Ferda Boz Güneri
- Ayrıntılar

Ey yalnızlığı giyinen zamanın insanı!
Gel otur yanıma
Sana bayramı anlatayım…
Biz çocukken bayram sabahı
sabah ezanıyla açılırdı gözlerimiz,
uykulu gözümüzden çapakları ovalayarak başlardık.
Babam camiye giderken
ardından bakmak bile ibadet gibi,
annemin ocağa koyduğu çaydanlık
usul usul kaynardı.
Bayramlık elbisemizi giyerdik, ne haz verirdi.
Hiç unutmam beyaz rugan pabuçlarım olmuştu.
“Bu çok güzel kaymak gibi”
diyerek yanağıma sürmüştüm.
Annemle ablam bana gülmüşlerdi. Başucuma koyarak uyumuştum o gece pabuçlarımı.
Arefeden hazırlanırdı bayram,
baklavalar açılır, çörek otlu pişiler kızarır,
helva kavrulur.
Anneler sadece unu değil,
hatıraları da çevirirdi sabırla.
Komşulara sırayla dağıtılırdı bunlar.
- Ayrıntılar

Hz. Musa, Tûr’da kelamın duyarken,
Sen kadir gecesi bizle konuştun
Biz Kur’an-la secdeye eğilirken,
Affet bizi, Ramazan hürmetine.
Hz. Yunus’u, balık yutar karnında
Tevbeyle yöneldi sana denizde,
Hatalarımızla yönelirsekte,
Rahmet eyle, Ramazan hürmetine.
Hz. Yusuf’un hürmetine dedin
On bir kardeşini de bağışladın
Bizlerin on bir ayını bilirdin
Bağışlarsın, Ramazan hürmetine.
Hz. Eyyüb, hastalığına sabretti
Derdin dermanını senden diledi
Oruç tutan bedenlerimize de
Şifanı ver, Ramazan hürmetine.
Hz. İbrahim har ateşe atıldı
Adını anarak sana sığındı
Bizlerde Sana sığındık affede
Akla bizi, Ramazan hürmetine.
Hz. İsmail kurban edilecekti
Teslimiyetle selamete çıktı
Bizi kullukta çıkar selamete
Eman bulsak, Ramazan hürmetine.
- Ayrıntılar

Üzerimize düştü gölgen
Hoş geldin Sultan-ı Ramazan
Haneye bereket getirdin
Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan.
Gönüllere huzurlar verdin
Rahmetinle bizleri sevdin
Dualarla umutlar serdin
Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan.
Sahurda uyanan gönlümüz
O an yıkanır tüm kirimiz
Savma niyetlenir gireriz
Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan.
Kuran’la hep gark oluruz
Özden ona kulak veririz
Ayetleri kalpte yaşarız
Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan.
- Ayrıntılar

Kadınlarımız var bizim
Güneş güzelleri
Sıcak oldumu
Atar minderini kapı önüne
Başlar günlük sohbeti
Bir kadın derken iki olur,
“Ne ediyon bacım?” diye seslenir biri,
Gören gelir, katılır sohbete,
Kapı önü kalabalıklaşır fark etmeden.
Önlerinden geçenler
Göz ucuyla bakar, takip ederler
Ardından fısıltıyla konuşulur
Ne koyudur sohbetler
Yalnız çekindikleri,
Görünce pır pır dağıldıkları
Adamlar da var mahallede,
Yusuf Ağa’nın gölgesi,
Mahallenin bilgesi…
- Ayrıntılar

Ah annem ah özlemin sardı kalbimi
Sonsuz deryalarda yüzen hüzünler gibi
Badem ağacının çiçeği açmaya başladığı
Can suyunun ağaca yürüdüğü bir mevsimde
Toplayıp yiyorduk senle çağlalardan çatlatarak ağzımızda
Annecim kalbime dolan ay bakışınla
On sekiz yaştı aşka tutunmuşum
Kelebekler misali sessizce uçmuşum
Şu gurbet varya uzak denilen hani
Kâf dağının ardında olduğu söylenen gurbet
Dağ çizdim kafamda ardını hayallerle doldurarak
Sonu gelmez ayrılıkları çağırarak
Ah özlem içime yokluk eken özlem
Mezar taşlarına delerek bakan özlem
Sekiz basamaklı taş merdiven
Sekizinci basamak
Ne yukarıdayım ne aşağı
Sadece tam buradayım
Kapı üzerindeki no gibi beklemenin kendisiyim













