sığındı
Bizlerde Sana sığındık affede
Akla bizi, Ramazan hürmetine.
Hz. İsmail kurban edilecekti
Teslimiyetle selamete çıktı
Bizi kullukta çıkar selamete
Eman bulsak, Ramazan hürmetine.
- Ayrıntılar

Üzerimize düştü gölgen
Hoş geldin Sultan-ı Ramazan
Haneye bereket getirdin
Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan.
Gönüllere huzurlar verdin
Rahmetinle bizleri sevdin
Dualarla umutlar serdin
Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan.
Sahurda uyanan gönlümüz
O an yıkanır tüm kirimiz
Savma niyetlenir gireriz
Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan.
Kuran’la hep gark oluruz
Özden ona kulak veririz
Ayetleri kalpte yaşarız
Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan.
- Ayrıntılar

Kadınlarımız var bizim
Güneş güzelleri
Sıcak oldumu
Atar minderini kapı önüne
Başlar günlük sohbeti
Bir kadın derken iki olur,
“Ne ediyon bacım?” diye seslenir biri,
Gören gelir, katılır sohbete,
Kapı önü kalabalıklaşır fark etmeden.
Önlerinden geçenler
Göz ucuyla bakar, takip ederler
Ardından fısıltıyla konuşulur
Ne koyudur sohbetler
Yalnız çekindikleri,
Görünce pır pır dağıldıkları
Adamlar da var mahallede,
Yusuf Ağa’nın gölgesi,
Mahallenin bilgesi…













