MUHTEŞEM SÜLEYMAN
- Ayrıntılar
Kanuni Sultan Süleyman
Neden büyük sultan idi
Yedi düvele meydan okudu
Osmanlı’ya otuz altı yıl hükmetti
Yaşı gelmişti kemâle
Dinlenmeye çekilmişti sarayda
Yılların yorgunluğu çökmüştü
Oturmuştu mübarek omuzlarına
Yine bir gün otururken sarayında
Muslihuddîn Efendi geldi ziyaretine
Durum arz edildi padişaha
Kabul edildi huzurgâhına
Padişahla sohbet hoştu
Uzunca konuşuldu
Gördüğü rüyayı anlattı
Padişaha müjdeyi verdi
Bu gece rüyamda
Resulûllah efendimizi gördüm
Emir buyurdu ki bize ;
“Süleyman’a bizden selam söyle
İslam düşmanlarına farz olan
Cihadı niçin bıraktı
Benim şefaatimden ümit bekler
Rızamı almak ister
YALAN
- Ayrıntılar
Yalanla abâd olunmaz
Yıllara meydan okunmaz
Yalan söyleyen kârdayım sanmasın
Değer mi yalan dünyaya,aldanmasın !
Alışmış dili azar azar
Ruh haline geçer ağar ağar
Alışır normale biner
Her yeri olur yalan dolan
Nefsini besler yalanla
Aldatma kendini dolanla
Aldattığın insan değil bil
Ruhundur asıl aldanan
Zehir olur heryerin
Dolar için dışın kalp evin
Çıkamazsın boğulursun
Kurtulamaz dağılırsın
Şifa bulamazsın dilinden
Bırak kendi halıma beni
Gülünü koklamam bağından
Batırma dikenini yeter ki
Karacasu ESOGÜ Rektör Adayı Oldu
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektör Adayı EMİRDAĞLI Prof. Dr. Murat Karacasu, adaylığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.
ESOGÜ Rektör Adayı EMİRDAĞLI Prof. Dr. Murat Karacasu, "Yakın bir zamanda 27 yıldır görev yaptığım, kendi üniversitem olan ESOGÜ Rektörlük görevi için aday oldum. Adaylık için değerli büyüklerime danıştım. Çeşitli sektörlerden gönül dostlarıma bilgiler verdim ve aday oldum. Elimden geldiğince abi ve ablalarımızdan, gönül dostlarımızdan destek istedim. Elimden geldiğince çaba gösterdim. Karar önce Allah’ın sonra devlet büyüklerimindir. Artık Allah’ıma tevekkül ediyorum. Hakkımda hayırlısı ne ise o olsun inşallah. Şunu belirtmek isterim ki; dün bir kıvılcım oldu. Büyüğünden küçüğüne gönül dostlarımız destek mesajları yazıp paylaşımda bulundular. Bu gece hiç uyumadım. Bu nasıl bir duygudur. Devamlı olarak ağladım. İnsanın bu kadar seveninin olmasından daha değerli bir servet yok bence. Allah hepinizden razı olsun. Eskişehir ile iç içe oldum. 4 yıllık rektör görevi bir yandan çok kısa bir süre. Ama insan çalışmasını bilirse çok uzun bir süre. Küçüklüğümden beri su sattım, babam esnaf olduğu için yaygıcılık yaptım, ticaretin içinde büyüdüm. Yazma, eşarp sattım. Hayvancılık ve taşımacılık yaptım. Elimden geldiğince dostlarımla devam ediyorum. Kahve pazar dolaştım. Her insandan bir
EMİRDAĞ’IN İŞGALİYLE İLGİLİ ULUSAL KAYNAKLAR
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
Amorium, Yeniköy ve Kaldırım yönlerinde keşifler yapılacaktır. 9.Fırka kendi ikmal kaynağını Aziziye’ye kadar Afyon’dan temin edecek, Aziziye’den sonra 2.Kolordu tarafından ikmal edilecektir.’’
Prens Andrew’nun Savaş Anıları Felakete Doğru Çev. Hüseyin Rahmi 1932 İst.
Biraz ilerleyince, Kuruca Köyü yakınlarında bir Yunan tümeninin dinlenmeye geçmiş olduğunu gördüler. Buranın kuzeyinde, Aziziye’nin batısında toz ve bulutlar yükseliyordu. Yunan ileri karakollarının hemen önünde bulunan bir köyün içinde büyük ot yığınları görülüyordu. Albay Fahrettin’in emri üzerine iki süvari atlarını mahmuzladı.
Alptekin MÜDERRİSOĞLU, Sakarya Meydan Muharebesi Günlüğü Kastaş Yayınları 2004 s.340-341
14. Süvari Tümeni kendinden tam on misli kalabalık 5. Yunan Tümeni'ne çatmıştı. Bir süre savaştı. Sarılma tehlikesi belirince geri çekildi. İkinci Kolordu Komutanı General Andreas, süvari tümeninin kolordunun ikmal yolunu kesmek istediğini sanıp telaşlanmıştı. Sakarya'ya kadar Eskişehir-Seyitgazi-Emirdağ yoluyla besleneceklerdi. Seyitgazi yolunu korumak için 5. Tümen'den bir alay ile bir bataryayı geride bıraktı. Böylece tümenin bütünlüğü bozulmuş oldu.
Turgut ÖZAKMAN, Şu Çılgın Türkler Bilgi Yayınevi 156. Baskı Ekim 2005s.306
Mürettep Tümen sabah Emirdağ'ın batısındaki tepelere yaklaşıp gizlenmişti. Durumu anlaması için köylü kıyafetiyle şehre yollanan küçük keşif birliği çabuk döndü. Birliğin komutanı teğmen raporunu sözlü olarak verdi: "Fırınlara el koymuş, kasabaya pek çok yiyecek yığmışlar. Prens'in kolordusu Emirdağ'dan besleniyormuş. Burada dinlenen bir büyük birlik, bu sabah doğuya hareket etmiş. Askeri tarihimizde Edipidu Müfrezesi diye anılan birlik (Evlidis Müfrezesi KASÖT,s.455. K.30a )Geride kalan kuvveti, iki piyade taburu, bir süvari bölüğü diye tahmin ettik.
Turgut ÖZAKMAN, Şu Çılgın Türkler Bilgi Yayınevi 156. Baskı Ekim 2005 s.351
."Birden Yarbay Spridonos'un feryadı duyuldu. Yüzü kıp-kırmızı geldi:"Bir Türk birliği Emirdağ'ı basmış! Fırınları yıkmış! Bütün yiyecek stoklarımı yakmış!" Hepsi ayağa fırladılar. Spridonos ağlamaklıydı:"İkinci Kolordu'yu nasıl besleyeceğim?" Papulas çok kızmıştı:"Güvenlik önlemi almamış mı bu aptallar? Emirdağ'dan ayrılan birlik derhal geri dönsün. Bu melun birliği yok etsin!"
Şerife( Anne)Sağbili
- Ayrıntılar
1916 yılında Konya’da doğmuş. Konya ilinin ilk kadın Kur’an kursu kadrolu hoca hanımı. Şerife anne sevgi dolu güzel bir yuvada büyümüş.Ufak tefek
güzelce bir hanımdı.Beyaz tenli karakaş karagözlü ağzı dualı.
Annesi Nazife hanım sesinin güzelliğiyle evlerde Kur’an ve mevlüt okuyup hocalık yapan bir hanımdı. Şerife anne evlenmiş iki oğlu olmuştu. Eşinin ve kayınvalidesinin ona olan davranışlarından son derece üzüntü yaşamış, kendi üzerine 11 kez evlenen eşine katlanmış. Bu eziyetleri daha fazla dayanamayarak anne evine dönmüştür. Eve dönünce anne evinde abi, gelin, çocuklar ve annesi olunca sığmamış oraya. Alt katta bulunan izbeye yerleşmiş.Penceresi naylonla kaplı olan izbede yaşamaya başlamış. Yemek yiyemez olmuş su içemez olmuş günlerini Kur’an okuyarak geçirmeye başlamış. O Kur’an beni doyurur, benimle konuşurdu derdi. Üç güne bir hatim indirirdim. Kur’an’ın benimle konuştuğunu duydum derdi. Kendisine nasıl bir ses duydun dediğimizde: “ Ne erkek, ne de kadın sesiydi “dedi. “Allah’ım seni içiyorum,Allah’ım seni yiyorum ,Allah’ım seni seviyorum der kuranı içime çekerdim. Beni doyururdu. Yemek içmek ihtiyacı hissetmezdim “dedi. “Hacet gidermek için sadece izbeden çıkardım, damların altında oturan kadınları görürdüm. Onlara bakardım korkardım”. Neden korkardın anneciğim dediğimizde: “kimi maymun ,kimi boynuzlu, kiminin başı köpek gibiydi. Onları görmeyeyim diye saklanarak giderdim. Bir de dedi: bütün vücuduma Kuranı Kerim yazıldı. Allah’ım bakarım her yerimde Kur’an-lar yazar. Allahım seni seviyorum derdim hacet gidermeye giderken korkardım ben nasıl girerim Allah’ım diye diye ağlardım. Bu halim yedi yıl devam etti. Bir gün kapım açıldı, kapıda dikilen birisi yanında İki kişi gördüm. Yeşil binişli, yeşil sarıklı, elinde asası, boylu heybetli birisiydi. Yanındakilere: “Siz durun” dedi ve içeri girdi. Bana elindeki asayı üç kere yere vurarak: “Perhizi boz, perhizi boz, perhizi boz “dedi. Ben oraya bayıldım. Manevi ameliyat yapmışlar. Uyandığımda annem başımda beklerdi. Anneme ilk defa dedim ki;” Anneciğim ben acıktım. “Annem de sevinerek;” Anovv kuzum
abin sana şeker köpükleri getirmiş onlardan ye ,yemek getireyim ye dedi.
Ben kendime geldim artık. Annemin yanında sohbetlere Kur’an-a mevlütlere giderdim. Sesim de güzeldi bana mevlüt okutup ilâhi söyletirlerdi. Sizin Sare Güneri babaanneniz beni çokça çağırırdı ve bana sen kur’an oku ,mevlüt oku ,ilâhi oku diyerek çokça önümü açtı. Allah’ım cennet hatunu olsun ,yattığı yer nur olsun, ben unutmam onun bana yaptığı iyilikleri “derdi.
“Ben gelirken de yanıma yemekler koyar, hediyeler verirdi. Benim elime para geçince beyim ve kaynanam beni geri istediler. Ben istemem Allahım istemem dedim. Ben senin verdiğine razıyım ,sen onlardan razı olma” derdi.Devamında;
“Eşimle geri birleşmedim. Beni manevi gelip alırlar, kapımın önüne fayton gelir ona biner giderdik. Mekke’ye Medine’ye,Şam’a Kur’an okuyanlara hocalık yapmaya götürürlerdi. Annem halimi bilirdi. Vazifem bitince geri getirirlerdi. Annemden başka kimse bilmezdi bu yaşadığımı”dedi.
Konyamızda mübarek Dişçi Baba diye birisi varmış beni duymuş ve beni yanına çağırdı. Ben de yanına gittim. Şöyle bir baktı heybetlice. Kızım ben seni duydum, sana vazife vereceğim.Bu kitabı al, bu bıçağı da al ve sana gelen hastaları kitapta yazanları oku, bu bıçakla da çent dedi.
O günden sonra pek çok hasta geldi okududum kendim. Bana bir geçim kapısı açılmış oldu. Para istemezdim ama hastalar gelmeye ben de okumaya başladım.Ayrıcada yakınımda olan mahalledeki kadınlara ve kızlara Kur’an-ı Kerim’i öğretmeye başladım. Bunu duyan Konya’mızın müftüsü Tahir Büyükkörükçü hocamız
Kabe'de Verilen Berat Belgesi:(Bizimle aldanan aldanır mı hiç?)
- Ayrıntılar
Eski zamanlarda Bağdat’ta kendi halinde fakir, salih bir dokumacı yaşardı. Kurban bayramının birkaç hafta öncesiydi. Şehrin ileri gelenleri hac için hazırlık yapmaktaydılar. Onların bu tatlı telaşını gören fakir dokumacının içine bir ateştir düşüverdi. Hacca gitmek istiyordu ama ne parası vardı, ne yol azığı. Gönlünü yakıp kavuran bir sevda… Bütün sermayesi buncağızdan ibaretti.
Hani bir dem gelir, kulda kendi benliğinden eser kalmaz, içinden biri seslenir ya ötelere. Geri dönmez o anda dilekler, uzaklar yakın olur, imkansız diye bir şey kalmaz ya… İşte öyle bir vakitte hacca niyetlendi dokumacı. Gecenin bir yarısı gözyaşları içinde açtı ellerini:
– Ya Rabbi, nasip et ben de geleyim. Kullarının malı-mülkü var, benim senden gayrı kimsem yok. Sana sığındım, sana dayandım. Sen de beni nimetlendirip bana ihsan eyle…
Sabah olunca yol için hazırlıklarını yaptı, yenice yola çıkmış olan hac kafilesinin ardına düştü. Yaklaşıp selam verdi yolculara. Onu görünce şaşırdılar. İçlerinden bir hoca yanına gelip, perişan haline bakarak:
– Ne o komşu, sende mi hacca gidiyorsun, dedi dudak bükerek.
Sevinç içindeydi dokumacı. Bayram sabahına uyanmış çocuklar kadar mutluydu.
– İnşallah hocam, dedi; Beytullah’ı tavaf etmeye, Ravza’ya yüz sürmeye gidiyorum. Rabbim nasip ederse…
Bu sözler üzerine arkadaşlarına bakıp güldü hoca. Niyeti dokumacıyla eğlenmekti:
– Komşu, Allah mübarek etsin, ama bakıyorum da ne bineğin var, ne yol azığın. Bari cebinde birkaç bin akçen var mı?
Bayramın ne olduğunu bile bilmeyen çocuklar kadar saftı dokumacı:
Devamını oku: Kabe'de Verilen Berat Belgesi:(Bizimle aldanan aldanır mı hiç?)
EMİRDAĞ’IN İŞGALİNDE YEREL KAYNAKLAR-2
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
Bu hafta Emirdağ’ın işgal ve kurtuluş günleri konusunda yerel kaynaklarda yayınlanan yazıları yayınlıyoruz:
1- 1921 yılının 16 Ağustosunun öğle sonlarıydı. Azizizye’nin batı tarafında bulunan Bolvadin caddesi ve kuzeybatısında bulunan Yüreğil ve Güneysaray köyleri yönünden düşmanın öncü süvari kuvvetleri ilçeye girmeye başlamıştı. Halk son derece tedirgindi, zihinlerde çeşitli ihtimaller dolaşıyordu.
Türk askerleri karşısında Polatlı’dan İzmir’e doğru kaçarken bir kısmı Aziziye’den geçiyorlardı. Aziziye’ye ilk girdikleri günlerde mağurane bir şekilde zafer sarhoşluğu yaşayan düşman, tam otuz dört gün sonra bütün cepheleri terk ederek Afyon ve Kütahya’ya doğru kaçacaklarını belli ki düşünmemişlerdi.
Muammer Kocabaş, İşgal ve Direniş Emirdağ 1919-1921 Prestij Reklam Matbaacılık İst. (s.189-203)
2- Düşmanlar, Sakarya’da Ata’nın kumanda ettiği Türk Ordu-su ile çarpışacak olan birliklerine yardım etmek amacıyla Bayat üzerinden harekete geçerek 16 Ağustos 1921 günü Emirdağı’nı işgal etmiştir.
Bu surette Emirdağ 22 Eylül 1921’den itibaren bugünkü mutlu günlerini yaşamaya başlamıştır.
İnsafsız bir zalimin zulmünü gören Emirdağlılar için Tanrı’nın bir lütfudur ki, Murat Dağlarında esir düşen Trikopis, yakıp yıktığı Emirdağ’dan elleri kolları bağlı olarak ve çocukların taş yağmuru arasında Ankara’ya götürülüşünü gözleriyle görmüşlerdir.
EMİRDAĞ, Kurtuluş Günü Dolayısiyle1963 Emirdağ Turizm ve Kalkındırma Derneği ‘’Emirdağ Kurtuluş Bayramı’nı Kutlama-Tertip Komitesi’’ ÖZEL SAYI s.3-4
3- Düşman Sakarya’ya geçerken 16 Ağustos 1921’de işgal etmiş ve 22 Eylül 1921 tarihinde işgalden kurtulmuştur. Bu tarih, Emirdağ’ın kurtuluş günüdür.
EMİRDAĞ, Emirdağ Yüksek Tahsil Derneği 1971 (Emirdağ Yüksek Tahsil Derneğinin yayın Organıdır)Milli İrade Matbaası s.5
4- Düşman Sakarya’ya geçerken 16 Ağustos 1921’de Emirdağ’ı işgal etmiş, işgalden 22 Eylül 1921’de kurtulmuştur.
Sayfa 52 / 497














