Haftanın Hutbesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Bir mü’minin hayatı her zaman çok ahenkli olmalıdır. O, ne zaman ne yapması gerektiğini, nelerle meşgul olması ve hangi işlerle uğraşması lazım geldiğini önceden bilmeli ve ona göre davranmalıdır.
Onun, hangi işi önce yapacağını belirleme ve bir programa göre çalışma niyeti haricinde “Acaba şimdi ne yapsam?” şeklinde bir düşüncesi olmamalıdır. O, hem Cenab-ı Hakk’a karşı kulluk vazifelerini hem diğer insanlarla alakalı sorumluluklarını hem de kendi şahsî işlerini ve bunlardan hangisini ne zaman yapacağını mutlaka önceden tayin etmeli; her haliyle bir düzen ve intizam örneği sergilemelidir. Haddizatında, ibadetler iş tanzimi ve vakit taksimi için çok önemli birer köşe taşıdır ve inanan insan çoğu zaman işlerini o ibadet takvimine göre ayarlar: “Öğle namazından sonra; akşam namazından önce..” diyerek gününü belli dilimlere ayırır ve hiçbir anını boş geçirmemeye çalışır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Bilmem, seherde aç havalanıp akşama tok dönen kuşları gördünüz mü hiç? Yahut, tarladan mahsul alabilmek için tohum eken elleri düşündünüz mü? Meyve devşirmek üzere ağaca uzanan kolları? Ağını dolu çıkarmak için düğüm bağlayan ince emekleri? Ve arılar gibi damla damla işlenen petekleri?
Şimdi düşünün. Evine haram sokmamak için çırpınan canları düşünün. Kendinizi düşünün. Maksat için yürüdüğünüz yolları, rızık için boyun eğdiğiniz kulları düşünün. Sonra dikkatle bakın kazandıklarınıza. Bakın, inceleyin, görün. Görmek için bakın; bakın ki, haramdan mıdır rızkınız, helalden mi? Ekmeğiniz sağlam mıdır, şüpheli elden mi? Hani alırken yığın yığın, bütün bütün… Akşam çocuğunuza içirdiğiniz sütün… Sorun hesabını kendinize. Masum musunuz, değil mi? Şeker mi çiğnemektesiniz, kil mi?
Efendiler! Haramdan kaçının, helalinden isteyin!
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Müminler! Cumanız mübarek olsun…
Beklenen bir geliş var… Manevi susuzlukların ırmak olduğu günlerimize, üç aylarda rahmete susamış gönüllerimize bir geliş var. Bir sultan gibi; bir ferman gibi… Rahmet rahmet üzerimize yağmak için; hasret hasret ufkumuza doğmak için bir geliş var…
O geliyor. Onu tanırsınız siz, iyi bilirsiniz… Bir yıl evvel yine böyle bir zamanda gelmişti. Onu tanırsınız; hani sevinçler ve müjdeler kânıydı; hani on bir ayın sultanıydı… Mü’minler, kararan ruhlarımızı nur ile doldurmak, ham gönüllerimizi sevap ile oldurmak için, sultan geliyor, mâh-ı gufrân geliyor.
Yıllar yılıydı… Kutlu zamanlarda saadet çağıydı... İnsanlık sancıdan, insanlar acıdan kurtulmadaydılar birer birer… Yaratılanların en şereflisine ayların en şereflisi verilmişti. Şifa diye, gufranımız, bağışlanmamız için; vefa diye biraz da aşkın ateşine yanmamız için… Çağlar vardı, zaman akmıştı ve sevgililerin en sevgilisine ayların en sevgilisi verilmişti. Kardeşliğimizi hatırlayalım, küskünsek barışalım diye; yoksula yardım edip meleklere karışalım diye… Selamımız salavatımız olsun diye; kurtuluşumuz beratımız olsun diye…
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Edeb, insanı utanılacak durumlardan koruyan sağlam bir irâde ve vicdan duygusudur. Edeb, kendini tanımakla başlar; haddini bilmekle devam eder. Nitekim irfana ermenin ilk şartı “kendini bilmektir.” Bu yüzden eskiden, irfan mektebi sayılan dergâhların giriş kapılarında: “Edeb Yâ Hû” yazardı. Çıkışta ise insan nefsini varlık iddiasından arındırıp tevâzu telkin eden “Hîç” levhası vardı.
Kardeşlerim!
Edebin Yaratan’a, nefse, insanlara ve tüm yaratılmışlara karşı olmak üzere muhtelif boyutları vardır. Yaratan’a karşı edeb, Allah ile birliktelik şuuru demek olan ihsan duygusuyla kendini okumaktır. Ahsen-i takvim sırrını anlamaktır. Yaratan’ın, kendisini gaye varlık olarak yarattığını bilerek ibadetlerini ihlâs ve takva ile tamamlamaktır. Sürekli bizimle olan ve bize şah damarımızdan yakın bulunan Rabbimizin her an huzurunda bulunduğumuz duygusuyla edeb kollamaktır.
Nefse karşı edeb ise nefsin tuzaklarını aşmaktır. Sevgili Peygamberimiz’in yaptığı gibi göz açıp kapayıncaya kadar, hatta daha kısa bir süre nefse râm olmaktan Allah’a sığınıp O’na koşmaktır. Kendini herkes gibi sıradan görmek, üstünlükte asla başkalarıyla yarışmamaktır. İnsanî ilişkilerle nefsanî duyguları birbirine karıştırmamaktır. Kabiliyet ve yetenekleriyle önce kendini gerçekleştirmek, sonra da aşmaktır. Ardından “Müteâl” olana ulaşmaktır. Kendisinin de, mâlik olduğu şeylerin de gerçek sahibinin “Allah” olduğu bilinciyle coşmaktır. Şâirane şöyle haykırabilmektir:
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Bizleri Berat Kandiline, kurtuluş vesilesine ve yeniden diriliş vaktine eriştiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun. Hep birlikte 23 Haziran Pazarı Pazartesiye bağlayan gece Berat kandilini idrak edecek olmanın heyecan ve mutluluğunu gönlümüzün derinliklerine kadar yaşayacağız. Berat Kandili, pek çok güzelliğin yaşandığı, rahmet ve bağışlanma mevsimi Ramazan-ı şerife bir adım daha yaklaştığımızın habercisidir.
Berat gecesi, bizlere Rabbimizin affediciliğine sığınmayı, kendimize, ailemize, kardeşlerimize ve tüm kâinata karşı onarıcı ve bağışlayıcı olmayı öğretir. Zira Berat, kırılan kalpleri onarma, dargınlık duvarlarını yıkma, kin, nefret ve intikam duygularını aşma günüdür. Yaratan’ın affına erebilmek için yaratılanı affetme günüdür. Bütün bunlara riayet ettiğimizde Berat Kandili, Yüce Rabbimiz nezdinde beratımıza ulaşacağımız kutlu bir gece olacaktır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Göz aydınlığı yavrularımızı bizlere bahşeden Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun! İnsanlığın yolunu aydınlatan bütün peygamberlere ve her konuda rehberimiz, örneğimiz Efendimize salât ve selâm olsun!
Bir kitap düşünün! İnsanlığı tevhide, sadece Allah’a kulluğa, ahlak ve fazilete çağırmaya, hak ve adaleti yüceltmeye, sevgi ve saygıyı yaymaya gelmiştir.
Bir kitap düşünün! İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini, hayır ile şerri fark etmeyi öğretmeye gelmiştir. Faziletin, hakkın yanında yer almak olduğunu göstermeye gelmiştir.
Bir kitap düşünün! Tüm insanlığı aklı kullanmaya, düşünmeye, okumaya, hakikati öğrenmeye, öğretmeye davet etmiştir.
İşte Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim böyle ilahi bir kitaptır. Bu nedenle zihinlerimizi ve gönüllerimizi hiçbir zaman bu yüce kitabın mesaj ve anlam dünyasından mahrum etmeyelim. Gerçek
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yürekleri birbirleri için çarpan ve‘Allah’ın lütuf ve inayetiyle kardeş olma’ bahtiyarlığına ermiş aziz kardeşlerim!
Rahmet yüklü evrensel mesajlarıyla gönülleri aydınlatan Peygamberimiz (s.a.s.)’in, asırlar öncesinden dile getirdiği kardeşlik ilkelerine gelin hep birlikte kulak verelim:
“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın kusurunu örterse Allah da kıyamet günü onun kusurunu örter.”
Kardeşlik, sadece dilden dökülen kuru sözlerden ibaret değildir. Kardeşlik, gönülden gönüle uzanan ve yürekleri birbirine bağlayan ülfetve samimiyet köprüsüdür.














