Haftanın Hutbesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar!
Allâhu Teâlâ; insanları yaratmış, yeryüzünü onların yaşayışlarına uygun olacak gıdalarla dolu bir nimet sofrası haline getirmiştir. Fakat insan sağlığına zarar verecek şeyleri de haram kılmıştır. Aynı zamanda İslamiyet, aklı, canı, nesli, malı ve dini korumayı esas almış, bu değerlere herhangi bir şekilde zarar verilmesini de şiddetle yasaklamıştır. Bu sebeple dinimiz, insanlara yararlı ve temiz olan şeyleri helal, zararlı ve temiz olmayanları da haram kılmıştır. Dolayısıyla dinimizde sarhoşluk veren maddeler ve her türlü uyuşturucular yasaklanmıştır. Nitekim Cenab-ı Hak, “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz”(1) buyurmuştur.
Değerli Müminler!
İçki ve uyuşturucu, insanın akıl, ruh ve beden sağlığını bozar ve dolayısıyla onun ailevi, sosyal ve mesleki hayatını, olumsuz yönde etkiler. İçkinin verdiği zarar, yalnız onu içenle sınırlı kalmaz, toplumun diğer fertlerini de etkiler. Çünkü sarhoşluk sebebiyle akli dengesi bozulan bir kişi, tavırlarını kontrol edemez. Kendisine ve başkalarına olan saygısını yitirir. Taşkın hareketleriyle kırgınlık, dargınlık, kavga, cinayet ve trafik kazaları gibi çeşitli zararlara sebep olur.
Böylece hem kendisine hem de başkalarına zarar vermiş olur. Nitekim bu husus Kur'an-ı Kerim'de şöyle açıklanmaktadır: “Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?”(2) İçerisindeki alkol nispeti düşük veya yüksek olsun, hangi ismi alırsa alsın, sarhoşluk veren her şey haramdır. Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar
Bizleri yoktan var eden, bizlere hayat ve hidayet veren, hayatımız ve ölümümüz, elinde olan, her an ve her zaman kendisine muhtaç olduğumuz Allah'a karşı ibadet ve kulluk etmekle mükellefiz. İşte bu ibadetlerden birisi de Kurbandır. Kurban Allah'a yaklaşmanın, Allah yolunda fedakarlıkta bulunmanın yollarından biridir. Allah sevgisinin, O'na sadakatin mali bir ibadet olarak dışarıya yansımasıdır. Kurban bir teslimiyettir. Hz. İbrahim ile Hz. İsmail Rablerine öyle bir teslim olmuşlardı ki, biri evladını sırf Allah rızası için kurban etmekte, diğeri de Allah'ın emrine canı pahasına uymak için kurban olmaktaydı.
Değerli Müminler
Kurban bayramında keseceğimiz kurban üzerimize vaciptir. Yani gücü yeten her Müslüman bu ibadeti yerine getirmekle görevlidir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz hadislerinde şöyle
buyurmaktadır, “İnsanoğlu Allah nezdinde kurban gününde kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır”(1). “Kurban kesmeye gücü yettiği halde kurban kesmeyen kimse namazgâhımıza yaklaşmasın”(2).
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar!
Yüce dinimiz İslam, önemli ahlaki ilkeler koymuştur. Bu önemli ilkelerden birisi de insan sevgisidir.
Dinimiz, insanların barış, huzur ve sevgi içinde yaşamalarını, dünya ve ahiret mutluluğunu elde etmelerini sağlamak için bütün insanlığa gönderilmiş evrensel bir dindir. Müslüman, barışçı insandır. Barış ve huzurun kaynağı ise sevgidir. İnsanlar birbirini sevmedikçe barışın sağlanması mümkün olmaz.
Muhterem Müminler!
İslam dini, ırkı, rengi, dili ne olursa olsun, bütün insanlığı kucaklayan evrensel bir dindir. Çünkü Allah, bütün alemlerin Rabbi ve Hz. Muhammed de tüm alemlere gönderilmiş bir peygamberdir. Bu konuda yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”(l).
Peygamberimiz (s.a.v.) de: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de kamil mümin olamazsınız”(2) buyurarak sevgi ve kardeşliği öğütlemektedir.
Değerli Müminler!
İnsanları çeşitli kamplara bölme gayretlerinin yoğun olduğu günümüzde insanlığın, insan sevgisi ve hoşgörü konusunda Mevlana'dan alacağı çok şey vardır. Mevlana; kadın-erkek, genç-yaşlı, iyi-kötü, zengin-fakir, Müslüman-Hıristiyan demeden; her insanı Hakk'ın nurundan bir parça olarak görür, insanlara hep sevgi ve hoşgörü ile bakar.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar
Yüce Mevla yarattığı bütün varlıklar için bir kural koymuştur. Var edilen bütün canlılar doğar, sonra yaşam buldukları hayata veda ederler. Yaşadığımız bu dünyadan ayrılmak anlamına gelen ölüm, yok oluş değil, ebediyet hayatında yeniden bir var oluştur. Nerede olunursa olunsun, kim olursa olsun ve ne kadar kaçılırsa kaçılsın yaratılmış her varlık, mutlaka bir gün ölüme boyun eğecektir. Kur'an-ı Kerim'de bu hususa şöyle dikkat çekilmektedir: “Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.”(1)
Değerli Müminler
Dünyada yaşayan her canlı için ölüm kaçınılmaz bir gerçektir. Şair bu gerçeği ne güzel dile getirmiştir:
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanmadın olacak.
Kim bilir nerede nasıl kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Bu sebeple gerçeklerden kaçmak yerine gerçek olana hazırlık yapmak insan için en karlı davranış şekli olacaktır. Sevgili Peygamberimiz de, ölümü en çok hatırlayan ve ölümden sonrası için hazırlık yapanı en akıllı kimse olarak değerlendirmiştir.(2)
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar!
Bilindiği üzere fertlerin ve toplumların maddi manevi her alanda yükselmelerini ve ilerlemelerini sağlayan unsurların başında, ilim gelmektedir. Bu sebeple dinimiz ilme, okumaya ve öğrenmeye büyük değer vermiş, ilim tahsilini her Müslümana farz kılmıştır. O kadar ki, insanlığa doğru yolu ve gerçek saadeti göstermek üzere indirilmiş olan Kur'an-ı Kerim'in ilk emri ‘oku’ olmuştur.
Bütün insanları bir tarağın dişleri gibi eşit sayan İslam “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”(1) “Allah içinizden iman edenlerle ilme nail olanların derecelerini yükseltir.”(2) “Kulları içinde Allah'tan gerektiği şekilde ancak ilim sahipleri korkar.”(3) gibi ayetlerle ilim sahiplerini diğer insanlardan ayırıp yükseltmiştir. “Sakın cahillerden olma”(4) “Cahillerden yüz çevir”(5) anlamındaki pek çok ayetle de cehaleti ve bilgisizliği yermiştir.
Muhterem Müslümanlar
Bu sebepledir ki dinimiz ilimle uğraşmayı nafile ibadetten üstün saymış ve ilim rütbesini rütbelerin en yükseği olarak kabul etmiştir. İlmin ve ilim öğrenmenin değeri konusunda peygamberimizin yüzlerce hadisi şerifi arasında şunlar ne kadar dikkat çekicidir. “Çin de bile olsa ilmi alınız, çünkü ilim kadın erkek her Müslümana farzdır”(6) “İlim ve hikmet müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa alsın.”(7)
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Kıymetli Müslümanlar!
İslam'da kazanma, mal mülk edinme tıpkı ilim gibi farz telakki edilmiş, kişinin kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdürebilmesi, çoluk çocuğunun nafakasını temin etmesi maksadıyla
meşru yollardan çalışıp kazanması, ibadet ölçüsünde kutsal ve değerli bir davranış olarak nitelendirilmiştir. Allah (c.c.) Kur'an-ı Kerim'inde şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah'a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah'a şükredin.”(1)
Ayrıca her şeyde olduğu gibi ticarette de İslami ölçülere uygunluk asıldır. Allah
Teala, ticaret ahlakı bozulan, ölçü ve tartıda hile yapan Medyen halkının durumunu örnek olarak verir. Medyen'e Peygamber olarak gönderilen Şuayb (a.s.) şöyle der: “Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir; artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayırlıdır.”(2)
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar
Yüce dinimizin, temel esaslarından biri de hac ibadetidir. Hac ibadeti; Yüce Allah’a kulluk maksadıyla, belirli zamanda ihramlı olarak Arafat'ta vakfe yapmak, sonra Kâbe-i Muazzamayı usulüne göre ziyaret ve tavaf etmektir. Hac İslam dininin beş temel esasından biridir. Hem mali, hem de bedeni bir ibadettir. Sıhhati yerinde olan ve dinen zengin sayılan, akıl-baliğ olmuş her Müslümana farzdır. Kur'an-ı Kerim'de Cenabı Hak “Yoluna gücü yetenlerin, o evi (Kabe'yi) haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır”(1) buyurmaktadır.
Muhterem Kardeşlerim!
Hac ibadeti, mahşer gününün dünyadaki bir misalidir. Hac esnasında dünyanın dört bir bucağından gelen renkleri, şekilleri, dilleri, ırkları farklı müminler her türlü vasıf ve rütbeden sıyrılarak beyaz ihramlar içinde aynı zikir ve hareketlerde bulunarak, İslamın tevhid inancını birlikte yaşarlar. Allah'a yönelerek, dünya nimetlerinden adeta sıyrılarak sonunda bu dünyadan böyle beyaz bir kefenle ayrılacağını, mal-mülk, evlat ve mevkinin burada kalacağını hatırlatırlar. O mukaddes mekanda hacılar, samimi olarak Allah'a yalvarır ve gözyaşı dökerek kendilerinin ve bütün Müslümanların affını dilerler.














