Hariçten gazel okumayı seven ve bunlara rağbet etmeyi görev sayan birkaç kişi, Emirdağ’ın Şeref Günü olan düşman işgalinden kurtuluşunu alıştıra alıştıra, sulandırarak ; ‘’pek işgal edildi sayılmaz, yok canım işgal diye bir şey, işgal diyenler uyduruyor.’’ gibi tarihi gerçeklere ve bilimsel verilere sığmayan laflar ederek,inkarcı zihniyete bilerek veya bilmeyerek zemin hazırladılar. Tarihi bilgi ve belgeler yayımlandıkça, yazılar yazıldıkça, görsel objeler sergilendikçe bu kişiler benlik duygularını Himalaya’dan daha yükseklere çıkararak ; ‘’bana göre ‘’ demeye başladılar.
‘’Bana göre ‘’ demenin açılımı şudur ; ‘’tamam kardeşim dedikleriniz doğru olabilir ama ben bir kere işgal falan yok dedim, şimdi var dersem, kişiliğimi rencide etmiş olurum.’’
Bu durumda bizim vicdan sahibi, milletini seven insanlara seslenmek dışında yapacağımız bir söylem kalmıyordu. Bütün bunları yazarken hiç kimseden beklentimiz ve hiçbir kimseye sitemimiz olmadığını belirtmek isteriz. Bir olguyu, bir durumu ortaya koymak halis niyetimizdir. Önemli olan şu veya bu şekilde kahramanlarımızı anmak, gençlerimize yerel tarihimizin sürecini tanıtarak onlardaki vatan-millet ecdat sevgisini pekiştirmektir. Bizim yapmak istediğimiz, bir eğitimci duyarlılığının yanında büyüklerimize verdiğimiz sözdür. Yalçın Alp dağları karşısında Hannibalsöylediği “Ya yeni bir yol bulacağız, ya yeni bir yol yapacağız” sözü gayret ve çabamızda kılavuzumuz olmuştur.
Bazı kişiler konuları, olayları tevil etmek yerine, kendilerini tefekkür aydınlığında yeniden değerlendirmelidir.
Emirdağ’ın düşman işgali, direnişi, mücadelesi konusunda bir tek kitap okumayanların veya dedelerinden ninelerinden hatıraları dinleme zahmetinde bulunmayanların ahkam kesmesi ne kadar gerçekçi olabilir? Biz 94 yıl önceki tarihsel süreci takip edemeyecek kadar bilgi yetersizliği içinde bocalarsak daha çetin ve daha girift sorunları nasıl alt edeceğiz? Memleketimizi aydınlık yarınlara nasıl taşıyacağız? Tarihi gerçeklerden kaçarak nereye varacağız? Sualleri daha da çoğaltmak mümkündür. Emirdağ’ın düşman tarafından işgal edilmesi bir leke değil, asıl verilen mücadele bir gurur ve övünç kaynağıdır. Biz işte düşmana karşı verilen mücadeleyi gurur ve övünç kaynağı olarak anlatmanın derdindeyiz.
Böylece şanlı direnişimizi bize miras olarak emanet eden ecdadımıza vefa borcumuzu ödemek arzusundayız.Ahtımız , vefakâr olmak, yapılan iyilikleri unutmamak, bir gönül borcunu ödemek, sözümüzde durmak, atalara bağlılık göstermektir.
Gerisi laf ü güzaftır.
Emirdağ’ın Kurtuluş Gününde Kahramanlarımıza Vefa
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı













