Akkoyunlu Devletini meydana getiren büyük aşiretlerden biri olan Pürnekler, Kara Yülük Osman Bey'den itibaren bu devletin hizmetinde görülmektedir. Bu esnada Pürneklerin başında bulunan Kuh Ahmed Bey, Kara Yülük Osman Beyin de damadıydı. Kuh Ahmed Bey, Karakoyunlularla yapılan mücadelelerin birinde öldürülmüştü.
Kara Yülük Osman Bey, Sultan Hamza ve Uzun Hasan Bey'in, Karakoyunlularla giriştikleri birçok savaşta Pürnek beylerinden Şah Ali, Şeyh Hasan, Bayezid, Dana Bey, Süleyman, Pir Mehmed gibi kişiler aktif rol almışlardı.
Kara Yülük Osman Bey, Çağataylı Şahruh ile ittifak kurup Karakoyunlularla mücadeleye girişmesi esnasında Diyarbekir'de bıraktığı oğlu Hamza'ya yardımcı olması için Pürnekli Şah Ali'yi görevlendimişti. Şah Ali Sultan, Hamza'nın Karakoyunlularla giriştiği savaşlarda da yer almıştı.
Sultan Hamza'nın vefatından sonra (1444) amcası oğlu Cihangir'in tahta geçme çabalarına muhalefet eden aşiret liderleri arasında Şah Ali de vardı. Bu sırada, Akkoyunlu topraklarına giren Karakoyunlulara karşı koymaya çalışan Uzun Hasan Beyin yanında Pürnek beylerinden Şeyh Hasan ve Bayezid de bulunuyordu. Bunlar, Karakoyunluları destekleyen Erzincanlıları bozguna uğratmışlardı.
Keza, Karakoyunlu Rüstem Tarhan'la Diyarbekir önlerinde yapılan savaşta Pürnekli Şah Ali de görev almış; bozguna uğrayan Karakoyunlu ordusunu takipten başka zafer haberini de Uzun Hasan Beye bildirmişti. Pürnekli Şah Ali ve Dana Bey bu mücadeleler esnasında Akkoyunlu ordusunda karavulluk (öncülük) görevini yapıyorlardı.
Uzun Hasan Bey, İran'a rakipsiz hakim olduktan sonra etrafa dağılmış olan Karakoyunlu bakiyelerini ortadan kaldırmak için Pürnekli Şeyh Hasan'ı görevlendirdi. O, Hemedan şehri civarında Karakoyunlu Hasan Ali'yi muhasara ederek teslim aldı.
Uzun Hasan Beyin Fatih Sultan Mehmed ile giriştiği Otlukbeli Savaşı'nda (1473), Pürnekli Şah Ali, Akkoyunlu ordusunun sağ kanadında Uzun Hasan'ın oğlu Zeynel'in idaresinde bulunuyordu. Akkoyunlular Otlukbeli savaşını kaybetmelerine rağmen Pürnekler, Musullu aşireti ile birlikte Uzun Hasan'a destek vermeye devam ettiler.
Pürneklerin Akkoyunlu Devleti içindeki hizmetleri, onları devlet idaresinde de önemli bir mevkie getirmişti. Fars Eyaleti 1501'e kadar Pürnekli Mansur Beyin oğlu Kasım Bey; Arap Irakı da Şah Ali Bey ve oğlu Bakir Bey tarafından yönetildi.
Barik bey, Safevilerin, Akkoyunlu ülkesini ele geçirmeye başladığı esnada Bağdat valiliği görevini yürütüyordu. Şah İsmail'in gazabından çekinen Elvend Mirza Bağdat'ta sığınmak isteyince, Barik Bey, ona muhalefet etti. Bunun üzerine Diyarbekir'e çekilen Elvend Mirza bir müddet sonra Şah İsmail tarafından mağlup edildi. Akkoyunlu hükümdarlarından Murad Han da Barik Beyden yüz bulamayınca Mısır'a kaçtı. Barik bey, bunlarla yetinmeyerek Şah İsmail'e itaatini bildirdiği gibi bağlılık nişanesi olarak da kızıl başlık kuşandı. Ancak, Şah İsmail'in Bağdat'a girmekte ısrarlı olduğunu anlayınca Halep'e kaçtı. 1508 Ekim'inde Halep'e giren Şah İsmail buradaki bütün Pürnek mensuplarının kılıçtan geçirilmesini emretti.
Barik Bey'in oğlu Abbas Bey ise Osmanlı Devletine sığındıktan sonra günlük 23 akça ile sipahi kaydoldu. Keza, Pürnekli Şeyh Ahmed Beyin oğulları Melik Mansur ve Pir Budak Osmanlılara sığınmış ve kendilerine dirlik verilmişti.
Pürnek aşiretinin bir bölümü Safevi Devleti'nin hizmetindeki "Türkmen Oymak" içinde uzun süre faaliyet gösterdiler. 1603'de Safevilerin Osmanlı Devleti'nin elinde bulunan Revan kalesine saldırdığı esnasa Safevi ordusu içinde Pürnekler de bulunuyordu. Pürnek beylerinden Şah Kulu Han, meşhed hakimliği ve Horasan'ın yarısının beylerbeyliğine, Pir Budak oğlu Şahbende Han da Azerbaycan beylerbeyliğine kadar yükselmişti.
Pürnekler, Safevi Devleti'nde, Türkmenler arasında ortaya çıkan "oymakcılık" taassubunun ortadan kaldırılması için de çalıştılar. Bu amaçla Pürnekli Ferruh hükümdar I. Tahmasb'ın isteği üzerine, oymakçılığı destekleyen Türkmen beyi Mehmed Han'ı öldürdü. Bununla birlikte, Pürnekler, zaman zaman aşiretler arası kavgalara da karıştılar.
Pürnek aşiretinin bir bölümü ise Osmanlı Devletinin hakimiyetindeki Bozulus içinde yer almıştır. Onlar, 1540 tarihinde üç cemaatte toplam 173 hane ve 10 mücerred nüfusa sahip bulunuyorlardı. Bu miktar, II. Selim döneminde 4 cemaatte toplam 470 hane ve 160 mücerred nüfusa ulaşmıştı.
Pürnek aşiretine mensup bazı kollar erken devirlerden itibaren yerleşik hayata geçerek; Garbi Amid'e bağlı Pürnek Tepesi, Şarki Amid'de Akmeşhed; Urfa kazasında Bozabad nahiyesine tabi Ağca Hisar, Ezhan/Erhan Sitti Kalesi, Karaviran; Harran nahiyesine tabi İncirlü, Fiddan-ı Süfla. Trabzon'da Pürnek, Hınıs sancağında Pürnek köylerine yerleşerek tarım ile meşgul olmuşlardır.
Konar-göçer Pürnekler, Bozulus ile birlikte Orta Anadolu'ya gelmişler; aşiretlerin dağılmasından sonra da Yeni İl ve Halep Türkmenleri'ne ilhak edilmişlerdi. Bunlardan bir bölüğü ise Emirdağ'ına gelerek halkı taciz ettiği, vergi vermediği ve eşkiyalık faaliyetleri içinde bulunduğu bu yüzden Yeni İl Türkmenleri'nin içine geri döndürülmeye çalışıldığı tespit olunmaktadır.













