Boşanma Ve Ailevi Anlaşmazlıklar
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Bütün canlılara merhametle davranılmasını isteyen İslam Dini, fertler arasında sevgiyi, saygıyı, yardımlaşmayı ve şefkati emrederken, her türlü şiddeti, baskıyı ve zulmü yasaklamıştır. Bu nedenle dinimiz, insanın ilk öğretim ocağı olan ve toplumun temeli sayılan aile müessesesine ayrı bir önem vermiş ve Müslümanların evlenip, yuva kurmalarını, toplumun huzuru ve neslin devamı için evlilik müessesesini sağlam temeller üzerine bina etmesini istemiştir. Evlilik yoluyla, kadınla erkek arasında köklü, güçlü ve sürekli bir bağ kurulur. Nitekim ayet-i kerimede: “Kendileri ile huzur bulasınız diye, sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.”(1) buyrularak, aile yuvasının sevgi, saygı ve merhamet temeline dayanması gerektiği ifade edilmiştir.
Kurulan yuvaların güven, huzur ve mutluluk içinde devam etmesi, hem fertler ve hem de toplumlar açısından hayati öneme sahiptir. Ancak bununla birlikte her ailede, bireyler arasında zaman zaman bazı ailevi anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir.
Bu gibi durumlarda Kur’an-ı Kerim’de: “Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir”(2) buyrularak, eşimizin hoşumuza gitmeyen davranışlarına Rabbimizin çok hayırlar bağlamış olabileceği bildirilmiştir. Kadın ve erkek farklı fıtratlarda yaratılmışlardır. Rabbimizin birbirimizi tamamlayalım diye bir nimet olarak koyduğu bu farklılıkları çoğu zaman geçimsizlik sebebi yapmamız bu hikmeti kavrayamamaktan kaynaklanmaktadır.
Kur'ân-ı Kerim'de de, evliliğin devam ettirilmesi için fedâkarlıkta bulunulması, hoşnutsuzluk ve geçimsizlik durumlarında tarafların meselelerini konuşarak halletmeleri öğütlenmiş; aralarındaki anlaşmazlık daha ileri safhaya ulaştığında, kadının ve erkeğin ailelerinden seçilen hakemler vasıtasıyla eşler arasındaki anlaşmazlığın giderilmesi yolu tavsiye edilmiştir. Bunun yanı sıra bütün anlaşma yolları kapanmış ve evlilik hayatının sürdürülmesi imkansız hale gelmişse, bu takdirde ancak boşanmaya izin verilmiştir. Ancak boşanma, eşler için mutsuz bir evliliği sonlandırmak olsa da yine de büyük bir yıkım demektir. Ayrılmanın kaçınılmaz ve gerekli olduğu durumlarda bile boşanmayla sorunlar bitmeyebilir. Boşanma, eşleri ekonomik yönden sarsar, ruhsal yönden çökertir; sosyal konumlarını olumsuz yönde etkiler. Yuvanın dağılmasından en büyük zararı ise çocuklar ve toplum görür. Böyle üzücü sonuçlar yaşamamak için Kur’an-ı Kerim’in bu konuda ortaya koyduğu değerlere ve Hz. Peygamberin tavsiyelerine kulak vermeli, yuvalarımızda hoşgörüyü sevgiyi ve şefkati hâkim kılmalıyız.Retrieved from "http://wiki.hukuki.net/Bo%C5%9Fanma_nedenleri"
(1) Rum, 30/21
(2) Nisa, 4/19
FACEBOOK FIRTINASI : FAYDA VE ZARARLAR…
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Birçok yazımda Türkiye´de "demokrasi" ile yaşıt olduğumu, yani 1950´de doğduğumu, 1967 yılında ise Belçika´ya göçmen ailesi ferdi olarak geldiğimi belirtmiştim.
Önce siyah-beyaz, daha sonra renkli televizyon, birçok elektronik beyaz eşya, bilgisayar, internet, cep telefonları, Facebook ve şu an aklıma gelmeyen bir sürü teknolojik uygulama ile Belçika´da tanıştım.
İletişim teknolojileri yaşamı hızlandırırken insanları ve dolayısıyla davranış alışkanlıklarını da allak pullak ettiler ; insanın ipliğini pazara çıkardılar.
Yalan söylemenin çok zor ve hatta neredeyse imkansız olduğu yeni bir dönem başladı…
***
Örneğin adına Facebook denilen ve her türlü melek ve şeytanın cirit attığı sanal alem !
Birçok kişi için dostlarıyla ve aileleriyle ilişkide kalmak açısından sempatik bir yöntem.
Bu sosyalleşme sitesi sayesinde çabuk bir şekilde ilişki kurabilir, geliştirebilir, "samimiyeti" ileri noktalara taşıyabilirsiniz.
Bazı riskleri göze almak kaydıyla elbette…
Boşanmaya kadar varabilecek aile içi sorunlar başta olmak üzere…
İnanmıyorsanız gidin haftanın beş günü mesai yapan boşanma davalarına bakan Brüksel Asliye Mahkemesi 30. Dairesi duruşma salonunu izleyin, kendi gözlerinizle görün.
Günde ortalama 30-40 çift boşanıyor…
Ve bu rakam sadece Fransızca konuşulan mahkemeler için geçerli…
Boşanma sebeplerinin istatistiklerini sosyal bilimciler tutuyordur muhakkak.
Ama herkesin bildiği ve gözlemlediği bir toplumsal gerçek var : Son on yılda boşanma oranı inanılmaz arttı ve bence bu artışta cep telefonları ile internet uygulamaları (sohber odaları ve Facebook) en büyük etken.
Herkes herşeyi biliyorum havasına girdi ve hiç kimse kendinden başka kimseyi beğenmemeye başladı…
Abartı payı da olabilir, ama bu benim gözlemim !
***
Sorun Facebook hesabı açılırken sorulan kişiliğinize ilişkin yalan yanıtlarla başlıyor.
Özellikle yaş ve medeni hale ilişkin sorular…
Evli olduğunu gizleyenlerin ve gerçek yaşını çarpıtanların sayısı oldukça fazla.
Rahat bırakılmak için bekar olduğu halde "evli" yazanlar da yok değil.
Ne kadar dürüst olursanız olun Facebook´ta aşırı zaman geçirenlerin verdiği açık bir mesaj var : Yapacak ilginç birşeyim olmadığından boştayım ve boşluktayım ; takılacak insan arıyorum…
***
Nasıl olsa güvendesiniz ve sizi dostlarınızdan başka kimse izleyemez.
O halde özel hayatınızın bütün ayrıntılarını paylaşabilirsiniz.
Peki "karşı taraf vermek istediğim mesajı istediğim gibi algıladı mı ?" sorusunu soruyor musunuz acaba ?
Yanlış anlaşılma, yanlış yorumlama olamaz mı sanki ?
Bu yanlış anlaşılmalardan kaynaklanan dedikoduları nasıl önleyeceksiniz ?
Ya o güvendiğiniz arkadaşınız mesajınızı kaydettiyse…
***
Facebook´ta sizi dinleyen kulakların neden daha dikkatli olduğunu merak ettiniz mi hiç ?
Sizin gibi dertli, fırsatçı gönül avcıları ile dolu olduğu için…
Arkadaşlık amacıyla başlayan masum ilişki kısa zamanda duygusal aşka, hemen akabinde de cinselliğe meylediyor.
Başka bir tehlikede ise bağımlılık, tiryakilik yaratması…
Yani bir nevi Feysbukkolik olmanız ve bunun sonucu ailenizi, eşinizi ve işinizi ihmal eder duruma düşmeniz.
Kötü niyetle olmasa bile bütün zamanınızı ekran karşısında uzun zamandır yüzünü bile görmediğiniz eski dostlar, sevgililer veya uzak-yakın akrabalar ile geçirir hale gelmeniz…
Yani her halükarda marazi, hastalıklı bir durum.
***
Peki bundan kurtulma çaresi var mı ?
Şunu bimelisiniz ki sosyalleşme siteleri dertliler için birer sığınak değil.
Çamaşırınızı açığa sermenin bir anlamı yok.
Ve karşınızda sizi dinliyor gibi gözükenler de, en az sizin kadar, dertliler.
Gerçek hayatı paylaştığınız eşinizle, arkadaşınızla veya sevgilinizle kuramadığınız diyaloğu tanımadığınız başkaları ile nasıl kuracaksınız ?
Böyle bir beceriniz varsa niye onu direkt ilgilisiyle denemiyorsunuz ?
Facebook´un akıllıca kullanın ve yaşamınızın önemli anlarını, anılarınızı (fotoğraf, video, vs…) seçtiklerinizle paylaşın…
Teknolojinin sunduğu bu imkanı tabii ki akıllıca kullanın…
Ve gerçek hayattan kopup gerçeklere teğet geçmeyin…
***
Bu yazıyı nasıl noktalayayım diye düşünürken Facebook´umun sesli uyarısı geldi.
Geçen Ağustos ayında evlenenip Milano´ya gelin giden rahmetli İbrahim dayımın kızı Ayşe´nin ve Eyüp eniştenin kızları yeğen Özge´den arkadaşlık teklifi aldım…
İlker enişte ile çok mutlu olduklarını öğrendim…
Ve ne kadar sevindim bilemezsiniz…
Yakup Yurt ©
Brüksel, 20 Ocak 2010
Amaç Emirdağ'ın Geleceği ise Gerisi Teferruattır
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Uzun zaman oldu...Yazmadık...Bekledik...Kim ne diyecek; kimler ne yazacak ne konuşacak?
Gördük...İzledik...Yazanlar yazdı...Çizenler çizdi...
Küçük bir değerlendirme de biz yapalım...
Başkan Pala geçtiğimiz hafta bir röportaj vermiş. Şimdiye kadar hiç sorulmayanlara hiç alınmayan cevapları vermiş. Afyonkarahisar ve Emirdağ basınında geniş yer buldu. Aslında bugüne kadar sürdürdüğü imajın bir özeti durumundaydı bu söyleşi...Çok ince ayrıntılara çok net cevaplar vermiş...En çok ilgimi çeken ise Başkan hatalarını kabul ediyor, yapılanları anlatmak yerine neden yapıldığını anlatıyor. Yine AKP, Belediye Meclisi ve basınla olan ilişkilerine kimsenin bakmadığı bir yerden bakıyor.Tebrik etmek gerek Başkanı yine de buradan eleştiriyorum ama siyasetçi değilim hizmet adamıyım derken bu kadar kaliteli siyaset yapması da artık siyasetin Emirdağ'da yeni bir yüz kazandığına işaret...
Yine başkana bir eleştiri daha...Arıtma sistemi projesinin başlaması iyi...Su kuyuları tadilat edildi ama hala çağdışı nöbet yöntemi ile idare ediliyor.Madem değişim diyorsunuz bunu modern şehirlerdeki gibi güvenlikli otomasyon sistemine geçirin sayın başkan...Maliyeti nedir bilemiyorum ama 1 yıl içerisinde bu maliyeti işçi maaşı ve bu yönteme harcanan diğer masraflardan çıkacağına ve kalıcı bir eser olacağına eminim...
27 Şubat...Bir deprem, bir karmaşa...Saldır savunma yap...Başkana Kaymakama ötekine berikine platforma herkese saldır eleştir alkışla çabala...Geceye katılacağını tahahüt eden hemşerilerimiz de vazgeçecek bu gidişle...Biz beceremiyoruz...Birlik ve beraberliği kesinlikle beceremiyoruz.Belediye kaç para verdi?Kaymakamlık kaç para verdi?Ne götürüyor bu işten?Bunlar çok yazık çok utanç verici ve cahilce laflar.Belediyenin de kaymakamlığın da bu işlere ayıracak bütçeleri olamaz çünkü o kurumlar resmi.Bu işler büyük bütçeler ister belediye yazın yaptığı konseri bile sponsorlar aracılığıyla düzenlemişti buna nasıl para verecek?Kaymakamlık da ona keza...Geceyi galiba bir gazeteci organize ediyor duyduğumuz kadarıyla...Şimdi bu organizasyonun ne faydası olacak diyor bir site bir de diğer gazete...Ben de soruyorum ne zararı olacak?Komik işler bunlar...Destek olmayan köstek de olmaz biz böyle gördük.Yazık ortada bir organizasyon ve buna güvenen gurbetteki hemşerilerimiz var.Onların Emirdağ'a şimdiye kadar ne faydası oldu diye de bağırıyoruz.Şimdi Emirdağ için gelin taşın altına elimizi beraber koyalım denmeli yapmazlarsa işte o zaman tefe koyalım bu geceyi düzenleyenleri de katılanları da.Başkan Kanal 3'te bu bir Emirdağ çalıştayına temel olacak diyor.Bu gerekli mi?Evet...Yöntem böyle mi olmalı?Tartışılır ama şimdi değil.Çünkü bir karar verilmiş ve ciddi ciddi çalışılıyor.Geceye katılan hemşerilerimizin hepsinin o yoğun programları arasına bu geceyi de almaları sizce de Emirdağ'a verilen önemi ortaya koymuyor mu? Gece desteklenmeli ben destekliyorum falan demiyorum yalnıca birazcık sabır, sabote etmeyelim yeter diyorum.Velhasıl kelam 27 Şubat beklenip görülecek sonuçlarını sonra eleştireceğiz ya da alkışlayacağız.Organizatörler de şeffaflık adına katılacakları yazmaları yetmiyor anlaşılan, bütçeyi ve bazı ayrıntıları da açıklarlarsa daha sukunet içinde devam eder bu süreç.
Sözün özü...Bugün radikal kararlar alınmazsa değişime destek verilmezse cancağızım yarın çocuklarımız sorarlar. Sen Emirdağ için ne yaptın diye? O gün ne cevap vereceğiz? Birileri bak açılımlar yapıyor kemikleşmiş problemleri ortadan kaldırmak için ama maalesef çok zor oluyor daha büyük sorunları yanında getiriyor. Zira biz eleştirmeyi de bilmiyoruz. Olur olmaz konuşuyoruz. Son bir kelam da site yöneticisi arkadaşalara "Lütfen sitenize gelen yorumlara girdiğiniz haberlere dikkat edin bu işin ucu bir kaçarsa hepimiz aynı ateşte yanarız mümkünse üyelik sistemi ile yorum paneli açılsın ki çirkin saldırılar engellenmiş olsun".
Ne sevmeyi biliyoruz ne nefret etmeyi... Ne sadakatimiz belli ne ihanetimiz...Ne gülmenin tadına varabiliyoruz ne de hıçkıra hıçkıra ağlamanın...Doğruya doğru;yanlışa yanlış diyemiyoruz...Biz bir tek haseti benimki senden daha güzeli öğrenmişiz. Hala ilkokul çocukları gibi "Benim babam senin babanı döver" yetersizliği ile kıskançlığa sıkıştırılmış haldeyiz...
Soğuk kış gecelerinde yerli dizilere çok dalmadan arada okuduğunuz güzel kitaplarınız ve sevdiklerinizle, o bunu dedi, bu şunu yaptılara çok kafa yormadan kalbinizin sıcaklığı ile yuvalarınızı ısıtmanız dileğiyle...Bu arada çocuklara karne hediyeleri unutulmalısın cezalılar da olabilir ama en ağır ceza tatilde ders çalışmak olsun.
Saygılarımla....
Tükenmez Kalem
2009 Değerlendirmesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Ülkemizde geçtiğimiz Aralık ayında bir önceki aya göre en yüksek reel getiri Tüketici Fiyatları ile indirgendiğinde % 6,24 ile Borsa Endeksi‘nde gerçekleşmiştir.
2009 Aralık ayında finansal yatırım araçlarından Borsa Endeksi, Üretici fiyatları Endeksine indirgendiğinde ise % 6,10 ile en yüksek oranda aylık reel getiri sağlamıştır.
Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde; yatırım araçlarından Külçe Altın % 1,73 ve Dolar % 0,64 oranında aylık reel getiri sağlamıştır.
Mevduat faizi %-0,01 ve Euro ise %-1,35 oranında yatırımcılarına kaybettirmiştir. Tüketici Fiyatlarına İndirgendiğinde ise; Külçe Altın % 1,86, Dolar % 0,77 ve Mevduat Faizi % 0,12 oranında aylık reel getiri sağlarken, Euro %-1,22 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir.
Finansal yatırım araçları, Üretici Fiyatları Endeksi ve Tüketici Fiyatları Endeksi’ne indirgendiğinde; Külçe Altın üç aylık, Borsa Endeksi ise altı aylık ve yıllık değerlendirmelerde en yüksek reel getiri ile yatırımcısına kazandırmıştır.
Külçe Altın, Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde yatırımcısına üç ayda % 11,78, TÜFE ile indirgendiğinde % 9,63 oranında reel getiri sağlamıştır.
Altı aylık değerlendirmeye göre Borsa Endeksi’nin reel getirisi, Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde % 39,01, Tüketici fiyatları endeksine indirgendiğinde ise % 36,30 düzeyindedir. Aynı dönemde Dolar, Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde %-5,05, Tüketici fiyatları endeksine indirgendiğinde ise %-6,90 oranında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı olmuştur.
2009 Yılını bir bütün olarak değerlendirdiğimizde Yıllık olarak, finansal yatırım araçları en fazla reel getiri oranına göre, Borsa Endeksi, Külçe Altın, Mevduat Faizi, Euro ve Dolar olarak sıralanmaktadır. Üretici Fiyatları Endeksine indirgendiğinde, Borsa Endeksi % 84,56, Külçe Altın % 26,03 ve Mevduat Faizi % 9,42 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken, Euro %-1,26 ve Dolar %-7,86 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir. Tüketici Fiyatlarına indirgendiğinde ise Borsa Endeksi % 83,52, Külçe Altın % 25,32 ve Mevduat Faizi % 8,81 oranında reel getiri sağlarken, Euro %-1,81 ve Dolar %-8,38 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir.
2010 un gözdesi borsanın olacağını ve Dolar ve EURO’nun yatay bir seyir izleyeceğini ancak yıl sonuna kadar Dolar’ın 1.60, Euro’nun 2.25 seviyelerinden yukarılara çıkmayacağını tahmin ederken Altın’ın ise ciddi bir artış beklemiyorum.
Bol kazançlı bereketli günler dilerim.
Allah’a İman
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
İman, “Güven duygusu içinde tasdik etmek, inanmak” demektir. İnanılacak şeylerin en başında yaratıcımız olan Yüce Allah (cc) gelir. Allah inancı insanın yaratılışında mevcut olan bir özelliktir. İnsanın var olmasıyla birlikte inanma ihtiyacı da var ola gelmiştir. Aynı zamanda ilk peygamber olan Hz. Adem (a.s.) da evlatlarına Allah inancını bildirmiştir. Daha sonraları insanların bazıları Allah inancından uzaklaşıp inkara sapınca, ebedi hayatlarını cehennem azabında geçirmemeleri için Yüce Rabbimiz tekrar tekrar peygamberler göndermiştir.
Allah’a iman bir ihtiyaçtır. İnsan, var oluşundan itibaren daima mutlak bir gücün arayışı içerisinde olmuştur. Kimileri kendileri gibi sonradan var olan ve varlığı başkalarına muhtaç olanları putlaştırırken; kimileri de nefsine kul-köle olup onu ilahlaştırmıştır. Aklıselim sahibi kimseler ise Allah’ı Rab edinip O’na imanda kusur etmemişlerdir.
Allah’a İman eden, takdirine teslimiyet gösterip ondan razı olur. O’nun verdiği nimetleri fark edip onlara şükrederek ve O’ndan gelen musibetlere sabrederek insan imanın kalitesini göstermiş olur. Bir Ayet-i Kerimede de şöyle buyrulur: “Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir”.(1)
Allah’a iman, O’nun emirlerini yerine getirmeyi ve yasaklarından kaçınmayı netice verir. İnsan hakiki imana ancak Rabbimizin emri olan amelleri yerine getirerek ulaşabilir. Öyleyse imanımızı amellerimizle ispata çalışalım. Bir ayet-i kerimede: “Kim Allah’a iman eder, yararlı işler yaparsa, Allah onun fenalıklarını, günahlarını siler ve içinden ırmaklar akan cennetlere, hem de devamlı kalmak üzere yerleştirir. İşte en büyük başarı, en büyük mutluluk budur!”(2) buyrulmaktadır.
O’nun hoşnut olduğu davranışları yapıp, yasaklarından kaçındığımız an, işte o zaman doğru yolda olduğumuz anlaşılır. Ashaptan bir zat: “Ey Allah'ın Resulü bana İslâm hakkında öyle bir bilgi ver ki, bana yetsin ve sizden başka kimseye İslam’dan sormaya ihtiyaç duymayayım” dediğinde; Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu: “Allah’a inandım” de, sonra dosdoğru ol”(3)
(1) Teğabün, 11
(2) Teğabün, 9
(3) Müslim, İman 62
Hakemler Ve Emirdağ Spor
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Mustafa Çınar
Pazar günü ilçemizde oynanan Emirdağ spor Sandıklı Belediye spor maçı nefesleri kesti. İki takımında hedefi şampiyonluk ve üçüncü lige çıkmak olunca, seyri mükemmel, heyecanı yüksek bir maç oldu. Bana göre Bank Asya 1.liginde bile böyle maçlar nadir olmaktadır. Bu zorlu karşılaşmayı kazanan Emirdağ sporumuz oldu ve şampiyonluk yolunda büyük bir adım atmış oldu.
Emirdağ spor maça hızlı başladı. Maçın daha başında sağlı sollu ataklarla rakip kaleye gitmeye başladı. Özellikle rakip takımın defansının arkasına atılan her top,
rakip kalede tehlike yarattı. Bu şekilde 5-6 tane kaleciyle karşı karşıya kaldığımız pozisyonlardan yararlanamadık. Maçın 39. dakikasında Sandıklı Belediye spor ceza sahasında oluşan karambol de top Yiğit’in önünde kaldı, o da kalecinin üzerinden aşırarak maçın tek golünü attı. Her iki yarı da da rakip den daha iyi oynadığımız maçta, kaçırdığımız fırsatlardan yararlanabilseydik, Sandıklı Belediye spor daha farklı yenilgi alabilirdi. Bu kaçırdığımız goller terfi maçlarında başımıza dert açabilir. Çünkü grup maçlarında bu kadar çok pozisyon bulamazsınız. Bulacağınız pozisyon sayılıdır, pozisyonu yakaladın mı atacaksın. Grup maçlarının telafisi de yok.
Taraftarlarımız maçın başında stadı adeta karnaval havasına çevirip büyük bir coşkuyla takımımızı desteklemeye başladı. Sandıklı Belediye spor taraftarları da geldi ve takımlarını desteklediler. Sezonun ilk maçında Sandıklı da oynanan maçta olduğu gibi daha tribüne çıkar çıkmaz bizim taraftarlara ve takıma küfretmeye başladılar. Ortalığı sürekli germeye çalışıp, olay çıkarmaya uğraştılar. Amaçları belli tabii maç yarıda kalsın, Emirdağ spor hükmen mağlup sayılıp, üç puanı silinsin istiyorlardı. Ama bizim taraftarlarımız olacakları bildiği için onlara çok fazla ayak uydurmayıp, takımlarını desteklediler. Şunu herkes bilmeli şimdiye kadar Emirdağına gelen bütün takımları ve seyircileri centilmence karşılamış, alkışlarla da göndermiştir.
Maçın hakemlerine gelince iki hakem için söylüyorum, bu kadar mı kötü maç yönetilir. Özellikle bizim açımızdan çok rezalet bir yönetim sergiledi. Belki de bu hakem arkadaşa böyle maçlar ağır geliyor. Gole giden adamı son adam ve kaleci adeta biçiyor devam diyor, ikili mücadelelerin tamamında rakip takım lehine çalıyorsun, kartlarda ise bizim çocukların yaptığı yada senin çaldığın faullerin çoğunda sarı kartı çıkartıyorsun, rakibe ise yüzde yüzlük sarı kartlık bir çok pozisyonlarda bile kart vermeyip,maçı iki ya da üç tane kartla geçiştiriyosun. Yardımcı hakemlere gelince özelliklede tribünün önünde olan yardımcı hakem galiba Trabzon spor – Fenerbahçe maçını çok izlemiş ki iyi ders almış, iki pozisyon da da üç metre geriden çıkıp önündeki son adamı geçen futbolcumuzu ofsayt bayrağı kaldırarak,oyunu kesiyorsun. Buna benzer iki net pozisyonu kesip yüzde yüzlük gol pozisyonlarını engelledin. Adeta orta hakem ve tribünün önündeki yardımcı hakem bizim ikinci golü bulmamamızı istediniz.Bize bir gol de yetti, sağolun çocuklar, ayaklarınıza sağlık, hepinize sonsuz teşekkürler.
Prof Dr. Fazıl Necdet Ardıç
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Biyoğrafiler
Aslen Emirdağ Elhan Köylü olan Fazıl Necdet Ardıç 31 Ocak 1965 yılında Ankara da doğdu. İlk ve orta öğrenimi İzmir de tamamladı. 1989 yılında Ege Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1994 yılında Kulak Burun Boğaz dalında Bell paralizisinde elektronörografinin prognostik değeri uzmanlık tezini tamamlandı.
1996 yılında Denizli Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesinde Yard. Doç olarak göreve başladı. 2001 yılında Doçent olarak görevine devam Ardıç 2005 yılında Profesör ünvanını aldı. 2007 yılında Pamukkale Üniversitesine Rektör seçildi. 3 yıldır görevini başarıyla sürdüren Ardıç evli ve 2 çocuk babasıdır.















