SOKAĞIMIZA KOMŞU GELDİ
- Ayrıntılar
Çilli mahallesi Eşrefler sokakta evimizin karşısındaki boş arsada ev yapımına başlanmıştı. Henüz okula başlamamış, altı yaşındaydım. Damların üzerinden evin inşasını meraklı gözlerle seyrediyor, bir taraftan da bu yeni eve acep kimler gelecek diye çocuk aklımla düşünürken, fazla uzamadan kerpiçten kutu gibi, iki odalı, ortası sofalı bir ev yapılmıştı. Annem ve biz çocuklar yeni komşumuzu beklerken babam; “Burasını Bolvadinli Çılkoğlu sülalesinden Abdülkadir ağa yaptırmış. Birkaç güne kadar geleceklermiş, çarşıdan da dükkan kiralamış, lokum, şeker satacakmış.” dedi.
Babamın dediği gibi göç kamyonu bizim sokağa girdi. Ancak, evin toprak sıvası henüz kurumadığı için kamyon, Doğu Dede’nin evi önüne durmuş, eşyalar oraya taşınıyordu. Göç kamyonunun yanına iyice yaklaşmış, olup bitenleri seyrederken, sıcacık bir elin elimi tuttuğunu, parmaklarımı sardığını gördüm. Döndüm baktım. Sürmeli gözleri, siyah üzüm tanesini, pembe pembe yanakları, Isparta gülünü andırıyor, uzun siyah kirpikleri, ince tül gibi gözlerinin üstüne iniyordu. Aniden
Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu'ndan Muhteşem Bir Gece
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, Emirdağ Kapalı Spor Salonunda Emirdağ Belediyesi tarafından düzenlenen EL-EMİN (S.A.V) programında vatandaşlarımız ile buluşarak unutulmaz bir geceye damga vurdu. Yoğun bir kalabalığın katılımıyla gerçekleşen programda Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu vatandaşlara birlik ve beraberlik mesajı verdi.
Program sunumunun tasavvuf sanatçısı Ahmet Kemal Bacak tarafından yapılan programda ilk olarak Kuran-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Kuran-ı Kerim tilavetinin akabinde sahneye Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu hocamız çıkarak Peygamber Efendimiz
Devamını oku: Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu'ndan Muhteşem Bir Gece
Emirdağlı Mimar Burhan Ünal`ın Almanya´da başarısı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Emirdağlı mimar Burhan Ünal; Almanya`da tahsilini tamamlayıp, Almanya'da başarılı plan ve projelere imza attı.
Emirdağlı mimar Burhan Ünal (35 yaş); Almanya`nın Koblenz şehrinde, civar şehir il ve ilçelerde ve 5 yıl içerisinde, toplam 45 adet yapılacak binalarla ilgili başarılı plan ve proje çizerek, Almanya`da Emirdağlı bir Türk olarak kendinden söz ettirdi.
Emirdağlı mimar Burhan Ünal; ilkokulu, ortaokulu ve liseyi Almanya`nın Lahnstein şehrinde bitirdi. Üniversite tahsilini de Koblenz şehrinde bulunan `Hochschule Koblenz` Üniversitesi`nin mimarlık bölümünü bitirerek tamamladı. 30 yaşında mimarlık bölümünü bitiren Burhan Ünal, 35 yaşına kadar Almanya'da toplam 45 adet başarılı plan ve projelere imza attı. Bunlardan 15 tanesi yeni yapılan binalarla ilgili olup, plan ve projelerini çizdi. 30 tanede mevcut binalarda değişiklikle ilgili plan ve projeler çizdi. Ünal, çizdiği plan ve projelerin uygulanmasında ve binaların yapım esnasında denetimlerini de yaptı. Ünal, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, "Almanya`da mimarlık bölümünü 30 yaşında basari ile bitirdim. Akabinde 35
Devamını oku: Emirdağlı Mimar Burhan Ünal`ın Almanya´da başarısı
1. Altın Eller El Sanatları Festivalindeyiz
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Afyonkarahisar Valiliği, İl Kültür Turizm Müdürlüğü tarafından 10-13 Ekim tarihleri arasında düzenlenen, "1. Altıneller Geleneksel El Sanatları Festivali" kapsamında Emirdağ Belediyesi standımız, Emirdağ Belediye Başkanımız Serkan Koyuncu ve vatandaşlarımız tarafından yoğun bir şekilde ziyaret edildi.
Gurbetin başkenti Emirdağımızın tanıtıldığı standımızda, Emirdağlı hemşerilerimizin el emeği göz nuru ürünleri de sergileme fırsatı buldular. Emirdağ standı Pazar gününe kadar Afyon Zafer Meydanında açık olacaktır. Tüm vatandaşlarımızı ziyarete bekliyoruz.
EY ŞANLI ŞEHİT
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Kurşun girmiş yüreğinin soluna,
Nazar değmiş bayrak tutan koluna,
Törenle çıkarsın vatan yoluna.
Ey şanlı şehidim gün senin günün,
Rahmeti Rahman’da bugün düğünün!
Komutanlar başucuna dizildi,
Şehit adın çarşaf çarşaf yazıldı,
Karşında ordu yok mertlik bozuldu.
Ey şanlı şehidim gün senin günün,
Haktan davet geldi bugün düğünün.
Soğuk sıcak hep yürüdün dağlarda,
Emirdağlı Derin Erenoğlu Afrika'da
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Küçükken yaşıtlarımın aksine tuhaf sayılabilecek hayaller kurardım. Bunların sadece hayallerimde kalacağını düşünen anne ve babam bazen isteklerime gülüp geçse de aslında farklı kültürlere ilgi duymamın asıl nedenidirler. Babam küçük bir çocukken ‘Ölümcül Av' belgeselini / televizyon dizisini gösterir, arka planda insanlar ölümle burun buruna gelirken benimle dalga geçercesine ‘İleride seni de Bering Denizi'nde yengeç avlamaya göndereceğim' derdi.
Aradan geçen yıllar içinde dünyanın pek çok yerini görme imkanı bulsam da yengeç avlamaya gidemeyeceğimi anlamam uzun sürmedi. Buna rağmen çocukluktan kalma hayallerime ‘Neden olmasın?' gözüyle bakmaktan hiç vazgeçmedim.
KENYA'YA NEDEN GİTMEK İSTEDİM?
Geçtiğimiz kış Fransa'nın Calais şehrine gidip mültecilerle çalışma ve çok farklı hayatlara tanıklık etme şansı yakaladım. Belki orada kaldığım süre boyunca tecrübesizliğim ve yaşım nedeniyle mültecilerin hayatında büyük bir değişime yol açmadım ama orada yaşanan acıları ve kimi zaman küçük mutlulukları görmek hayata bakışımı ve isteklerimi tamamen değiştirdi. Bu değişim beni yeniden yollara düşüp gönüllü çalışmaya itti.
ÇOCUKLUĞUM
- Ayrıntılar
943’ün Eylül ayında harman sonu Emirdağ Çilli Mahallesinde Çaydere’sine nazır 11 kapı numaralı, avlusu büyük, nüfusu oldukça kalaba bir çiftçi evinde Perşembe gü-nü doğmuşum. Babam, iki evli olup analığımın bir kız, yedi erkek çocuğu vardır. Annem bir kız, iki oğlan doğurur. Keza amcamda iki evlidir. Hanımının birinin çocuğu olmaz, ikinci hanım üç kız, üç oğlan doğurur. Aynı evde, aynı avluda, aynı bağda, bostanda birlikte yaşadığımızı çok iyi biliyorum.
Çiftçilik ve koyunculuk yaparak geçinen aile olduğumuz için ibibiklerle kıra çıkmaya başlardık.Bir yılın altı ayı yaylada yazıda geçerdi.Bunun için her sabah horoz seslerine, salda meleyen kuzuların seslerine uyanır, kaldırılırdık. Tan yeri ağarırken günün ilk ışıklarıyla arabada veya eşek üstünde, anne sırtında uyku mahmurluğu ile yola çıkardık.Sabah güneşi yüzümüzü sıvazlar, ağır ağır kendimize gelirdik.
Çocuklar beşikten kucağa, kucaktan sokağa indirilirdi.Burada yumuk yumuk ellerimizle ayaklarımızla doğaya toprağa dokunur, güneşin ışınlarına ağır ağır alışırdık. Tozla toprakla haşır neşir olurduk. Çaydere’sinin içinde sular kesi-lince ıslak
Sayfa 98 / 497














