Nefis Muhasebesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yüce Allah, imtihan dünyasına gönderdiği insanı, hem hayrı, hem de şerri işlemeye kabiliyetli olarak yaratmıştır. Daha sonra peygamberler ve kitaplar göndermek suretiyle doğru ve yanlışı açıkça beyan ederek; helal ve haram ölçülerini koymuştur. Helal ve güzel olanı yapmanın iyi olacağını bildirerek, insanı daima hayra teşvik etmiştir. Sonra da imtihana tabi tutmak üzere, akıl ve irade verdiği insanı, hayır veya şer yolunu tercih etmekte serbest bırakmıştır. Ne var ki; çoğu zaman insanın nefsi, şeytanın da saptırması ve süslemesiyle, helal ve meşru olanlardan ziyade haramlara heves eder. Haramlar ve yasaklar ona daha cazip ve güzel gelir.
Bu sebeple insanoğlu, ölüm anı gelinceye kadar, nefsinin aşırı ve çirkin istekleriyle mücadele etmek ve İslamın emirlerini yapmakla görevlidir. Bu hal müminin en önemli vasıflarından biridir. Fakat bunu gerçekleştirmek o kadar da kolay değildir. Her şeyden önce, sürekli ve bilinçli bir nefis muhasebesine ihtiyaç vardır. Bu anlamda nefis muhasebesi; kişinin kendi ile yüzleşmesi, kendisini kontrol etmesi ve hesaba çekmesidir. Rabbimiz, Kur’an-ı Kerimde kendilerini hesaba çekip, gönüllerini günahlardan arındıran ve takva yolunu tercih ederek nefislerini terbiye eden kullarına şu müjdeyi vermektedir: “Kim de Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.”(1)
Nefis muhasebesi yapmak, aynı zamanda akıl ve irade sahibi olmanın bir gereğidir. İnsanların Allah’a kulluk görevini hakkıyla yerine getirebilmesi, dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşabilmesi için bu zorunludur. Nitekim Kur’an-ı Kerimde: “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder.”(2) buyrulmaktadır. Nefis, sorgusuzca kendisine tabi olan sahiplerine, hem sürekli yanlışlıklar yaptırır, hem de ahirette kurtulabileceğine dair ümitler verir. Bu durumda kişi, hem dünyada Allah’a isyan eder, hem de ahirette cennete girmeyi ümit eder. Yanlış yolda olduğunun farkında olmasına rağmen, ‘kalbinin temiz olduğunu zanneder ve buna güvenir. Sevgili peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kişi ise, nefsinin arzularına tabi olan ve Allah’tan (olmayacak şeyler) temenni edip duran kimsedir.”(3)
Yeni bir yıla girdiğimiz bu günlerde, ömür sermayemizden koca bir yılı nasıl tükettiğimizin etraflı bir muhasebesini yapalım. Her an yüce Allah’ın, gözetiminde olduğumuz bilinciyle, geçmiş hata ve günahlarımızı hatırlayıp, bunların hesabını nasıl vereceğimizi düşünelim. Hutbemi bir ayetin mealiyle bitirmek istiyorum: “Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının ziynetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.”(4)
(1) Naziat, 40-41
(2) Yusuf, 53
(3) İbn Mâce, Zühd, 31
(4) Kehf, 28.
Rakı, Balık, Bir De Kayık
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Yeni yılın bu ilk saatlerinde –ki; ayarlı saatler 02.29'u gösteriyordu,- apartman giriş kapısı açıktı. Dört ve altıncı katların salonlarından ışık taşıyordu sadece.
"- Ayyaşlar uyumamışlar hâlâ," dedi, onu asansöre ulaştıran üç basamağı çıkarken.
Asansör düğmesine basmasına gerek yoktu. Asansör kattaydı. Açtı, girdi. Üçüncü katın düğmesine basacağı sırada yayvan yayvan gülümsedi. Sonra sağ ayakkabısını çıkardı; asansörün kapısını açtı ve kapanmasın diye ayakkabıyı pervaza koydu. Asansör katındaki dairelerin zillerine basarken:
"- Rakı, balık, bir de kayık," diye, bir makam tutturdu.
İlk bastığı zilin olduğu kapının gerisinden bir ses gelince koşarak asansöre bindi, ayakkabısını çekti aldı; katının düğmesine bastı.
Kapıyı açan karısı önce elindeki ayakkabıya, sonra ayaklarına baktı hoşnutsuzlukla. Onun geçmesi için kapıyla beraber duvara çekildi.
"- Rakı, balık, bir de kayık; bakma hanım alık alık."
Elindeki ayakkabıyı bıraktı, lastiği patlak otomobil gibi salona yöneldi.
"- Rakı, balık, bir de kayık; yap bi kahve be analık! Pardon hanımcık!.. Ama olmuyor, uymuyor böyle! Bakma öyle alık alık!"
Uykulu ve uykusuz iki çift göz taşıyan bir çift baş uzandı salona. Oğlanla ablası arasında hayli yaş farkı olduğu belliydi.
"- Oooooo, kızım gelmiş. Nassı dersler kızım?"
Kız öğrenci yurdu işletmecisi peşinde binlerce lira borç bırakıp kaçınca, üniversiteli onca kız ortalıkta şaşkın ördek gibi kalmış, üniversitede ilk yılı olan Buse de ne yapacağını sormak için ani bir kararla eve, babasına gelmişti.
"- Baba, hani bana bira içirecektin?" dedi, 'babasının evinin erkeği.'
Baba, cebinden rakı şişesini çıkarırken:
"- Bira olmaz da rakı olur be evimin erkeği," derken, üzerinde soğumuş pilav içli tavuk, üzerinde 2010 yazan beyaz bir pasta, mumlar, meyveler ve kendini koyuvermiş koca bir tabak salata olan masaya doğru yürüdü.
Rakı bardağına rakısını koyarken:
"- Rakı, balık, bir de kayık! Bakma hanım alık alık, buz getir buz!"
Kadın bezgin bezgin mutfağa geçerken, bir yatakta kardeşine sarılmış kızının ona fısıltıyla anlatmakta olduğu masala kulak verdi:
"- Yorgun olan baba, doğruca evine gelirmiş. Evde onu bekleyenler, …"
"- Rakı, balık, bir de kayık! Sallanma be hanım alık alık! Hani buuz!"
Kadın, elinde buzlarla mutfaktan çıkarken neredeyse kocasıyla çarpışıyordu. Kocası, iki eli de ağzında, lavobaya koşuyordu.
Öğürmeler daireden koridora taştı. Her öğürtüde, nakarat yarıda kesiliyordu.
"- Rakı, balık, …"
Kadın, masadan örtüyle birlikte düşen yiyecekleri toplarken nakarat değişti:
"- Tövbe, tövbe, içmem, içmem, ööööööööööö!"
"- Her gece aynı tövbeler," diye, mırıldanırken kadın, öğürtüler arasındaki kelimeler farklılaşıyordu:
"- Yanlış kayığa bindim yine. Ah bu arkadaşlar. Esas kayık dururken, …"
Kadın, salonu temizleyip, lavobaya girdiğinde kocası sızmıştı. Bir bezle ağzını silip, kızına seslendi. Birlikte yatağına taşıdılar.
Sonra kadın, komodini açıp, kızının teşvikiyle aldığı kırmızı iç çamaşırları çıkardı. Bir süre ana-kız gözgöze bakıştılar. Kadın, acıyla gülümsedi. Mutfağa yürüdü. Siyah bir poşetin içerisine kırmızı iç çamaşırları koyup, çöpe attı.
Ezan sesiyle birlikte hava ağarıyordu.
Yayla da Bahar
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Çoban Türküleri okşar içimi
Kaval seslerinde şen bülbül vardır
Yaylakadaki yurdlar bekler göçümü
Guruba karışmış ince tül vardır
Göğsü yeşillenen Emirdağları
Koynunda büyütür irem bağları
Kuşlar kanadında taşır çağları
Yavşanlar içinde gonca gül vardır
Turnam selam götür doğduğum yere
Gönüllere aksın yine Çaydere
Gölcük yaylasında yılda bir kere
Çiğdemler içinde mor sümbül vardır
Yellibel’den gelir gök gürültüsü
Oluklu da yarpız yerin örtüsü
Hasreti dindirir yayla türküsü
Karakovanlarda taze bal vardır
Sitare çiçekli tekne çukuru
Küdüklü Alıçlı Karaçamuru
Ağıllıkkaya da karar hamuru
Sönmüş ocaklarında sıcak kül vardır
Dona da akmeşe, Dandında sedir
Zibetli Yassıyurd kuytu yerdedir
Kızdoğdu açılan pembe güldedir
Yağlıpınarında uçan çil vardır
Gedikte Seki de ötüşür kuşlar
Göğüste guytuluk yapılır taşlar
Tahta sofralarda yenilir aşlar
Ocak başlarında tatlı dil vardır
Boynunda gümbürdek dağlıç koyunun
Yayla sevdasıdır oğuz soyunun
Çifte topakevli türkmen Beyinin
Atının sırtında örme çul vardır
Fikret Akın’ın basılmakta olan 7 Şiir Kitabı
Hüzünlü Bahar ‘dan alınmıştır
Ne Hazırlık Ama
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Kurban Bayramı öncesi ve sonrası çok az kalem bayramın olumlu yanları üzerine yazı yazdı; pek çok kalemde akan kanları ön plana çıkararak olumsuzlukları sergiledi. Hatta Müslümanların inançlarına 'batıl, iptidaî' diyecek kadar ileri gidenler de oldu. Hayvan, can, kandan bahsedildi. Vejetaryen değildi bunların çoğu ve dolaplarında da etleri mutlaka eksik olmazdı, olmuyordu. Üslûp, hayvan sevgisi olsa da öz, dinî inanç sevgisizliğiydi.
Hıristiyan dünyası kadar Müslümanların inancına saygısı olmayanlar, haydi klavyenin başına.
Yeni bir yıla girerken dinî bayramımızdaki olumsuzlukları sergileme, yerini olumlu faaliyet ve sergilemelere bıraktı ve bırakacak pek çok sayfada.
Eğlencenin, alkolün bol olduğu otellerden yerler ayırtıldı.
Marketler yeni yıl hazırlıkları için hiç görmediğimiz ürünleri sergiliyorlar.
Çeşit çeşit alkollü-alkolsüz içecekler Amerikan barlarda, dolap ve kilerlerde yerini aldı.
Kıyafetler, maskeler, şapkalar hazır.
Odalarda, pencerelerde yanacak ampuller bugün yarın yanmaya başlar.
Havaî fişekler, açılınca patlayıp-fışkıran yalancı şampanyalar, 01.01.2010, saat 00.00'.01" i bekliyor.
Hediyeler, "Al beni" si olan hediyeler çam ağacının salonun ortasına dikilmesini bekliyor.
Pekçok çocuğumuz yılbaşı gecesi alkolle tanışacak, tanıştırılacak.
Kafalar dumanlanınca bayramlarda unuttuğumuz büyüklerimiz aklımıza gelecek ve atlayıp otomobilimize, bacak aramızda nane likörü şişesi, onları ziyarete gideceğiz. Uykusuz kalmış çocuklar dedesinin-ebesinin elini öpecek mahmur gözlerle.
Hindiler kesildi, kesilecek; sakıncası yok. - çünkü adları 'kurban' değil. - (Hani hayvan dostuydunuz?)
ÇAM AĞACI siparişleri verildi.
Binlerce ÇAM AĞACI kesildi, kesilecek.
Haydi, bakalım ÇEVRECİLER…
Hayvanların kurban olarak kesilmesi EKOLOJİK DENGEYİ bozmuyor.
Dana ile koyuna katliam diye ağıtlar yakıyordun. Ya ÇAM AĞAÇLARI ile HİNDİ katliamı?
Ama bizler, "Baltalar elimizde," şarkısıyla büyüdük, NOEL gecesiyle eğlenmeyi öğrendik.
Bakalım Emirdağ'da ya da Belçika'da kaç kişi salonundaki çam ağacının altında hediye alış-verişi yapacak…
Sahi;
Çocuklarımız bize bu konuda soru yönelttiğinde savunmamız ne olacak?
Yüksel ÖNAÇAN
Yeniyılda Emirdağ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Üzerinde yılların verdiği boş vermişliğin,dışa verdiği göçün getiri olarak geri dönmemesi,işbilmeyen siyasilerin dar hemşericilik anlayışının hakim olduğu Emirdağ ımız hak ettiği yerde malasef hiç olamadı.Emirdağ içinde ve dışında yetişmiş ve başarılı insanlarımızla hep övünürüz ama bu dinamiklerimizi Emirdağ ın geleceği için şimdiye kadar maalesef hiç kullanamadık.
Derneklerin tertiplediği gecelerde isimleri anons edilir,güzel Tabandan oynanır, mikrofonu da ellerinden hiç eksik etmezler, konuşulanlar, vaadler hep gecenin sonunda temenni olarak O salonlarda kalırdı.
Geçtiğimiz Mart ayındaki Mahalli seçimler ile Emirdağ ın kaderi değişmeye başladı. Akıl,Mantık hislerimizin önüne geçti.Yıllarca komşu ilçelerin başarı ile uyguladığı iktidar yanlısı Belediye Başkanlığı nı artık son iki dönemdir Emirdağlıda uyguluyor;İktidarın nimetlerinden faydalanmanın yollarını arıyordu.Birinci dönem de bunun altyapısı oluşturuldu,daha doğrusu yollar öğrenildi.
İkinci dönemde ise birazda Belediye Başkanı Cengiz Pala nın Cesur kararları,Emirdağ sevdası ile buluşunca ortaya değişim çıktı.Emirdağ değişiyor,gelişiyor.Bakmayın siz bazı esnafların öldük bittik edebiyatlarına.Şehirde göz ile görülür değişimler yaşanıyor.Eskiye alışmış miskinler ve menfaatlerine dokunulanların cılız feryatları da zaman içerisinde bertaraf edildi.Onlarda anladılar ki yapılanlar Şehrin menfati için.
Şimdiye kadar Belediye Başkanının yaptıklarını yazıp onun borazanını çalacak değilim;onu yapan arkadaşlar zaten mevcut.Emirdağ dışında ve Yurtdışında Emirdağ için yapılanların Emirdağ ın geleceği için müspet adımlar olarak yorumlanması,bizim gibi Emirdağ sevdalıları için mutluluk kaynağı oluşturmaktadır.
Artık göçten yorulmuş ,Aşı ve işi olan, Her türlü alt yapısı bitmiş, Kültürel ve Sosyal tesisleri nin yanı sıra Adaçalın gölgesinde yükselen fabrika bacalarının yükseldiği, İnsanları mutlu ve mürevveh bir Emirdağ hayalinin çok çabuk gerçekleşmesi dileklerimle ;
Yeni Yılın Kutlu Olsun Emirdağ ım.
Şükrü SAĞLAM
www.topakev03.com
Bir Emirdağ Geyiği
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı
*Emirdağlıların en çok sevdiği paşa?
*Paşaport(pasaport)
*Gömü nasıl belediyelik oldu?
*Ankaradan gelen müfettişlere gömülüleri sayın demişler,onlarda gömüde yaşayanları saymışlar.Ama belediye olmak için yeterli sayı bulunamayınca başkan Hakkı Tekin ölenleride yazdırmış,onlarda toprağa gömülüler diye. Böyle belediye olunmuş.
*Emirdağlılar neden en çok temmuz ile ağustos ayında öksürür?
*Sigaralarını bu ayda değiştirdikleri için.
*Yüksel turizm neden buzlu oldu?
*Çok yükseldiği için atmosferde buzlanmış.
*Emirdağlıların geçmişte en çok canını yakan adam kim?
*Sünnetçi Ceylan.
*Brükseldeki Emirdağlılar arasında siyasete girmenin iki şartı nelerdir?
*1-Soyismi K ile başlamak
Emir Kır
Sait Köse
Sadık Köksal
Halis Kökten
2-Soyismi Ö ile başlamak
Mahinur Özdemir
Emin Özkara
Mustafa Öztürk
*Emirdağ genelindeki ilkokul çağındaki çocuklara sorulan büyüyünce ne olacaksınız sorusuna %80 gibi bir çoğunlukta verilen cevap nedir?
*Gavurcu
*Dış işlerindeki prosedürü dış işleri müsteşarından daha iyi bilen Emirdağlı kim?
*Taksici Zafer.
*Belediye başkanı Cengiz Pala Emirdağ şehirleşiyor deyince hükümet ne yaptı?
*Emirdağ kaymakamı Zekeriya Güneyi Valilik statüsüne çıkardı.
*Emirdağla, Amerika Birleşik Devletlerinin ortak özelliği nedir?
*Her ikisinde de Beyaz Saray var.
*Emirdağın Tam ortasında ne var?
*R harfi var.
*Askeriyenin yeri neden AKÜ (Afyon Kocatepe Üniversitesi) ye bağlandı.
*Emirdağda elektrik kesintileri can sıktı diye.
*Türkiyenin her yerinde hangi kız ismi Emirdağda erkek ismi olarak kullanılır?
*Ceylan
*Avrupadaki Emirdağlı gurbetçiler ikamet ettikleri ülkelerde her türlü trafik kuralına harfiyen uydukları halde,yaz aylarında Emirdağda araçlarını neden gelişi güzel park ederler?
*Tamamen spora olan sevgilerinden. emirdağ spora yardım etmek için.
Hakiki Kabakçı
Aşure
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Her dinin, her milletin kutsal kabul ettiği, kendine özgü belirli gün, gece ya da ayları vardır. Bunlardan biri de; İslâm'dan öncede kutsal kabul edilmiş olan ve İslam kültür ve tarihi sürecinde de kutsal sayılan, hicri takvim yılının ilk ayı ve haram ayların birincisi olan Muharrem ayıdır. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim de: “Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylarıdır. İşte bu doğru hesaptır. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin”(1) buyurarak bu gerçeği ortaya koymuştur.
Yaşanılan süreçte Muharrem ayının 10’uncu günü üzerinde daha fazla durulmuş ve bu güne Aşure günü denilmiştir. Peygamberimiz, Medîne'ye geldiği zaman Yahudilerin Âşûre günü oruç tuttuklarını gördü ve bunun ne orucu olduğunu sordu. Medineliler; "Bugün, iyi bir gündür. Allah, İsrail oğulları’nı Firavun'un zulmünden bugün kurtarmıştır. Hz Musa (as) Allah'a şükür için bugünde oruç tutmuştur. Biz de bugün oruç tutarız dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz “Biz Musa'nın sünnetine sizden daha yakınız” buyurmuş ve o gün oruç tutmuş ve ashabına da tutmalarını emretmiştir”(2)
Muharrem ayı ve aşure gününü önemli kılan; dini, sosyal ve tarihi öneme haiz olaylar arasında; Nuh (as)'ın gemisinin tufandan kurtulup Cudi dağının tepesine oturması, Hz Adem (as)’ın tövbesinin kabul edilmesi, Hz İbrahim (as)’ın Nemrut’un ateşinden kurtulması, Hz Yakub (as)'ın oğlu Hz Yusuf'a kavuşması gibi sevinçli olaylar olduğu gibi, İslam tarihinin en acı ve en üzücü olaylarından biri olan ve her hatırlandığında bizi üzüntüye boğan Sevgili Peygamberimizin torunlarının şehit edildiği Kerbela hadisesi de maalesef bu ayda meydana gelmiştir.
Muharrem Ayı ve Aşure günlerimizi; kardeşlik bağlarımızın pekişmesi ve güçlenmesine, birlik ve beraberliğimizin, sevgi ve dostluğumuzun devamına vesile olacak şekilde değerlendirmemiz gerekir. Bu günlerimizi özellikle oruç ve diğer güzel amellerle, ikramlarla süslemenin gayreti içersinde olalım. Bu duygularla Muharrem ayının ve Aşure Gününün hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ederim.
(1) Tevbe, 36
(2) Buhârî, es-Savm, 69














