EMİRDAĞ BUĞDAYI
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
İnsan toplulukları için güvenlik, barınma, beslenme ve sağlık hayati önem taşıyan temel unsurların başında gelir. Beslenme,; iklim, çevre ve ekonomik şartlara bağlıdır. İnsan, hayatını devam ettirebilmesi için beslenmek zorundadır.
Türk kültüründe yemek bir ‘sanat’ olarak eski çağlardan günümüze kadar devam edip gelmiştir. Bilge Kağan’ın; “Aç milleti doyurdum çıplak milleti giydirdim.’’ sözü, milletin beslenme ihtiyacının karşılanmasını yöneticiler açısından bir görev olduğunu belirtirken diğer taraftan da hayatın sürdürülmesi için yemeğin gereğini vurgular.Atalarımızın temel beslenmesi proteinli yiyeceklere dayanmasının yanında karbonhidratlı besinleri de içermekteydi. Atalarımız beslenmeyi bir yemek kültürüne çevirmişlerdir. Yemeklerin yenme sırası, sofra düzeni, yemek şölenleri, et pay hakları gibi pekçok ritüel, Türk yemek kültürünün öğelerindendir. Yemek konusunda dünyaca Türk, Fransız ve Çin mutfakları meşhurdur.
Dede Korkut Hikâyelerinde, beyler toy verir, ‘’attan aygır, deveden buğra, koyundan koç kırdırılır’’ , toplu yemekler yenirdi. Üretimin kesilmemesi için erkek hayvan kesilirdi. Keza erkeç eti de sevilerek tüketilirdi. Toylarda ‘’yahni’’ yemeği tercih edilirdi. Etin hangi tarafından kimin yiyebileceği belliydi. Toplu yemeklerin isimleri şunlardı, düğün yemeği (küdenke aş), sünnet yemeği (sünnet aşı), ad, san alma yemeği (ad aşı), doğum yemeği (togum aşı), arkadaş yemeği (koldaş aşı), ölü yemeği (yoğ/yuğ
Harmana Sererler Sarı Samanı- Taş Konak Açılışından
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Videolar
EMİRDAĞ BAĞLARI
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
Türkistan’da eski çağlardan başlayarak bağcılık ve üzüm üretimi bilinmekteydi. Bağcılık ve üzüm üretimi Türkistan’dan Çin’e de geçmiştir. Bugün Tarım havzası ve Turfan bölgesi üzüm üretimi konusunda dünya ölçeğinde bir üne sahiptir. 50’den fazla üzüm çeşidi üretilen bu bölgede halkın başlıca geçim kaynağı üzüm ve üzümden yapılan ürünlerden sağlanmaktadır. Üzüm, Türkistan’da hekimlikte kullanılan şifa verici bir meyvedir. Yara ve çıbanlarda, yüksek ateşte üzüm karışımı ilaçların tedavi edici özelliği biliniyor ve uygulanıyordu.
Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lugat’it Türk adlı eserinde üzüm, ‘üzüm’ olarak geçer. Üzümün koruk hâline ‘tarka/talka’, alacalanmasına ‘alarma’, olgunlaşmasına ‘tatıglanmak’ denir.
Anadolu’da da bütün medeniyetler döneminde bağcılık ve üzüm yetiştirme mevcuttu. Arkeolojik kalıntılarda bulunan kabartmalar ve küpler bunun en önemli belgelerindendir.
Bağ bozumu şenlikleri bağcılık tarihiyle beraber yürümektedir. Bağcılık yapan toplumlarda bu şenlikler eylül ayı sonlarına doğru yapılır. Ülkemizde de bağ bozumu şenlikleri kitlesel törenlerle kutlanmaktadır.
Eski Yunan toplumunda şarap tanrısı Dionysos adına bağ bozumu şenlikleri düzenlenmiştir. Günümüzde Anadolu’da yapılan şenliklerin bununla ilgisi yoktur. Bağ bozumu şenlikleri Türkistan’da da yapılmaktadır. Anadolu’da yapılan bağ bozumu şenlikleri kadim kültürümüzün bir devamıdır.
Emirdağ’da bağcılık ve üzüm üretme işleri özellikle 1935 - 1936 yıllarında Hamzahacılı Köyü civarında Pınarbaşı mevkiinde ilçeye bağlı 99 köy ve 3 bucağın iştirakiyle Ziraat Vekâleti (Tarım Bakanlığ)’nin izniyle yaklaşık 200 dekarlık alanda ‘’ Köyler Ortak
İCRA KEŞFİ
- Ayrıntılar
1970’li yılların başı.
Hukuk Hakimi Mehmet Mehtioğlu ile sürekli yoldaşlık yapıyoruz. İcracı A Bey yanımıza geldi. Mehmet Bey’in hemşehrisi idi. İkisi de Aydın Ortaklar’dandı. Hakim Bey, A Bey’e “Hemşehrim kulağıma çatlak sesler geliyo, ben bu Kaza’da Halis Bey’e bel bağladım, onunla git icra kesiflerine.” dedi. Bunu söylerken Hakim Mehmet Bey’in yanında olduğumdan “İcralara benimle gitsin” diye Hakim Bey’e ben rica etmişim gibi bir algı oldu. Hayatta hiç sevmediğim bir ortam oluştu. Şimdiye kadar kimsenin aşına, işine, vazifesine karışmadım çok şükür.
Kar yağıyo. Akşama doğru İcracı A Bey elinde kırmızı bir dosya ile çıktı geldi. “Hadi gidiyoruz.” dedi, “Nereye?” dedim, “Geğniğe.” dedi. Minibüs eve çıkmıyo. Kar yağarken çok zaman durağa kitleyip eve yürüme gidiyom. İcracı A Bey, Mehmet Bey’e ‘keşfe gidemedi’ demesin diye minibüse zincir attım. Zincir taktınmı evvel Allah dağa çıkar. Neyse, Geğniğe vardık. Köye girişte sağ tarafta borda kapı, kapının bitişiğinde ağaç çatmadan ahır var. İcracı ahıra girdi. İpinden tuttuğu ineği getirdi. Minibüsün tamponuna bağladı. İnek sıcak ahırdan çıktığı için biraz sonra başladı titremeye. “A Bey ineği ahıra geri sok, zaten kapının önündeyiz, kaçacak hali yok.” dedim. Bana “Otur oturduğun yerde, bir de senle uğraşacak değilim.” dedi. Çok ağrıma gitti. Bahçenin içindeki kerpiç, yıkık dökük evden ineğin sahibi kadın çıktı. İneğini minibüse bağlı görünce köylüye yalvarmaya başladı. Arkasından 6-7 yaşlarında ayakları yalın bir çocuk çıktı. Karda üşümesin diye çocuğu minibüsün içine aldım. Bu kez kadın bana döndü, “Kurbanın olayım edem, sen bilirsin, ineğimi kurtar.” diyo. “Bacım git başımdan, memura bişey söyledim beni azarladı” dedim.
Daha önce o köyden biriyle apandisitten ameliyat olmuş, hastanede beraber yatmıştık. Baktım O geldi. Minibüse aldım. “İnek hasta olacak biriniz yediemine alın da ineği ordan çözsün.” dedim. “Halis Efendi, karşıki adamlar yani alacaklılar güçlü, bu kadının kocası bunlardan 3500 lira almış, her sene Mart’ta İzmir’e gidiyor, çalışıyor, sonbaharda geliyor, çalıştığı paranın tamamını getirip avuçlarına koyuyor, para gene de enikliyor, duyumuma göre para 35-40 bin lira olmuş.” dedi. “Kimden almış bu parayı?” diye sordum. Filancadan deyince, tefecileri tanıyorum birçok garibana yaptıklarını duydum, beynimden vurulmuşa döndüm. Sol camı açtım “Ulan icracı deyyus! Çöz ineği, inersem ağzını burnunu dağıtırım…” der demez İcracı’nın gözü korktu, ineği çözdü. İnek boynuzlarıyla ahır kapısını açtı içeri girdi, vicdanım rahatladı. İcracı “Ben bu adamla gidemem muhtarı bulun bana” dedi. Muhtar geldi, korucuyu vazifelendirdi, İcracı arkada, korucu mavzerle ortada Emirdağına geldik.
İcracı benden şikayetçi oluyo. Ertesi gün konu Mehmet Bey’e intikal ediyo. Mehmet Bey “Davaya ben bakacağım.” diyo.
MİLLİ ŞUUR VE ORTAK METİNLER
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
Maksudi Arsal , Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları adlı eserinde; ‘’Milletlerin var olmak azim ve iradesi de; milli şuur , milliyet duygusu veya milliyetçilik adlarını alır.” diyerek Türk kültüründe var olan ‘ devlet-i ebed-müddet’ anlayışını formüle etmiştir. Bir millete mensup bireylerin akıl ve kalp yoluyla ‘milli şuur, milliyet duygusu ve milliyetçilik’ kavramlarını hayatlarının içine sokmaları, davranış ve düşüncelerinde ortaya koymaları devlet-millet bekası açısından büyük önem taşımaktadır. Ortak değerler, ortak ülküler etrafında toplanmayı sağlar. Dil, tarih şuuru ve inanç birliği toplumların maziden hâle, hâlden de istikbale sağlıklı biçimde yürümelerini sağlar. Toplumların huzur, istikrar ve bütünlüğünü üzerine nifak sokmaya, fitne çıkarmaya çalışanların bu değerleri yıpratma, tereddüt ve şüphe uyandırma gayretleri düşmanlık derecesinde art niyetli eylemlerdir. Üstelik bu tür faaliyetler, ‘suret-i haktan’görünerek kutsal dini değerler üzerinden sinsice yapılınca inanç hassasiyeti olan insanlar ikircikli algılarda kalarak bocalamaktadır.
Millî kimlik, tarihsel gelişim içinde millî kültür unsurlarının şekillendirdiği kimlik tipidir. Millî kültür ise, diğer toplumlardan farklılığı ortaya koyan karakterin meydana getirdiği kültürdür. Gökalp’ e göre, milli kültür esasında hâkim kültür olmaktadır.
Bir Paket İle İki Hayıra Vesile Olun
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Emirdağ Kadın Kooperatifi çalışmaları hızla sürüyor. Çoğunluğu Emirdağ’da yetişen ürünlerden oluşan Ramazan Kolilerinin Hazırlama çalışmaları Emirdağlı Kadınlarımız tarafından başlamıştır.
Ramazan Paketlerinizin Emirdağ Kadın Kulturevinde hazirlanmasi; Hem yerel üreticinin ürünlerinin pazarlanmasına katkı sağlanıyor. Aynı zamanda Emirdagli ihtiyaç sahibi kadınlarımız kazanç sağlıyor. Hem de Emirdagdaki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması adına Yüzde yüze yakın Şehrimizin ekonomisine ve sosyal durumuna katkı sunmaktadır.
Bu vesile ile Ramazan kolisi taricihinizi Emirdağ Kadın Kooperatifini tercih ederseniz iki hayıra vesile olacaksınız. Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu konu ile ilgili olarak
EMİRDAĞ’IN KÜLTÜREL MİRASI
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) görev tanımı içerisinde
yer alan eğitim, bilim ve kültür alanında genel kurul kararı ile bütün dünyayı ilgilendiren
önemli projeler hazırlamaktadır. Bunlardan birisi de “Somut olmayan kültürel miras” adıyla
yürütülen projelerdir. Unesco kararı gereğince ulusal ve yerel düzeyde kültürel araştırmalar
yapılmaktadır. Bu cümleden olarak ülkemizde de komisyonlar oluşturulmuş ve komisyonlar
marifetiyle pek çok “Somut olmayan kültürel miras” gün yüzüne çıkarılmış, belgelenmiş ve
arşivlenmiştir.
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, konuyu şöyle
değerlendirmektedir:
Sayfa 72 / 497














