Şanlı ecdadımızın tarihi, diğer milletlere misal olacak birçok zaferlerle doludur. Tarihimizde kazanılan büyük zaferlerin birçoğu Ağustos ayı içerisinde toplanmıştır. Ağustos ayı, kökleri tarihin derinliklerine doğru uzayıp giden tarihimizin içinde şan ve şerefle dolu bir aydır. Ağustos ayı, tarihimizin dalga dalga destanlaştığı, milletlerin ve devletlerin hafızalarına ebediyen silinmez bir mührün vurulduğu şanlı zaferler ayıdır.
Anadolu tarihinde dönüm noktası olan iki büyük zafer Ağustos ayındadır. Bunların ilki İslamın Anadolu’ya girmesini de sağlayan 26 Ağustos 1071 deki Malazgirt Zaferidir. İkincisi ise 26 Ağustos günü başlayıp 30 Ağustos 1922 günü kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile taçlanan Büyük Taarruzdur. Dün Malazgirt’te Mehmetçik kükremiş aslanlar gibi zafere doğru nasıl koştu ise 30 Ağustos günü Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Muharebesinde de ecdadımız öyle zafere koşmuştur. Vatanımızı ele geçirmek için çalışanlar Kahraman Mehmetçiğimiz tarafından kuşatılmış, en ağır darbe onlara vurulmuştur.
Müslümanlar, din, iman ve Kur’an’dan aldığı güç sayesinde karşısında hiçbir engel tanımamıştır. Bu imana zamanın topu, tüfeği ve en güçlü silahları tesir edememiştir. Nitekim hutbeme başlarken okuduğum ayeti kerimede Yüce Rabbimiz: “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız”(1)buyurmaktadır. Yine onlar, Hz. Peygamberin; “Allah rızâsı için bir gün nöbet beklemek, dünyâ ve dünyâdakilerden hayırlıdır”(2) hadîs-i şerîfindeki müjdenin bilinciyle hudut boylarında nöbet tutmanın kutsallığını canlarından aziz bilmişlerdir.
Milletimiz İslamiyet’i kabul ettikten sonra insanlık tarihinde yeni değerler açan büyük zaferler kazanmış, üstün medeniyetler kurmuştur. Kazanılan bu büyük zaferlerin büyük bir kısmı ve önemlileri içerisinde bulunduğumuz ağustos ayında gerçekleşmiştir. Bundan dolayıdır ki Ağustos ayı şanlı tarihimize “zaferler ayı” olarak geçmiştir. Kanlarıyla kahramanlık destanı yazan ecdadımızın bu durumunu şair şöyle dile getirmiştir;
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır;
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Bu vesileyle vatanımızı canlarını feda ederek koruyan ve bu toprakları kanlarıyla sulayan bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimizi minnetle yad ediyoruz.
(1) Bakara, 154
(2) Buhari, Cihad, 72














