Haftanın Hutbesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi

Muhterem Müslümanlar
Allah’ü Tealanın biz kullarına emrettiği bütün ibadetlerin, pek çok faydaları vardır. Tabi ki bizler sadece Allah’ın rızasını umarak ibadet yaparız. Ancak bu sayısız faydalar bize Rabbimizin nimetinin sınırsızlığını ve rahmetinin büyüklüğünü göstermektedir. Oruç ibadeti de sayısız faydalar kazandırır insana. Hutbemde orucun faydalarından birkaçına değinmek istiyorum. Orucun bir faydası insanı kötülüklerden alıkoymasıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Oruç bir kalkandır, o halde oruçlu kötü söz söylemesin. Kendisi ile tartışıp kavga etmek isteyen kimseye iki defa ‘ben oruçluyum’ desin”(1) buyurarak bu hususu ifade etmişlerdir.
Değerli Mü’minler
Oruç aynı zamanda ahlakımızı da güzelleştirir. Oruç tutmaktaki amaç, imsak ile iftar arasında aç kalabildiğimizi kanıtlamak değil, ruh ve bedenimizi kötü söz ve davranışlardan temizleyip arındırmaktır. Sevgili Peygamberimiz: “Çok oruç tutanlar var ki, onlara tuttukları oruçlardan sadece açlık ve susuzluk kalır. Çok gece ibadet edenler vardır ki, onlara da bundan kalan sadece uykusuzluktur”(2) buyurmuşlardır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ
Muhterem Müslümanlar
Mübarek Ramazan ayındayız. Ramazan ayı çocuklarımızın dinini öğrenebilmesi ve ibadet alışkanlığı kazanabilmesi için önemli bir fırsattır. Çünkü bu ay oruç, zekat, sadaka, teravih, Kur’an okuma gibi dini hayatın yoğun yaşandığı bir aydır. Ramazanda Müslüman hanelerde önemli bir değişim yaşanır. Ramazan öncesi evleri tatlı bir telaş kaplar. Evler, mutfaklar Ramazana hazırlanır. Yemekleriyle, tatlılarıyla, iftar ve sahuruyla müstesna bir atmosfer yaşanır. Bütün bunlar çocukların ilgisini çeker. Onların bu ilgilerini değerlendirerek onlara Ramazanı, camiyi, cemaati ve Kur’an-ı sevdirmenin yolları aranmalıdır.
Değerli Mü’minler
Çocuklarımızın, Ramazanın bu manevi atmosferini doya doya yaşamalarını sağlayalım. En etkili eğitim metodu olan halimizle onlara örnek olalım. Sahura kalkarken çocuklarımızı da kaldırarak onların bu manevi havayı teneffüs etmelerini sağlayalım. Oruç tutmaya teşvik ederek küçük yaşlardan itibaren onları bu ibadete alıştıralım. Beş vakit namaza ve teravih namazına gelirken müsait olduklarında onları da getirerek cami ve cemaat alışkanlığı kazandıralım. Mukabele ve vaazlara iştirak etmelerini sağlayalım.
Zekatlarımızı sadakalarımızı verirken, hayır hasenat yaparken onları da yanımıza alarak ve hatta onlara bu vazifeyi yaptırarak infak etme bilincini kazandıralım. Pişirdiğimiz yemeklerden komşularımıza göndererek yardımlaşma bilincini kazandıralım.
Değerli Kardeşlerim
Unutmayalım ki çocuklar ana-babalarına ve topluma Yüce Allah'ın bir emanetidir. Bizim için bir imtihan vesilesidir. Bu imtihanı kazanabilmek için onları Allah ve
Rasulünü tanıyan, seven; milli ve manevi değerlerine bağlı, vatana, millete, dine devlete faydalı birer kişi olarak yetiştirmeliyiz.
Hutbeme bir hadis-i şerif ile son veriyorum: “Ey iman edenler! Kendilerinizi ve ailenizi, yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşten koruyun”(1) ayet-i kerimesi nazil olunca Hz. Ömer Sevgili Peygamberimize gelerek: ‘Ey Allah'ın Rasülü! Biz kendimizi, Allah ve Rasulünün emirlerine itaat ederek koruyabiliriz. Fakat eşlerimizi ve çocuklarımızı cehennem ateşinden nasıl koruyabiliriz?’ diye sorunca, Efendimiz şu cevabı verdiler: “Allah'ın size emrettiklerini siz de onlara emredersiniz, Allah'ın size yasakladıklarını siz de onlara yasaklarsınız. Bu tutumunuz onları koruma olur.”(2)
(2) Hak Dini Kur’an Dili, c.7, s.426.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem MüslümanlarHer anı değerli ve boşa geçmemesi gereken Müslüman'ın hayatında ahiret adına çok kıymetli zaman dilimleri vardır. Bunlardan bir tanesi de Ramazandır. Evet, insanlar kendilerine gelecek bir misafire günler öncesinden nasıl hazırlık yapıyorlarsa, bizler de senenin belli bir döneminde misafirimiz olan Ramazan ayına aynı şekilde hazırlık yapmalı ve o güzide misafiri elimizden geldiğince memnun etmeye çalışmalıyız. Evlerimizi, ailelerimizi ve çevremizi o güzide misafire hazır hale getirmeliyiz.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar
İhsan, bir işi ve davranışı en güzel biçimde yapmaktır. Peygamber Efendimiz “İhsan, Allah’ı görürcesine O’na kulluk etmendir. Sen O’nu görmesen bile O seni görür”(1) buyurarak bize davranışlarımızla ilgili en güzel tavsiyeyi vermiştir.
Bir işçi fabrikasında, patronu onu görmese bile, Allah'ın kendisini gördüğü inancı ile işini en güzel şekilde yapmalıdır. Bir memur, amiri yanında olmadığı zamanlarda bile, Allah'ın her an onu gözettiğini hesaba katarak görevini yerine getirmelidir. Fabrikasında ‘baştan savma’ iş yapan işçi, dairesinde saat doldurma derdinde olan memur, dükkânında müşterisini gafil avlayarak ucuz malı pahalıya satma peşinde olan esnaf üretiminde kaliteyi değil, sadece kazanacağı parayı düşünen sanayici, ihsanın manasını anlamamış demektir.
Aziz Mü’minler
Her şeyden önce kazandığı paranın helal olmasını hedefleyen bir Müslüman, mutlaka dürüst olmalı ve yaptığı işi sağlam ve standartlara uygun yapmayı prensip haline getirmelidir. Bir Müslüman bulunduğu her makam ve mevkinin, kendisine emanet olduğu bilinciyle hareket etmelidir. Emanet ise başkalarının hak ve hukukuna saygı göstermektir. İşte bu saygı, hile ve aldatmacayla ortadan kalktığında emanete ihanet edilmiş olur.
Peygamberimiz (s.a.v.)'e kıyametin ne zaman kopacağı sorulduğunda: “Emanet zayi edildiğinde” diye cevap vermiştir. Sahabeler: “Emanet nasıl zayi edilir Ey Allah'ın Resulü?” dediklerinde ise: “İş ehil olmayanlara verildiğinde kıyameti bekleyin”(2) buyurmuşlardır.
Muhterem Kardeşlerim
İslam'ın kıtalara yayılmasında, dürüst, işini sağlam ve güzel yapan Müslüman tüccarlarımızın büyük payı vardır. Çünkü Müslüman; kendi zararına bile olsa yalan söylememeyi, aldatmamayı prensip haline getirmiştir. Bunun aksine yalan söyleyen ve aldatan kimseyi ise sevgili peygamberimiz şu ikazıyla uyarmıştır: “İşinde hile yapan bizden değildir.”(3)
Hutbeme işini sağlam ve güzel yapan Müslümanlara büyük bir müjde veren şu ayetin meali ile son veriyorum: “Şüphesiz Rabbimiz Allah'tır deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vaat edilmekte olan cennetle sevinin!”(4)
(2) Buhari, İlim, 2.
(3) Müslim, 1, 99.
(4) Fussilet, 30.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَإِنَّ اللَّهَ عَلَى نَصْرِهِمْلَقَدِيرٌ
Muhterem Müslümanlar!
İçerisinde bulunduğumuz Ağustos ayı Türk-İslam tarihinde zaferlerle, kahramanlıklarla dolu bir aydır. Güzide ilimiz Afyon’da başlayıp 30 Ağustos Zaferi ile sonuçlanan Büyük Taarruzun bunlar arasında önemli bir yeri vardır. Bu zaferle Milli Mücadele'de düşmana son ve en büyük darbe vurulmuş ve Afyon düşman işgalinden kurtulmuştur.
Değerli Kardeşlerim!
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra imzalanan Mondros Mütarekesi'yle birlikte Anadolu'nun birçok vilayeti düşman birlikleri tarafından işgal edilmiştir. Afyon ve çevresi de İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve bunların çekilmesinden sonra da Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Bu işgaller sırasında halka eziyet edilmiş, evler ateşe verilmiş, halkın hayvanlarına ve yiyeceklerine el konulmuştur. İnsanların bir kısmı esir edilip angarya işlerde çalıştırılmış, bir kısmı da şehit edilerek bu topraklar kanla boyanmıştır.
Kıymetli Mü'minler!
Yüce dinimiz İslam, bir insanın öldürülmesini bütün insanların öldürülmesi gibi görmüş savaşın ve şiddetin hep karşısında olmuştur. Bununla birlikte kendisine savaş açılan ve savaşmak zorunda bırakılan mü'minlere de kendilerini savunma hakkını vermiştir. Bu husus Hacc Suresi'nde şu şekilde ifade edilmiştir: "Kendilerine savaş açılan Müslümanlara zulme uğramaları sebebi ile cihad için izin verildi. Şüphe yok ki Allah'ın onlara yardım etmeye gücü yeter."(1)
Milli Mücadele sırasında Anadolu insanı bu şuurla savaşmış ve vatanını savunmuştur. Afyon halkı da işgaller sırasında uğradığı zulme ve haksızlığa karşı tepkisini göstermiştir.
Halk arasında "Ne duruyoruz? Silahlarımızı alıp dağa çıkalım düşmanla savaşalım" diyenlerin sayısı artınca Afyon'un ileri gelenlerinin önderliği ile halk bir araya gelmiş ve işgale karşı mücadele başlatılmıştır. Allah yolunda dinlerini, vatanlarını, canlarını ve namuslarını korumak için savaşan kahraman askerlerimize ayette belirtildiği gibi Allah'ın yardımı ulaşmıştır. Vefakar kardeşlerim! Milli Mücadele Mehmet Akif’in deyimiyle, ezelden beri hür yaşamış bir milletin bundan sonra da hür yaşamak için verdiği mücadelenin adıdır. Eğer biz bu topraklarda bugün özgür bir şekilde yaşıyorsak, bunu şehrimizin kurtarılması için savaşan kahramanlara borçluyuz. Onun için bu kahramanları hiçbir zaman unutmamalı ve gelecek nesillere de unutturmamalıyız. Onlar canları pahasına bu şehri kurtararak bize emanet ettiler ve görevlerini yaptılar. Biz de şehrimizi geliştirip, güzelleştirerek onların emanetine sahip çıkalım. Bir zamanlar bedenleriyle bu şehri savunan insanların, bugün de ruhlarıyla aramızda olduklarını unutmayalım. Okuyacağımız Kur’an ve yapacağımız dualarla şehit ve gazilerimizin ruhlarını şad edelim. (1) Hac Suresi, 22/39
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
Muhterem Müslümanlar
Miraç Kandili, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin, gecenin bir anında Mekke'deki Mescid-i Haram'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği mübarek gecenin adıdır. Nitekim Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de: "Kulu Muhammed'i bir gece Mescid-i Haram'dan kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür"(l) buyurmuştur.
Aziz Mü’minler
Peygamberimizin hayatı içinde önemli bir yeri olan Miraç, Allah'ın sevgili Resulünden başka hiç kimseye sunmadığı ilahi bir ihsandır. Peygamberimiz için pek büyük şan ve şerefle dolu olan Miraç mucizesi, biz müslümanlar için de ilahî rahmetler ve lütuflarla doludur. Miraç olayının biz müslümanlar için en önemli sonuçlarından birisi hiç şüphe yok ki, dinin direği olan namazdır. Namaz, bize bir miraç hediyesidir. Onun içindir ki, namaz mü'minin miracı olmuştur. Nasıl ki, Peygamberimiz Miraç'ta vasıtalardan arınmış olarak Mevlası ile karşı karşıya geldi ise, mü'min de namazda vasıtasız olarak doğrudan doğruya Rabbinin huzuruna çıkar. Sadece O'na kulluk etme ve sadece O'ndan yardım isteme fırsatı bulur. Eğer mü'min, günde beş vakit namazını dikkatle ve huşu içerisinde kılacak olursa o namaz onun için bir miraç olur, kul onunla Hakka yol bulur.
Muhterem Mü'minler
Miraç gecesi, ulvî bir gecedir. O halde bu mübarek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli; namaz kılmalı, Kur'an okumalı ve Allah'tan af ve mağfiret dilemeliyiz. Eşimize, çocuğumuza bu gecenin anlam ve önemini öğretmeliyiz. Çevremizdeki yoksullara ve kimsesiz çocuklara yardım ellerimizi uzatmalıyız. Annemizi, babamızı ve büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmeli ve dualarını almalıyız. Ebediyete intikal etmiş olanlarımızı rahmetle anarak ruhlarını şad etmeliyiz. Dostlarımızla tebrikleşmeli, sevgi ve saygı duygularımızı perçinlemeliyiz.
Değerli Kardeşlerim
Kandiller birer fırsattır. Bu müstesna zaman dilimlerinde Allah'a daha da yakın olmaya çalışılmalıdır. Bilelim ki, Allah'a yakınlık, O'nun emirlerini yerine getirmek, yasak ettiği şeylerden kaçınmakla mümkündür. Gönül aydınlığı olan Miraç Kandiliniz mübarek olsun.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yüce Rabbimizin bize ihsan ettiği sayısız nimetlerinden biri de dünyamızı adeta bir cennet gibi süsleyen yeşil alanlar, ağaçlar ve ormanlardır. Havaya, suya ve gıdaya ihtiyacımız olduğu gibi ağaçlara, ormanlara ve yeşil alanlara da ihtiyacımız vardır. Maalesef tedbirsizlik ve dikkatsizlik yüzünden yangınlara sebebiyet verilmekte, o güzelim yeşil alanlar yok olmakta ve çevremize büyük tahribatlar verilmektedir. Bunun zararını da yine bizler çekmekteyiz. Yüce Rabbimiz bu konuya Kur'an-ı Kerimde dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: “İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler.”(l)
Muhterem Müminler!
Çevremize verdiğimiz büyük zararlardan bir tanesi de anız yakmaktır. Anız yaktığımız zaman birçok canlıyı yakarak öldürmenin vebalini yüklendiğimiz gibi ölen hayvanlara ve böceklere toprağın ihtiyacı olduğunu da unutmamalıyız. Uzmanlar anız yakmayla toprak verimliliğinin azaldığını, topraktaki besin maddelerinin yok olduğunu ve yağmur suyunun toprağa giriş hızının düştüğünü ifade etmektedirler.
Yakılan anızlardan ve yangınlardan çıkan dumanların çevreye, insanlara ve tabiata verdikleri zararlar da çok ciddi boyutlardadır.
Çıkan dumanların birçok hastalığa sebep olduğunu, solunum yollarından şikâyeti olan insanları sıkıntıya soktuğunu bilmek ve hassas olmak zorundayız. Diğer taraftan duman içinde bulunan gazların atmosfere karışarak iklimin değişmesine önemli etki yaptığını aklımızdan çıkarmamalıyız.
Değerli Kardeşlerim
Tabiat kendisine yapılan tahribata kayıtsız kalmamakta, bir şekilde cevap vermektedir. Dünyanın gittikçe ısınması, kuraklık tehlikesinin artması, iklim dengesinin bozulması ve aşırı kuraklıklar bizim yaptığımız tahribatın bir neticesidir. Bu itibarla, yeşil alanların çoğaltılmasına, ağaç ve ormanların korunmasına özen gösterelim. Cennet vatanımızın çölleşmesine seyirci kalmayalım. Sevgili Peygamberimizin ağaç dikmeyi ve ekin ekmeyi sadaka-i cariye olarak kabul ettiğini gösteren bir hadisi ile hutbemi bitirmek istiyorum: “Müslüman, bir ağaç diker, o ağaçtan insan, hayvan veya kuş istifade ederse bu, kıyamet gününe kadar o kimse için sadaka olur" (2)
(l) Rum, 41.
(2) Müslim, Müsakat, 10.














