Korkmazer Belediye Meclisinden İftifa Etti
- Ayrıntılar
Emirdağ Belediyesi Meclis üyeliğine 2009 yılında Chp listesinde 2. sıradan gelen Halil Korkmazer 13 Nisan Cuma günü istifa etti.
İstifa sebebi olarak Eskişehir de ikamet etmesi ve meclis üyeliği görevini tam anlamıyla yürütememesini belirten Korkmazer'in yerine 5. sıra adayı Zeliha Gargılı Meclis üyesi oldu.
Önümüzdeki günlerde mazbatasını alacak olan Zeliha Gargılı Belediye Meclisinde tek bayan üye olarak görev yapacak.
İman ve Amel
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Kur'an-ı Kerim'de pek çok yerde iman ve amel-i sâlih beraber zikredilmektedir. Amel, umumî manada iş, vazife, hareket, davranış, ibadet, hayırlı faaliyet demektir.
Fakat daha ziyade insanların bir maksada binaen yaptıkları işe "amel" denir. Yapılan işte bir gaye ve maksat yoksa buna "fiil" denir, amel denmez. Evet, sâlih amel, Cenâb-ı Hak nezdinde güzel ve makbul olan iş demektir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât ve sadaka vermek gibi ameller amel-i sâlihe dâhildir. Hatta güzel ahlaklı olmak ve evrensel İslâmî değerleri sergilemek de bir sâlih ameldir. Kur'an-ı Kerim ameli, "sâlih" sıfatıyla beraber ortaya koyuyor. Dolayısıyla, "aksiyon" kelimesi manayı karşılamakta yetersiz kalıyor. Çünkü aksiyonda sadece hareket vardır. Sâlih amelde ise, arızasız, kusursuz ve bir gayeye matuf olma esastır. Sâlih kelimesini, "kısır döngü" dedikleri "fâsid daire"nin zıddı olarak uydurma dildeki "doğurgan döngü"nün karşılığı olan "sâlih daire" ifadesinde de kullanıyoruz. Nasıl ki, şerler, şerre çağrıdır, davetiyedir; bir şer, başka bir şerrin vesilesidir, mukaddimesidir; aynen öyle de, bir hayır, başka bir hayrın çağrısıdır. Nasıl ki, insan bir şer işlemekle imandan bir adım uzaklaşır, küfre bir adım yaklaşmış olur; bir hayır işlemekle de imanda o kadar pekişmiş, o kadar güçlenmiş ve dolayısıyla da küfre, dalâlete karşı kendisine yeni bir sera daha oluşturmuş, zarardan korunmuş olur. İşte, bir hayrın daha başka hayırlara vesile olması ve sonraki hayırlara ortam teşkil etmesiyle sürekli hayırlar meydana gelmesine sâlih daire diyoruz.
Canım Arılar
- Ayrıntılar
Yaz Gelince gezinirler ovada dağda
Yükünü denk edersin dolaştığın her bağda
Bilmezler kıymetin asla diyorlar ağda
Bu insanoğlumu kıymetini bilecek
Çalış çabala hiç bakmazlar balına
Diyecek yok bilirim senin balına
Binbir çiçek çıkar senin yoluna
Bu insanoğlumu kıymetini bilecek
Hastaya şifadır bin bir çiçek gülünen
Güz ayında seni kapatırlar hep alınan
Şeker püskürtürler koymazlar balınan
Bu insanoğlumu kıymetini bilecek
Çalış rızık için onu da alırlar senden
Duymadın mı insanları sen dedenden
Senin emeğine amele gibi bedenden
Bu insanoğlumu kıymetini bilecek
Şeytanın gemleri
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Lokman aleyhisselam oğluna, "Evladım, namazı hakkıyla ifa et, iyiliği yay, kötülüğü de önlemeye çalış ve başına gelen sıkıntılara sabret! Çünkü bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir." (Lokman, 31/17) buyuruyor.
Emir mahiyetinde dört nasihatte bulunuyor: namaz kıl, emr-i bil m'aruf yap, nehy-i anil münkerde bulun ve bunları yaparken başına gelebilecek musibetlere karşı dişini sık, sabret. Çünkü, azim ve kararlılık gerektiren çok kıymetli bu üç ameli eda edenleri şeytan ve aveneleri pek hoş karşılamaz ve rahat bırakmazlar; tahditlere, sıkıntılara, eziyetlere, takiplere, esaretlere, sürgünlere... maruz bırakırlar. Hatta ölümle tehdit eder, fırsat bulurlarsa zehirler, darağaçları hazırlar ve ne yapıp edip İlâ-yı kelimetullah vazifesinin yapılmasına mani olmaya çalışırlar.
Yard. Doç. Zeki Kartal
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Biyoğrafiler
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisat Fakültesinde Öğretim Üyesi olan Yar.Doc.Dr.Zeki Kartal, Emirdağ ilçesinde 05.05.1955 tarihinde doğdu.İlokokulu Emirdağ Mithat Paşa İlköğretim Okulun da okudu.Ortaokulu,Emirdağ ortaokulunda bitirdi.Lise öğrenimini İstanbul'da Haydarpaşa Erkek Lisesinde tamamladı.Üniversite öğrenimini içinde Almanya'ya gitti. Almanya'da Oldenburg Carl Von Ossietzky Üniversitesi'ni 1990 yılında bitirdi.Aynı tarihlerde Almanya'da mastırı tamamladı.Doktorasını da 1996 yılında bitirdi.
Araştırma görevlisi olarak Oldenburk Üniversinde göreve başladı. Daha sonra 1997-1998 yılları arasında İktisat Bölümü,Gelişme Bölümü,Gelişme İktisadi Ana Bilim Dalı'nı tamamladı. Yard.Doç.Dr olarak,1998-2001 yılları arasında Sakarya Üniversitesinde görevine başladı.İdari görevlerde de bulundu.Sakarya Üniversitesi Spor Yüksek Okulu Müdürü olarak görev yaptı.Ayrıca Sakarya Üniversitesi'nde Sosyal Bilimler Enistitüsü Müdür Yardımcılığı görevlerinde de bulundu.
Bıçak sırtında bir mü'min
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Bir insanın, ahiret hesabına korkması ve kendi akıbetinden endişe etmesi çok önemlidir.
Çünkü bu endişe, onu Allah'a yönelmeye ve günahlara karşı tavır almaya sevk eder; gelecekte tehlikeli hallere maruz kalmaması için, teyakkuza geçmesini ve uyanık olmasını sağlar. Akıbetinden endişe etmeyen gafillerin halini, Kur'an-ı Kerim şöyle anlatır: "Binasını, Allah'a karşı gelmekten sakınma ve O'nun rızasını kazanma temelleri üzerine kuran kimse mi hayırlıdır; yoksa yapısını, yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarına kurarak onunla beraber Cehennem'e yuvarlanan mı? Allah zalimler gürûhuna hidâyet etmez, onları umduklarına eriştirmez." (Tevbe, 9/109) Bu âyette geçen "cüruf" kelimesi, her an yıkılmaya hazır bir yar demektir. İşte ameline güvenen ve akıbetinden endişe etmeyen insanların imanı -şayet varsa- tıpkı sel sularının dere kenarında biriktirdiği toprak üzerine yapılan ev gibidir ve onun yıkılması an meselesidir.
Hak dostları "hayatta iken havf kapısını ardına kadar açık bırakmak ve ölüm zamanı da recâya yapışmak" gerektiğini söylerler. Mü'minler, Allah'tan, Kıyamet gününün dehşetinden, Cehennem azabından ömür boyu korkmalıdırlar. Fakat bu korku onları pasifliğe, hareketsizliğe, ümitsizlik ve karamsarlığa itmemelidir. Aksine onları, korkunun sebeplerini ortadan kaldıracak tutum ve davranışlara yöneltmelidir.
Aslında Kur'ân-ı Kerîm, gönüllerimize bütün bir hayat boyu âkıbet-endiş olma duygusunu aşılar ve ayaklarımızı her zaman yere sağlam basmamızı hatırlatır. Cenâb-ı Hak, bizim için çok defa havfı bir kamçı olarak kullanır. Nasıl, annesi tarafından azarlanan çocuk yine onun şefkatli kucağına koşuyorsa; korku ve endişeler de bizi İlâhî rahmetin enginliklerine yöneltir ve Allah'a sığınma duygularımızı tetikler. Ayrıca, sadece Cenâb-ı Hak'tan korkup yalnızca ahiretinden endişe eden bir vicdan, başkalarından korkma ve dünyevî endişelerle titreme belasından da kurtulmuş olur. "Eğer gerçek mü'minler iseniz, onlardan korkmayın, Benden korkun!" (Âl-i İmrân, 3/175) mealindeki ayet-i kerime de, insan mahiyetindeki korku hissinin sağa-sola dağıtılmamasını ve dağınıklığa düşülmemesini vurgular.
Dahası, korku ve ahiret endişesinin derecesi imanın derecesini de gösterir. Hakiki mü'minler hayır ve hasenât adına koşar durur, daima salih amellerde bulunurlar ama amellerinin kabul olup olmadığı hususunda da sürekli endişe yaşar; yapıp ettiklerine asla güvenmezler. Şu kadar var ki, bu endişe onları ye'se atmaz, bilakis, daha çok gayret göstermeye, hayır ardında daha fazla koşturmaya sevk eder.
Sayfa 414 / 497














