İslam dinini tebliğe memur olan Hz. Peygamber (sav), bir yandan iman esaslarını gönüllere nakşederken, diğer yandan da bu akide etrafında toplanan ırkları, ülkeleri, renkleri ve dilleri farklı olan insanları, “din kardeşliği” adı altında birleştirip kaynaştırmıştır. Bunun en canlı örneği de hicretin ilk yıllarında Mekke’den hicret ederek gelmiş olan Muhâcirler ile Medine’nin yerlisi olan Ensâr arasında gerçekleştirilmiş olan kardeşlik anlaşmasıdır. Bu özel kardeşlik; her türlü maddi ve manevi yardımı, birbirlerine ikram ve iyilik yapmayı birbirlerini koruyup gözetmeyi içine alıyordu.Bir toplumda, zengin-fakir, amir-memur, işçi-işveren, bilen-bilmeyen kısacası tüm fertler kardeşlik bilinciyle yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olduğu zaman, Yüce Allah’ın yardımına mazhar olacakları unutulmamalıdır. Dinimiz, kardeşlik duygularını pekiştirecek nice mesajlar içermektedir. Kur’an-ı Kerimde: “Mü'minler ancak kardeştirler”(1) buyrulurken, Sevgili Peygamberimiz de: "Hiçbiriniz kendisi için arzu ettiğini şeyi kardeşi için de arzu etmedikçe iman etmiş olmaz”(2) hadis-i şerifiyle, toplum dayanışmasının gereğini en güzel şekilde ortaya koymuşlardır. Yine bir hadislerinde Resul-i Ekrem efendimiz (sav), İslam kardeşliğini şöyle ifade etmektedirler: “Müslüman Müslüman’ın Kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu tehlikeye atmaz. Her kim bir kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Her kim bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da o kimseden Kıyamet gününün sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Her kim bir Müslüman’ın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet gününde onun kusurunu örter.”(3)
Birliğin olmadığı yerde dağılma, parçalanıp bölünme, kin, nefret ve düşmanlık vardır. Nitekim Yüce Rabbimiz(cc) Kur’an-ı Kerim’de: “Toptan Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın, Allah’ın size olan nimetini anın. Birbirinize düşmandınız, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi ondan kurtardı. Allah, hidayete eresiniz diye size böylece ayetlerini açıklar”(4) buyurarak birliğin önemini, düşmanlığın, çekişmenin ve dağılıp parçalanmanın tehlikelerini bizlere beyan etmiştir.
Allah’ın varlığına ve birliğine, kitaplara, peygamberlere, meleklere inanan ve aynı kıbleye yönelen biz Müslümanlar, Kur’an’ın etrafında birleşmeli ve asla bölünüp parçalanmamalıyız. Ortak değerlerde birleşmeleri gerekirken asgari müştereklerde bile bir araya gelemeyen milletler, kendi sonlarını hazırlamış olurlar. Nitekim Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde bu hususu ifade etmek üzere şöyle buyurmaktadır: “Allah’a ve Rasulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin, sonra gevşersiniz ve gücünüz, elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”(5)
(1) Hucurat, 49/10
(2) Buhârî, İmân, 7
(3) Müslim, Sahih, 4677
(4) Al-i İmran, 3/103
(5) Enfal, 8/46














