Haftanın Hutbesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
‘Kur'an-ı Kerim'i okuyan ve hükümleriyle amel eden kimsenin anne-babasına kıyamet günü bir taç giydirilir. Bu tâcın ışığı, dünyadaki güneş ışığından daha güzeldir. Anne-babanın mükafatı böyleyken bir de Kur'an'ı bizzat öğrenen kimsenin mükafatı nasıl olur bir düşünün!’ (1) hadisiyle Efendimiz (s.a.s) Kur’an'ı Kerim’i okumanın, anlamanın ve yaşamanın değerini ve mükâfâtını ne güzel dile getiriyor.
Kalbe şifâ, sıkıntılara ise deva olan Kur’an-ı Kerim, Allah’ı tanıtan, varoluşumuzun gayesini açıklayan hikmetli bir kitaptır. Kur’an kulluğun, kurtuluşun ve ebedi mutluluğun anahtarıdır. Kur’an’ı okuyan, anlayan ve çağlar üstü mesajlarını hayatına uygulayan dünyada ve ahirette huzura kavuşmuş olur. Öyleyse Kur’an’ı okumak, anlamak ve yaşamak gayretimiz, onun müjdelerine nail olmak ise gayemiz olmalıdır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
İnsanoğlunun, kendisine, ailesine, yaşadığı topluma ve bütün dünyaya faydalı bir yaşam sürdürebilmesi için en gerekli olan şeylerin başında ilim gelmektedir. Yüce Dinimiz İslam’da ilim, bütün erkek ve kadınlar için farz kılınmıştır. Nitekim ilk indirilen ayetlerde okumaya şöyle vurgu yapılmıştır. ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı ‘alak’ dan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.’ (1)
Allah, ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ (2), ‘Allah içinizden iman edenlerle ilme nail olanların derecelerini yükseltir.’ (3), ‘Kulları içerisinde Allah'tan gerektiği şekilde ancak ilim sahipleri korkar.’(4) gibi ayet-i kerimeleriyle ilim sahiplerini yükseltmiş ; ‘Sakın cahillerden olma’(5), ‘ Cahillerden yüz çevir’(6) gibi pek çok ayet-i kerime ile bilgisizliği yermiştir
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
İslam medeniyeti, insanın özgürlüğüne fazlaca önem vermiştir. Bu özgürlüğü bütün safhalarda görmekle birlikte; özellikle fikir ve düşünce alanlarında daha fazla görmekteyiz. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz: ‘Dinde zorlama yoktur.’(1), ‘Artık dileyen inansın dileyen inkâr etsin.’(2), ‘Şüphesiz biz insana yolu gösterdik; ister şükreder, ister nankörlük eder.’(3) gibi ayetlerle fikir hürriyetine verilen önemi açıkça göstermiştir. Lakin bununla beraber insan, sonuçlarını da kabullenmiş olur. Dinimiz hiçbir zaman insana baskı yapmamış, hiçbir fikir ve düşünceyi kabul için zorlamamıştır. İnsan araştırır, inceler, düşünür ve sonuç olarak o işi ister yapar ister yapmaz. Cüz ’i irade çerçevesinde özgürlüğünü kullanır. Çünkü Rabbimiz insana akıl nimetini vermiştir, akıl iyi ile kötüyü ayırma yeteneğine sahiptir.
İslam hoşgörü dinidir. İslam selamet dinidir. İslam ferahlık dinidir. Batı dünyası karanlık ortaçağda çoğu fikre tahammül edemezken, İslam bayrağını asırlarca
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Rabbimiz: “Kim, bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir insanı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir.” (Mâide, 5/32) buyuruyor. Bir başka ayette de Rabbimiz: “Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisâ, 4/93) buyuruyor.
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (sas): “Allah katında dünyanın yok olması, bir Müslümanın öldürülmesinden daha hafiftir.” (Tirmizî, Diyât, 7) buyuruyor.
Kardeşlerim,
Kur’an-ı Kerim’in ve Sevgili Peygamberimizin bu mesaj ve uyarılarına rağmen ne yazık ki öldürme ve katletme günahına bugün en çok İslâm coğrafyasında şahit olmaktayız. Bütün dinler öldürmeyi lanetlerken, cana kıymayı en büyük cürüm ilan ederken yine de bütün dinlerin mensupları kendilerine öldürmek için bahaneler bulmuşlardır. Ne yazık ki bu biz Müslümanlar için de böyle olmuştur. Bir çiçeğe, bir
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz, “Zulmedenlere asla meyletmeyin, yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” buyuruyor.
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Zulüm, kıyâmet günü (sahibini saran) karanlıklar (olacak)tır” buyuruyor.
Kur’an-ı Kerim’in en çok üzerinde durduğu kötülüklerden biridir zulüm. Bütün peygamberlerin tevhid mücadelesi, aynı zamanda insanların onurunu, izzetini, şerefini ve haysiyetini ayaklar altına alan her türlü baskı ve zulmü ortadan kaldırmaya yönelik olmuştur.
Zulüm, haddi aşmaktır. Hak ve hukuk tanımazlıktır. Adaletsizliktir, haksızlıktır. İnsanı insan yerine koymamaktır. İnsan haklarını, kul hakkını en büyük ihlaldir. Bu sebeple zulüm, hem bu dünyada hem de ahirette cezası şiddetli olan büyük bir günahtır. Zalimler asla kurtuluşa eremeyecektir. Onlar, kıyamet gününde karanlıklar içinde kalacaklardır. Yollarını bulamayacaklardır. Çünkü zalimler, dünyada zulmettikleri insanların hayatlarını
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
“O geliyor” diye kapılara koştuk. Onu heyecanla karşıladık. Rahmet ayı Ramazan misafir oldu bizlere. Nadide hediyeleri ile... Sabır, takva, kanaat, iftar, sahur, mukabele, teravih, Kadir Gecesi ve bağışlanma...
Bugünlerde bereketli misafirin ayrılık haberi ile gönüllerimiz mahzun. On bir ay onun hasretiyle yanan yüreklerimize ayrılık acısı düştü. Firkatin acısını Kadir Gecesi ile dindirmek istiyoruz. Rabbimizin izni ile yarın akşam vasıl olacağız o Kadri yüksek geceye…
Ey rahmet ayı! Ne kadar alışmıştık sana. Evimizin bir ferdi olmuştun. Seninle yüreğimiz yumuşamış, bedenimiz sıhhat bulmuştu. Açken ağzımızın misk gibi koktuğunu senin vesilenle öğrenmiştik Rahmet Elçisinden. Sabrı öğretmiştin bize. Aç insanların halinden haberdar etmiştin hepimizi. Nefsimizi yenmenin, bitmek tükenmek bilmeyen arzularımıza “dur” demenin gayretine düşmüştük seninle.
Şimdi gidiyorsun. Bir sonraki Ramazana kadar minarelerde yanan kandillere, mahyalara, birlik ve bereket vesilesi iftar sofralarına, teravihlere, salât-ı ümmiyelere hasret kalacağız.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Günahından tam olarak dönüp tevbe eden, onu hiç işlememiş gibidir.”. (İbn Mâce) hadis-i şerifinde geçen “tâib – dönüp tevbe eden” lafzı, sürçüp, düşüp kapaklandıktan sonra hemen kalkıp tevbe, inabe veya evbe ile doğrulan; yanlışının farkına vararak Cenâb-ı Hakk’a teveccüh eden, sonra da yalvarıp yakarmalarıyla tevbe kurnalarında arınmaya çalışan kişinin hâlini ifade eder.
Hadis-i şerif, isim cümlesiyle beyan buyrulmuştur. İsim cümlesi ise devam ve sebat ifade eder. Demek ki bu nurlu beyanda, aynı zamanda tevbe ve istiğfardaki devamlılığa dikkat çekilmektedir. Yani kişi ne zaman tökezleyip günah çukuruna düşse, her defasında, hiç vakit fevt etmeden, hemen tevbe, inabe ve evbe kurnalarına koşmalıdır.














