Haftanın Hutbesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Bir vatanı paylaşan insanlar dili, dini, ırkı, cinsiyeti ve kültürü ne olursa olsun bir toplumu oluşturur. Toplumu oluşturan bütün bireyler de hiçbir fark gözetilmeksizin eşittir. Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerimde bir toplumda yasayan bütün insanlara haklarının verilmesini istemekte, adaletin dağıtılmasında zengin fakir ayırımına gidilmemesini istemektedir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Haktan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin. Allah için şahitlik eden insanlar olun. Bu hükmünüz ve şahitliğiniz isterse bizzat kendiniz, anneniz, babanız ve yakın akrabalarınız aleyhinde olsun. İsterse onlar zengin veya fakir bulunsun; çünkü Allah her ikisine de sizden daha yakındır.”(1)
İslam dininin en büyük özelliklerinden biri de insana verdiği değer ve onlara tanıdığı hak ve özgürlüklerdir. Hz. Peygamber (sav) insanların birer eşya gibi alınıp satıldığı bir devirde, hür ve kölenin hiçbir fark gözetilmeksizin ALLAH katında eşit olduğunu 14 asır evvel Mekke'den bütün insanlığa tebliğ etmiştir. Peygamber Efendimizin vefatlarından önce gerçekleştirmiş olduğu "Veda Hutbesi" olarak bilinen bu tebliğde bildirilen ve insanlara tanınan hak ve hürriyetler 20. asrın başlarında bile tüm insanlığa tanınmış değildi.
Veda Hutbesinde öncelikle bütün insanların dokunulmaz hakları bildirilmiştir. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır. "Ey İnsanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecavüzden korunmuştur."
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
İnsanın gönlünde bulunması gereken en önemli inanç Allah inancıdır. Allah inancı, sorumlulukların yerine getirilmesinde, iyiliklerin hayata aktarılmasında ve kötülüklerden uzak kalınmasında en önemli etkendir. Allah inancının canlı tutulmasının, insanlarla olan ilişkilerde yanlışlıklara sapmamanın en önemli yolu ise İhsandır. İhsan’ı Sevgili Peygamberimiz şöyle tarif etmektedir. “Allah’a onu görüyormuşsun gibi kulluk etmektir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görmektedir”(1)
Günlük hayatımızda birçok sıkıntılarla karşılaşmaktayız. Bazen hastalıklarla, bazen mallarımızın eksilmesiyle, bazen de türlü türlü sıkıntılarla imtihandan geçirilmekteyiz. İşte yaşadığımız bu dünya hayatındaki imtihanımızı en güzel şekilde geçirip, ahiret hayatında mutlu olmanın yolu ihsandır. Çünkü “Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve ihsanla hareket edenlerle beraberdir.”(2)
İhsan Rabbimizin bizlere emretmiş olduğu şeylere uymak, ibadetlerimizi yerine getirmeye özen göstermek ve yasaklarından uzaklaşmaktır. İhsan hem Yaratanımıza hem de birlikte yaşadığımız insanlara saygı duymaktır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Bize ihsan ettiği sayısız nimetlere karşı yüce Rabbimize şükran borcumuzun olduğunu biliyoruz. Bu borcumuzu ödeyebilmemiz, manen O'na yaklaşabilmemiz ve O'nun sevgisini kazanabilmemiz için yapabileceğimiz görevlerden biri de kurban ibadetidir.
“Kurban”; belirli hayvanları kurban bayramı günlerinde Allah rızası için keserek veya vekalet yolu ile kestirerek yerine getirilen bir ibadettir.
Kurban ibadeti; Allah’ın emrine boyun eğdiğimizin, malımızı Allah rızasını kazanabilmek için feda edebileceğimizin açık ifadesidir.
Kurban ibadeti; Allah sevgisini bütün sevgilerin üstünde tuttuğumuzun, hak yolunda fedakarlığımızın bir göstergesidir.
Kurban kesen veya vekalet yoluyla kestiren müminler, ''Rabbin için kurban kes"(1) emrini yerine getirmiş, Allah'a teslimiyetini göstermiş, kulluk bilincini tazelemiş, Peygamberimizin sünnetine uymuş ve çok sevap kazanmış olur. Peygamberimiz aleyhisselam, "Kurbanlık hayvanın yünlerinin her bir kılına on hasene sevap verilir" (2) "Kurban, kıyamet günü boynuzları ve tüyleri ile birlikte gelir. Kesilen kurban, kanı yere düşmeden Allah katındaki yerine ulaşır" (3) buyurarak kurban ibadetinin sevabının çokluğunu ve önemini dile getirmiştir.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Allah (cc) Hazretleri bizleri en güzel şekilde yaratmış, yaratılmışların en güzeli ve mükemmeli kılmıştır. Bizler de Rabbimizin; "Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayınız"(1) emrine uyarak, sahip olduğumuz güzellikleri, vücudumuzu, sağlımızı korumakla mükellefiz. Sıhhatin korunması ve sağlıklı yaşamanın en önemli şartlarından birisi de şüphesiz ki dişlerimizin sağlıklı ve bakımlı olmasıdır. Dişleri çürük ve sağlıksız olan bir insanın sağlığı bozulmuştur veya bozulmaya adaydır. Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre, yirmi yaşına gelen her yüz kişiden 89'unun dişleri çürük. Her 100 kişiden 80'inin diş eti iltihaplıdır. Okul çocuklarının yüzde 67'si diş fırçası kullanmamakta ve yılda her 4 kişiye sadece bir diş fırçası düşmektedir.
O kadar reklama, tanıtıma, eğitime ve teşvike rağmen diş temizliği ve bakımı maalesef istenen düzeye gelmiş değildir. Zaruri bir ihtiyaç, bir sağlık ve bir temizlik olarak görülmediği için de bir alışkanlık haline gelmemiştir. Ayrıca sigara tüketiminin ileri boyutlara varması, özellikle gençler arasında çok yaygın olmasından dolayı da ağız ve diş bakımı hep ihmal edilmiştir.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Toplumda yaygın bir alışkanlık haline gelmiş olan bir tehlikeden sigara’dan bahsedeceğiz. Bu tehlike, birçok ülkede olduğu gibi memleketimizde de ciddi boyutlara ulaşmıştır. Ancak, gelişmiş ülkelerde kullanıcılarının terk ettiği bu zararlı madde, maalesef Müslüman olmamıza rağmen bizim ülkemizde bağımlısını arttırmaktadır.
Çoğu zaman insanın duyguları, arzuları ve ihtirasları aklına galebe çalar da göz göre göre gelen tehlikeye karşı tedbir almaz. Felaket kapıyı çalmadan kurtulma çareleri aramaz. Bunun en yaygın örneği sigara tiryakiliğidir. Bu ve benzeri bağımlılıkların makûl bir açıklaması ve gerekçesi yoktur. Akıl, bilgi ve din sigaranın terk edilmesini emreder, alışkanlık ise bunlara karşı koymaktadır ve üzerinde "sigara öldürür" yazdığı halde tiryaki, paketi açar, bir tane daha yakar. Bu tutkuya esir olmuştur ki, kendisine ve çevresindekilere verdiği zararı ve rahatsızlığı önemsemez.
Sigara tiryakisi, kendisini maddi manevi bitirip tüketen şahsi arzusu için dünya kadar harcama yaparken, masum yavrusunun okul harçlığından ve ailesinin nafakasından kıstığını aklına getirmez. Kişi artık, aynı yastığa baş koyduğu eşini, aynı safta namaz kıldığı cemaati ve aynı havayı teneffüs ettiği arkadaşını rahatsız etmiş olduğuna aldırmayarak nefsinin esiri olmuştur. Yapılan araştırmalara göre sigara kullananların eşlerinde, sigara kullanmayanların eşlerine oranla yüzde 23 daha fazla akciğer kanseri görüldüğünü tespit edilmiştir.
Geçmişte hiçbir salgın ve afetin bu kadar tehlikeli olmadığını kaydeden araştırmacılar, dünyayı sağlık açısından ve ekonomik açıdan tehdit eden en ciddi tehlikenin sigara olduğunu vurgulamaktadırlar. O halde, yaptığımız her şeyin hesabını vereceğimize iman eden müminler olarak, neden hala bu alışkanlığa son vermiyoruz? Sigaranın zararsız olduğunu söylemek, artık bugün ilmen ve tıbben imkânsız olduğuna göre, konunun dinî yasaklar çerçevesinde olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Artık çok iyi biliyoruz ki içinde 4000 kadar zararlı kimyasal madde içeren sigara, kanser başta olmak üzere birçok hastalığa yol açmaktadır. Buna mukabil Kur’an’da, “Kendinizi elinizle tehlikeye atmayın”(1) buyrulmuş, Peygamber Efendimiz de, “Ne zarara uğrama ne de zarar verme vardır”(2) buyurarak hiç kimsenin kendine ve başkalarına zarar verme hakkı olmadığını vurgulamıştır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
İslamiyet, Allah rızası gözetilerek insanlar yararına yapılan her türlü iyiliği, nafile ibadetlerden saymıştır. Buna göre vatana ve millete hizmet etmek, yoksula ve fakire yardım etmek, Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde imandan hemen sonra gelen salih amel kapsamında değerlendirilmiştir.
Toplumsal hizmet ve yatırımların, hem dünya ve hem de ahiret hayatında karşılığı görülecektir. Bir ayet-i kerimede “Kim salih amel işlerse, kendi lehine işlemiş olur; kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz”(1) buyrulmuştur.
İnsanı yücelten ilim, fikir ve kültüre katkıda bulunmak da en kıymetli hizmetlerdendir. Sevgili peygamberimiz, insan yetiştirmeyi, ilme ve insanlığa hizmet etmeyi sevabı hiç kesilmeyen salih ameller olarak nitelendirmiş ve şöyle buyurmuşlardır: “İnsan ölünce arkasından amel defteri kapanır. Ancak üç şey vardır ki, onlar sebebiyle kişiye sevap yazılmaya devam eder. Bunlar, cami, okul, hastane gibi sadaka-i cariyeler, insanların istifade ettiği ilim ve kişinin ardından dua edecek salih bir evlattır.”(2)
Topluma yararlı davranışlarda bulunmayı emreden dinimiz, helal yoldan servet sahibi olmayı teşvik etmiş, elde dilen servetin bütün insanların faydasına olacak şekilde değerlendirilmesini istemiştir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de "Size ne oluyor da Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır"(3) buyrularak bütün nimetlerin asıl sahibinin Allah olduğu bildirilmiştir.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
İnancımızın göstergesi olan ibadetlerimizden biri de Hac ibadetidir. Allah-u Teala “Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.”(1) ilahi emri ile şartları taşıyan müminleri hacca davet etmekte, bu çağrıya icabet edecek olan kardeşlerimiz ise Beytullah’ı ziyaret etme şeref ve heyecanını yaşamaktadırlar.
Hacca niyet etmiş kardeşlerimiz öncelikle bu yolculuğu ticari veya turistik bir seyahat olarak düşünmemelidir. Bu bir ibadet yolculuğudur. Bu yolculuk için atılan her adım, çekilen her sıkıntı kişiye nice mükâfatlar kazandırırken, diğer taraftan kabul edilmiş bir haccın karşılığında geçmiş günahlar affedilecektir. İşte bu bilinç olduğu müddetçe hacı adayı her zamankinden daha sabırlı ve daha tahammüllü olacaktır.
Peygamberimizin ifadesiyle “Allah’ın misafiri”(2) olmaya yaklaşan hacı adayı, bu misafirliğe ruhen ve bedenen kendini hazır hale getirmelidir. Bu maksatla yola çıkmadan önce başta yakın ve uzak akrabalar olmak üzere, komşular, eş dost ziyaret edilmeye çalışılmalı üzerinde hakları var ise haklarını ödemeli, küs olanlar var ise mutlaka barışmalı kutsal mekânlarda iç dünyasını olumsuz şeylerle meşgul edecek durumların hepsinden sıyrılmalıdır. İç dünyamızı hazır hale getirmemizin yanında bu önemli ibadeti eksiksiz yapabilmek için hacla ilgili gerekli bilgileri öğrenmeye gayret göstermeliyiz.














