Hz Nevfel (R.A)
- Ayrıntılar
Allah Rasulünün aşkı vardı kalbinde,
Gencecik ömründe.
Hep onunla olup,
Onun yoluna baş koymaktı..
Koştu Nevfel Rasulün yanına
Cihad etmekti muradı
Evin tek direği
Annesinin göz bebeği…
Nevfel silahını kuşandı,
Atına bindi,
Onun bu haline melekler imrendi,
Paygamberinin yanına geldi.
Annesi seslendi Peygamberine,
Sığınacağım tek odur
Gören gözüm ,tutan elimdir.
Harp etmesini bilmez Nevfelim!
Allah Rasulü dur dedi
En büyük mertebeyi gitmeden harbe ona verdi,
Ben sana kefilim Nevfel
Harp meydanına gelme dedi..
Cihaddır muradım
Koyma beni yolda
Canım başım fedadır
Hak yolunda olmaktır muradım!
Hadi oğlum yolun açık olsun,
Seni Allah ve Rasulü korusun..
Allah Rasulü kabul etti,
Harp meydanına Nevfel gitti..
KANAL İSTANBUL
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı

Kanal İstanbul için biz ne yapsak ki dedik,
Hemen ülke çapında büyük çalıştay kurduk.
Cüneyt Çakır da geldi, malum meşhur bir düdük
Fatih Ürek de burda, santradan topa vurduk.
Bilim adamlarıyla başladı bu çalıştay,
Ekmek kanalı tıkar, dedi Canan Karatay
"Kanalsız kul olmaz" der, akil Orhan Gencebay.
Tüm dinlerde caiz mi, Tuğçe Kazaz'a sorduk.
Ürolog Haydar Dümen, kanal kısır yapar der.
Düşünür Nihat Doğan, kanal basur yapar der.
Butik Ali, Montröye bizi esir yapar der.
Ülke beyinlerini, bu iş için çok yorduk.
Yıldız Tilbe dedi ki, ülkem bunu hak eder.
Nusret dedi, bu kanal tuz gölünü yok eder
Recep İvedik dedi, marmarayı b.k eder
Biz bu işin üstünde, bakın çok ciddi durduk.
Yasin Akgün Vefatı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Aslen Gedikevli olup ilçemiz sanayii esnaflarından Tamirci Niyazi Akgün oğlu Yasin Akgün Taşıyıcılar petrol yanında Tamir için gittiği Tırın körük patlaması sonucu feci şekilde hayatını kaybetti.
Yasin Akgün Bir süre önce Emirdağ belediyesinden Gömü belediyesine tayin olmuş ve hâlen gömü Belediyesinde zabıta memuru olarak görev yapıyordu. Olayla İlgili soruşturma başlatıldı. Yasin Akgün'e Allahtan rahmet kederli ailesine başsağlığı diliyoruz.
EMİRDAĞIM
- Ayrıntılar
Emirdağ pazarı salı kurulur
Sebzeciler can hıraş bağırır
Amanın gız bacım çarşı pazar
Ne bahalanmış cep kavurur
Yoğurt bazarı gıymatlıdır
Sıralanır helkeler sitiller,
Üstündeki kaymak adam doyurur,
Amanın gız bacım ne datlı yüreğilin yoğurdu.
At arabacı Arap çığrılır
Sebze meyve yoğurtlar arabaya atılır
Çek arabayı çilli mahallesine
Yusuf Ziya Boz’un hanesine.
Uzun çarşıda dükkanlar
Yazın serilir tezgahlar
Gurbetciler hep doludur
Amanın gız bacım ne güzel gutmular.
Uzun çarşının leblebicisi
Çarşının başında durur Gasalak çekirdekcisi,
Çocukların neşesi
Amanın gız bacım ne güzel çitlemesi.
Uzun Çarşının ayakkabıcısı
Naylondan kocaman ayakkabısı
Bakar durur insan şaşırır
Amanın gız bacım bu kimin ayakkabısı.
Uzun çarşının camisi
Esnafını toplar çeşmesi
Duldalık yapar gölgesi
Amanın gız bacım sohbeti goyudur,
Namaza çağırır ezanı duyulur.
KÜRTLERİN TEVFİK’İN AĞIDI ve HİKAYESİ
- Ayrıntılar
Bir gün Emirdağı çalkalanıyo, “Aptil Ağanın oğlunu (Kürtlerin Tevfik’i) vurmuşlar, cenazesi geliyomuş.” diye.
Söylenti doğru çıktı. Tevfik Ertorun’un cenazesi Denizli’den geldi. İnsanlar kulaktan duyma şeylerle, gerçeği yaşamadan bilmeden hakkında çok dedikodu yaptılar.
Tevfik rahmetlinin vurulup geldiği yılın ertesi sene, vurulduğu, olayın geçtiği, Çivril’in Çıtak Kasabası’na Hamdi Ağa’nın biçerine ekin bitene kadar şöfor olarak gittim. Ben biçerdöğeri hazırlarken baktım Çıtaklılar yanıma toplandılar. Biçer sahibinin oğlu Hüseyin Oruç da vardı. Hüseyin Oruç, Çıtaklı hemşerilerine, “Geçen sene Başçavuşun vurduğu adamın hemşehrisi.” diye beni tanıttı.
Çıtaklılar:
-Öyle mi? Hiç uğruna, vuruldu. diye konuşmaya başladılar.
Ben de merak ettim. Bir taraftan biçerin ayarlarını yapıyom, bir taraftan da anlatılanları dinliyom.
Anlattıklarına göre, Karakol Başçavuşu ile Çıtaklı Faik Bey diye bir zat varmış. İkisi çok samimi imiş. Aralarından su sızmazmış. Tevfik rahmetlinin vurulduğu gün Başçavuş kahveye geliyo, elinde mavzer ilen. Çok sevdiği sıkı dostu Faik Bey’e kalabalığın içinde bir el ateş ediyo, vuramıyo. Kahvede kim varsa çil yavrusu gibi korkudan sağa sola kaçışıyo. Ortalıkta kimsecikler kalmıyo.
Başçavuş kahveden çıkıp, elinde mavzer, Hamdi Ağa’nın dükkanın yanına bir sandalye çekip oturuyo. Hamdi Ağa’nın dükkanının karşısında iki katlı bir oda var. Millet odanın yanına, arkasına sığınmış. Bir kısmı Çivril’e Jandarma Komutanına telefon etmişler, Jandarma Komutanını bekliyolar.
Halkın korkup canını korumak için kaçtığı saklandığı odanın arkasından Çivril, Çal, Denizli yolu geçiyo. İşte tam bu olay üzerine o yoldan Rahmetli Tevfik ve Aptil Öztekin geliyo. Kalabalığın yanından geçiyolar. Sonra merak edip, oturan Başçavuşun
Ferda (Boz) GÜNERİ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Biyoğrafiler
Emirdağlı olan Ferda (BOZ), İstanbul’da sosyal Yardım ve Dayanışma kuruluşunda öncülük yapmaktadır.
Emirdağ Bozahmetler sülalesinin Çitililer (Bozlar) kolundan olan Ferda Güneri, Emekli Başkâtip Arzuhalci Yusuf Ziya Boz ile Duraliler sülalesinden Ayşe Dudu Boz Ünal’ın kızlarıdır.
Ferda (Boz) Güneri, Teoman Rıza Güneri ile evlenmiştir. Teoman Rıza Güneri, 1995- 1996 yıllarında parlamentoya girerek siyasi hayatında Devlet Bakanlığı yapmıştır. Ferda (Boz) Güneri Eski Devlet Bakanı Teoman Rıza Güneri’nin eşidir.
Ferda Güneri 1966 yılında Emirdağ ‘da doğmuştur. İlkokulu Atatürk İlkokulu’nda Orta ve Lise eğitimini Emirdağ İmam Hatip Lisesi’nde tamamlamıştır. Orta öğretiminden sonra yüksek eğitimini Anadolu Üniversitesi AÖF İlahiyat ön lisansta görmüştür. Konya’nın tanınmış simalarından Ali Güneri Bey’in oğlu Teoman Rıza Güneri ile evlenmiştir. İTÜ Makine Mühendisi olan Teoman Rıza Bey, 1995- 1996 yıllarında parlamentoya girerek siyasi hayatında Devlet Bakanlığı yapmıştır. 20. ve 21. Dönem milletvekili olan Rıza Bey ile evliliğinden Ahmet Selman, Sare Betül ve Cüneyt Taha adında üç çocuğu olmuştur.Ferda Güneri’nin ve üç torunu bulunmaktadır. Ailesiyle İstanbul’da yaşayan Ferda Hanım, ülke çapında etkinlerde bulunan birçok sosyal yardım ve dayanışma kuruluşunun da öncülüğünü yapmaktadır.
BENİ ALKOLDEN KURTARAN, ESERİM ‘EMİRDAĞ BARIŞ ORMANI’
- Ayrıntılar
Uzun süre ava gittim, balık tuttum.
Kendi kendime:
-Allah’ın verdiği canı sen kim oluyosun da alıyosun! diye kızdım.
Avı bıraktım. Yürümeye başladım.
Emirdağ’da konut evlerinin üst tarafına diktiğimiz Barış Ormanı’nın %90’ı benim eserimdir. Gönüllü baktım, büyüttüm, beni alkolden kurtardı. Memlekete, doğaya hayırlı bir eser bırakalım dedik. Orman’ın açılışına o zamanın Kaymakamı İbrahim Avcı, Tema Vakfı Başkanı Hayretin Karaca’yı davet etmiş, geldi. Beni ödüllendirdi, açılışı bana yaptırdı. Ödül olarak beş kamyon çam fidanı gönderdi. Onu da Adaçal’ın arkasına diktik, maalesef koyuna yedirdiler. Her gün yürüme, diktiğimiz fidanlara çıkar gönüllü bakardım. Alayın atış alanında Garaağaç’tan borularla çektikleri su vardı. Alay komutanı ile konuşup bu suyu ormanın içine dağıttırdık, çeşme çıkardık. Kaymakam İbrahim Avcı ile kazma, kürek, bel, hortum aldık. Yağmur sularının ulaşamadığı fidanları arklar açıp, hortumla sulayarak fire vermeden büyüttüm.
Allah her canlıya doğada bir görev vermiş denge bozulmasın diye. Şehir dışına bir süreliğine gitmem gerektiğinden, ağaçları yeğenime bıraktım “Ben gelene kadar göz kulak ol.” diye.
Sağolsun ilgilenmiş. Emirdağına döndüğümde yeğenim:
-Dayı, Ormanda çeşmenin başında koca bi yılan öldürdüm. dedi.
-Len oğlum, her canlının bi vazifesi var. Tabiatın dengesini bu hayvanlar sağlıyo. Var mıydı sana zararı? dedim.
Devamını oku: BENİ ALKOLDEN KURTARAN, ESERİM ‘EMİRDAĞ BARIŞ ORMANI’
Sayfa 69 / 497














