Haftanın Hutbesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Önümüzdeki 05 Haziran 2013 Çarşamba gününü perşembeye bağlayan gece, Miraç Kandili’dir. Miraç Kandili, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’nın, gecenin bir anında Mekke'deki Mescid-i Haram'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği mübarek gecenin adıdır. Birçok ilahi sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu gece, İsrâ Sûresi’nin ilk ayetinde şöyle ifade edilmektedir: “Kendisine ayetlerinden bir kısmını göstermek üzere kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiği Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”(1)
Peygamberimizin hayatı içinde önemli bir yeri olan Miraç, Allah'ın sevgili Resülünden başka hiç kimseye sunmadığı ilahi bir ihsandır. Yüce Peygamberimiz için pek büyük şan ve şerefle dolu olan Miraç mucizesi, biz müslümanlar için de ilahî rahmetler ve lütuflarla doludur. Miraç olayının en önemli sonuçlarından biri, İslâm'ın beş temel esasından biri olan beş vakit namazın farz kılınmasıdır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Rabbimize binlerce şükürler olsun ki, asırlardan bu yana, yeryüzünde, tüm milletlere, sevgi, hoşgörü ve adalet ile örnek olmuş bir milletin çocuklarıyız. Kendi milletine olduğu gibi, başka milletlerin de mutluluğunu isteyen bir toplumuz. Bundan dolayıdır ki; Bir çağı açıp, bir çağı kapatan Fatih’in zihinlerimize yer etmiş olan 29 Mayıs 1453 İstanbul’u fethinin 560. yılını idrak edeceğiz. Hz. peygamber (sav): ‘Kostantiniyye (İstanbul), muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.’ (1) buyurdukları içindir ki, bir çok İslam emiri bu övgüye mazhar olabilmek için, bir rivayete göre 35 kez İstanbul’u kuşatmışlardır. Müslüman Türk Milleti de İstanbul’u beş defa kuşatmış, ancak beşinci defasında, başarıya ulaşmıştır.
Fatih, devrin en meşhur alimlerinden dini ve fenni ilimleri akademik düzeyde tahsil etmiş, tamamen ilmi bir atmosfer içerisinde yetişmişti. İlmi ve alimi sever onlara, gereken saygıyı gösterirdi. Akşemseddin'le Fatih Sultan Mehmed bir araya gelince İstanbul fetholundu.’ (2) Dolayısıyla İstanbul'un manevi Fatih'i Akşemseddin'dir.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Kişinin hayatının en önemli evresi gençlik dönemidir. Bu dönemde edindiği olumlu veya olumsuz bilgiler ve davranışlar onun hem dünyevi hem de uhrevi geleceğini şekillendirmektedir. Bu sebeple gençlik, kritik ve önemli bir dönemdir. Bu dönemin ihmal edilmesi ve iyi değerlendirilmemesi gencin sonraki hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. Gençler, bir milletin geleceğidir. Geleceğinin aydınlık olmasını isteyen milletler, onları iyi yetiştirmek zorundadır. Bizlere her konuda en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimize kulak verelim:
“İnsanoğlu kıyamet günü şu beş şeyden:
“Ömrünü nerde geçirdiğinden, gençliğini nerede ve nasıl harcadığından, malını nereden kazanıp nereye sarfettiğinden, bildiği ile amel edip etmediğinden ve bedenini nerede yıprattığından.” sorulmadıkça Rabbinin huzurundan ayrılamaz (1)
İnsana çeşitli nimetler veren Allahû Teala Kur’an-ı Kerim’de, bu nimetlerin mutlaka hesabının bizlere sorulacağını bildirmektedir. Tekasür Suresinin 8. Ayetinde: ‘Sonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Bizleri, önümüzdeki 11 Mayıs cumartesi günü, sonsuz rahmet ve bereketle dopdolu yeni bir üç aylar iklimine, 16 Mayıs perşembe gecesi de Regâib kandiline eriştirecek olan Rabbimize hamdolsun. Üç ayların ve kandillerin güzellikleri ile gönüllerimizin buluşmasına vesile olan Rasulümüz Hazret-i Muhammed(s.a.v.)’e sonsuz salât ve selam olsun. Hepimizin üç ayları ve Regâib kandili şimdiden mübarek olsun.
Üç aylar ve kandil gecelerini vesile kılarak, Rabbimizin şu ibret dolu sözlerine kulak verelim:
‘Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.’ (1) Üç Aylar, nasıl geçtiğini anlamadığımız, hızla tükettiğimiz, günlük koşuşturmalara feda ettiğimiz zaman içinde biraz durup düşünme, özümüze dönüp kendimizle yüzleşme imkânını sunar .
Üç aylar, günahlarla kararan yüreklerimizi, merhamet fakiri paslı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Allah (cc) insanı yeryüzünün en şereflisi olarak yaratmış ve halife tayin etmiştir. Diğer yaratıklara karşı merhamet ve hoşgörü ile hareket et, sevgi dağıt etrafına, irtibat kurduklarınla güzel geçin örnek bir insan ol demiştir.
İnsanda var olan sevgi duygusu; insanların birbirleriyle ilişkileri ve kaynaşmalarının en önemli unsuru ve toplum hayatının güçlenmesinin vazgeçilmez şartıdır. Kuranı kerimde: ‘Aranızda sevgi ve merhamet var etmesi o´nun varlığının delillerindendir’ (1), hadisi şerifte de: ‘iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe kamil mümin olamazsınız.’(2) buyrulması aslında bunun en önemli ifadesidir.
İslam’ın, kardeş ilan ettiği müslümanları bir arada tutacak olan ve önünü açacak olan şey sevgidir. Burada sözü edilen sevgi yukarıda ayet ve hadiste ifade edilen sevgidir. Bu türden sevgi, peygamberler ve toplumun manevi mimarları olan Allah dostlarında günlük hayatın parçası olmuş, kaynaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın çimentosu halini almıştır.
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Peygamber Efendimiz (s.a.s), veda haccındaki bir konuşmasında şunları söyledi:
“Bu Kurban Bayramı gününüz, buZilhicce ayınız, bu Mekke şehriniz nasıl saygın ise kanlarınız, mallarınız, şeref ve haysiyetiniz de aynı şekilde saygındır, dokunulmazdır… Dikkat edin! Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Müslümana, gönül rızası olmadan kardeşinin malı helâl olmaz…”
Merhamet Peygamberi, insanın değerini, haysiyetini bu sözleriyle ilan ediyordu asırlar öncesinden. Zira O, beşerin özlediği ve hak ettiği değerleri ihyâ için Alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir rahmet elçisiydi. Nitekim öyle de oldu. Rabbimizin, “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.” “Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık.” diyerek taltif ettiği insan, O Kutlu elçiyle bir kez daha muştulandı. O’nun sözleri ve hayatı bizler için en güzel örnek oldu. O’nun öğrettikleri, insanlığın karanlık dünyasını aydınlattı. İnsanlık O Nûrile, Efendimiz ileyeniden onurlandı.
Kardeşlerim!
“Küçüklerimize sevgi ile muamele etmeyen bizden değildir.” buyuran Efendimiz, çocukları onurlandırdı. EbûUmeyr ismindeki bir çocuğun çok sevdiği bir kuşu vardı. Bir gün kuş öldü ve çocuk bir hayli üzüldü. Efendimiz, çocuğun evine giderek onu teselli etti ve acısına ortak oldu.
Peygamberimiz, kıyamet günü arşın gölgesinde barınacaklar arasında Rabbine ibadet ederek yetişen gençleri de sayarak onları onurlandırdı. Gençleri, kendilerine olan güveni ve verdiği değerden dolayı çok önemli görevlere getirdi. Daha yirmili yaşlarındaki Cafer, Habeşistan Kralı karşısında İslam’ı savundu. Muâz, Yemen’e vali tayin edildi. Üsâme, önde gelen sahabilerin yer aldığı orduya komutanlık etti. Zeyd, Kutlu Nebi’nin vahiy katibi olma bahtiyarlığına erişti.
Kıymetli Kardeşlerim!
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yetim kalan Beşir b. Akrabe, babasını kaybettiği için sürekli ağlıyordu. Kimse onu teselli edemiyordu. Bunu duyan Peygamber Efendimiz (s.a.s), Beşir’in yanına gitti. Onu teselli etmeye çalıştı. Ancak nafile. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz,“Ben senin baban olayım, Âişe senin annen olsun, istemez misin?” dedi. Hiç düşünmeden “Evet, çok isterim.” dedi Beşîr. Efendimiz, mübarek eliyle Beşîr’in saçlarını okşadı, onu kucakladı, bağrına bastı. Alıp Hz. Aişe’ye götürdü. O da Beşir’i güzelce yıkayıp temizledi. Saçlarını tarayıp ona yeni elbiseler giydirdi.
İşte böyle sahip çıkıyordu Efendimiz yetimlere, öksüzlere. Ve: “Müslümanlar arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir. Müslümanlar arasında en kötü ev ise içinde kendisine kötü davranılan bir yetimin bulunduğu evdir.” sözleriyle müminlerin dikkatini çekiyordu yetimlere. Annesiz-babasız büyümüş Allah














