Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) pek çok hadislerinde, dua ederken kendilerine salavât getirilmesini istemiş ve bunu duanın kabulü için bir vesile olarak zikretmişlerdir. Tirmizî'nin rivayet ettiği bir hadiste de Peygamberimiz:
"Beni hayvanına binen yolcunun maşrapası yerine tutmayın. Bana, duanızın başında, ortasında ve sonunda salât okuyun." buyurmuşlardır. Bir başka defasında Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), huzuruna gelen bir sahabi kendisine çok salavât getirdiğini söyleyince, o şahsa, güzel bir şey yaptığını ve bunu daha fazla yapmasını söyledi. O artırdıkça Resûlullah da onu daha fazla salavât getirmeye teşvik etti.
Bizler de bu emrin gereği olarak, Nâm-ı Celîl-i Muhammedî yâd edilince salât ü selâmlardan birisiyle O'nu anmalı ve O'nu hep böyle bir tazimle yâd etmeliyiz. Eskiler, salât ü selâmı teşvik eden âyet ve hadislerden hareketle birbirinden güzel salavât örnekleri ortaya koymuşlardır. Ve pek çok insan da bugüne dek salât ü selâmlarla alâkalı hem salât ü selâm derlemiş hem de salât ü selâmın faziletlerine dair pek çok eser ortaya koymuştur.
Duanın Başı ve Sonu
Salât kelimesi dua manasına gelmektedir ve Allah Resûlü'ne getirilen salât aynı zamanda ona yapılmış bir duadır. Bir Arap şairinin ifade ettiği gibi "Her dua, kabulü için kanat nevinden salât ü selâma muhtaçtır. Sana salâta (duaya) gelince o, kanada ihtiyacı olmadan makbuldür." Bu mülâhazadan hareketle ulemâ: "Duanın başında ve sonunda getirilen salavât, iki makbul dua olması itibarıyla orada yapılacak duanın kabul olması için önemli bir sebeptir." demişlerdir.
Dua, bir sırr-ı ubûdiyettir. Esasen duada insan, aklını, gücünü ve iradesini aşan şeyleri Allah'tan ister. Yani biz çok defa dualarımızda Cennet'i, Cennet'te ebediyeti, cemalullahı müşâhedeyi, Rabb'in bize teveccühünü, maiyyetini, bizi yalnız bırakmamasını, bize küsmemesini yani sevdiği insanlara yaptığı muamele ile muamele etmesini isteriz ve bu istekleri de salât ü selâmla destekleriz.
Anlaşılan o ki, O'na getirilen salavât, biz onun gerçek sırrını tam bilemesek de çok önemli.. Her şeyden önce, şayet O'na getirilen salavât, Allah Resûlü'nün şefaat-ı uzmâsına insanı çekip götüren birer vesileyse, insan bu konuda ne kadar hassas olsa değer. Zira "Ona yaklaşmaya vesile arayın." (Mâide, 5/35) âyeti, Allah'a yaklaşmak için vesileleri kullanmamızı emretmektedir. Allah Resûlü'ne salât ü selâm bu mevzuda önemli bir vesile ise, insan onu hiç dilden düşürmemelidir. Allah Resûlü'yle münasebetin hemen her çeşidi Cenâb-ı Hakk'ın bize ayrı bir lütfudur. Bu da çok önemli bir husus olsa gerek.














