Yazar Erdinç Utku’nun ‘’TÜRKÇE AĞLAYAN KÖPEK! -Belçika’dan Memleket Tadında Pazar Yazıları- adlı kitabı yayımlandı.Söz konusu kitap okuyucularına şöyle tanıtılıyor : ‘’Avrupalı Türk’ün hayatı hep yarımdır. Bir yarısı anavatanına diğer yarısı doyduğu vatanına aittir. Bu yüzdendir ki hem terketmek zorunda kaldığı hem de göçtüğü vatanında hep diğer yarısını özler. Göçtüğü ülkede yabancı, terketmek zorunda kaldığı ülkesinde “Alamancı” olmuştur. Erdinç Utku ”Türkçe Ağlayan Köpek!” kitabında bu yarım kalmışlığı çıplak hüznü ve kendine özgü mizahı ile yansıtırken, Avrupalı Türk’ün arada kalmışlığını, ne oralı ne de buralı olamamasını, iki farklı ülkenin melez vatandaşlığını Belçika Türk Toplumu özelinde ilginç gözlemleri ile okuyucuya sunuyor. Kitap bir taraftan Avrupalı Türk’ün hazin yaşamını gözler önüne sererken, bir taraftan da bağrında yetiştirdiği önemli portrelerle de tanıştırıyor. Sürrealist bir ülke olan Belçika’nın, içinde yaşayan Türk Toplumu’na; ne kadar kendi içine kapanık gibi yaşasa da nasıl yeni bir form verdiğini ise şaşırarak okuyacaksınız. Belçikalı Türk’ü tanırken, Belçika’yı daha yakından keşfedecek, Belçika’da olanları öğrendikçe de Belçikalı Türk’ü daha iyi anlayacaksınız. Belçika’ya göçerken sadece tahta valizini değil; türküsünü, mizahını, folklorünü, geleneklerini de götüren Belçikalı Türk’ün, hala nasıl Türkiye’deki Türk’ten daha Türk olduğunu öğrenme şansı yakalayacaksınız’’
176 sayfadan oluşan kitapta onlarca gözlem, tespit ve anı yer almaktadır.
Kitap adını, kadim dostum halk ozanımız Fakı Edeer’in Belçika’da yayımlanan BinfikirGazetesi’deki köşesinde 20.11.2010’da yazdığı ‘’ Milli Köpeğimiz KANGAL'ın Türkçe Sevdası’’ yazısından almıştır.
Halk Ozanı Fakı Ederer’in ‘’ Milli Köpeğimiz KANGAL'ın Türkçe Sevdası’’ başlıklı yazısı şöyledir:
‘’ Flaman Bölgesi'nde kablo işi yapan kablo işçileri Flaman Bölgesi'nde küçük bir köyde çalışmakta iken kendi aralarında konuşuyorlardı. Sokaktaki bahçeli villa vari evden devamlı köpek havlaması duyuluyordu. Köpek huzursuzca devamlı havlıyor sanki bir tarafı acıyor gibi sızlanıyordu.
Kablo işçilerinden biri köy kökenli olduğundan yanındaki iş arkadaşına, ‘’gardaş bu havlayan köpeğin bir derdi var. Hem havlıyor hem sızlanıyor’’ belki ayağına diken battı veya bir tarafı çok acıyor. Arkadaşı; “ne biliyonlen belki karnı aç” deyince diğeri “niye bilmicem ben köyde çobandım, çoban adam eşeğinin köpeğinin her halini bilir” diye cevaplar. Diğeri “boş ver kedi köpek lafı yapmayalım işimize bakalım” der ve işe koyulurlar. Pazartesi'nden Cuma'ya kadar çalışırlar. Patronları Cumartesi günü de çalışılacak diye emir verir. Cumartesi günü de çalışmaya gelirler. ış baslar, bir saat kadar sonra köpeğin olduğu evden bir adam elinde bira, meyve suyu, cesitli meşrubatlarla çalışan işçilerin yanına gelir. “İyi günler iyi işler” diyerek elindeki meşrubatları işçilere takdim eder. Işçilerteşekkur eder. Adam: ‘ben buraya neden geldim biliyor musunuz ?” diye sorunca işçiler hayır derler. Adam “siz bu sokağa çalışmaya geleli benim köpeğim çok mutsuz” der. İşçiler “biz ne yaptık senin köpeğine de bizi suçluyorsun” derler. Adam “ben bu köpeği 4 aylıkken Türkiye'den getirdim. şimdi bir yaşında. Siz bu sokağa gelince sizin Türkçe konuşmanızı duyup köpeğim huzursuz oldu. Getirsem onu biraz sever misiniz?” der. ışçiler “tabii neden olmasın” diye getirmesini isterler. Adam gidip köpeği getirir. Elinde ipi boynunda tasması ile. Köpek işçilere doğru gitmek için sanki can atarcasına atılıyor. ışçiler bakarlar ki Kangal cinsi çoban köpeği. Çoban olan, adama bağırır, “bırak gelsin de onu sevelim. Bu cins Türkiye'nin en cins köpeğidir” diye seslenir. Adam köpeği bırakır. Köpek işçilerin yanlarına koşarak varır boyunlarına atlar. Onlarla oynamak ister, yatar yuvarlanır. ışçilerin gözleri dolar, köpeği sever okşarlar. Adama “sen bize bırak bu köpeği simdi işimiz var buradan bir yere ayrılmaz herhalde. ış bitince biz size getiririz” derler. Adam kabul eder. ışçiler çalışır Kangal yanlarında bekler. Bir hafta o sokakta çalışan kablo işçileri sahibinin izni ile her gün alırlar çalışırken. Yanlarından bir yere ayrılmadan onlarla bekler Kangal. Kangal'in sahibi Kangal'ın ne kadar hisli bir hayvan olduğunu bu sebeple öğrenmiş olur. Anadolu insanı ne kadar vefalı ise demek ki hayvanları da o kadar vefalı.’’
Yazar Halk Ozanı Fakı Edeer’in bu yazısını Yazar ErdinçUtku ,18 Ocak 2015’te Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazısına konu edinir.Erdinç, yazısına şöyle başlar:
‘’ Ya köpekler? Belçika’nın Gent şehrinde yaşamını sürdüren Emirdağlı Halk Ozanı dostum Fakı Edeer’in Kangal köpeğinin Türkçe özlemi ile ilgili yürekleri dağlayan yazısını bulmalı ve paylaşmalıyım hemen, “Türkçe ağlayan köpek” başlıklı pazar yazımı da böylece yazmış olurum diye geçti aklımdan. ‘’
Kadim dostum Halk Ozanı Fakı Edeer’in bir yazısının söz konusu kitaba başlık olması bizleri memnun etmiştir.Fakı Edeer’in buna benzer daha nice gözleme dayanan yazıları ve tespitleri bulunmaktadır. Önümüzdeki günlerde yayımlanacak olan Edeer’in Harman-2 kitabında kültür ve edebiyatımızla ilgili pek çok bilgi ve belge sunulacaktır.
Fakı Edeer Ve Türkçe Ağlayan Köpek
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı













