Bayramlar Ve Çocukluğumuz
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Bayramlarımız vardı bizim eskiden gelmesini iple çektiğimiz, Adaçalın eteğindeki su deposunun kenarındaki Topçu izzet amcanın Son Ramazan topunu patlattığında minarelerin ışıkları da yanardı. Güdüllerin tepeden eve kadar bir çırpıda koşup iftarımızı açar,Bayram için son temizliklerimizi yapmak için şehir hamamının yolunu tutardık.Sabah ezanını iple çekerdik, Bayram namazına gitmek için.Yokluğun yoksulluğun yaşandığı ama geleceğe umutla bakılan ,adet ve törelerin taviz verilmeden yaşandığı;büyüklere saygı,küçüklere ve yoksullara sevgi ve şefkatin bir görünmez el gibi uzandığı bereketli bayramları yaşamaya can atardık.
Arefe günleri geçmişimizin yad edildiği mezarlık ziyaretleri, bayrama gideceğimiz evlerde bizlere ikram edilecekleri zamanı bekleyen çeşit çeşit elvan şekerlerinin yanı sıra cicili kağıtlara sarılmış çukulatalı şekerler uzun çarşıda kurulan bayram tezğahlarında yerlerini çoktan almışlardı bile.
Alışverişlerde hep Bayramlar beklenirdi .Temiz ve yeni elbiselerin yanı sıra cilalı iskarpinlerle tanışma zamanıydı bayramlar.Yörük lastiklerinin yüzüne bakılmazdı artık bir hafta.
Toplanacak harçlıklarla yapılacaklar zaten kararlaştırılmıştı çoktan mahalleli arkadaşlarla;önce mahalle bakkalından bir kutu mantar tabancası ile mantar ve çıtırpıtır,ardından uzunçarşıda taka yener’in üç tekerlekli bisikletleri ile tur atmak,pamuk helvası,macun almak,renk renk plastik toplar arasından takımımızın rengine uygun top alıp çayderesinin kenarındaki top sahasında yeni ıskarpinlerle top oynamanın zevkine varmak;paramız artarsa birde şınğırdaklı rüzğargülü bizleri gelecek Bayrama kadar avutmaya yeterdi artık.
Bayramlar yine aynı Bayramlar bizler büyüdükçe dünyamızla beraber bizler değiştik. Eski bayramları özlemekle beraber;yeni nesillere Bayramlarımızı ve törelerimizi unutturmamak dileklerimle Bayramınız Kutlu olsun.
Şükrü SAĞLAM
Bizde Bayramlar
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı

Akrabaya hısıma ziyarettir
Eşe dosta verilen ziyafettir
Esnafa tüccara ticarettir
Bizde bayramlar
Beynamaza kıbleye dönüştür
Mahkumlara açık görüştür
Dargınlıklar için barıştır
Bizde bayramlar
Sabiye sübyana şekerdir
Öksüze yetime kederdir
Turizmciye ekstra seferdir
Bizde bayramlar
Çocukların topladığı paradır
Öğrencinin eğitimine aradır
Gurbetçinin içindeki yaradır
Bizde bayramlar
Deliye her gün bayram bizde
Oruçluya ödüldür dinimizde
Zengine tatildir Akdeniz’de
Bizde bayramlar
Yaşlılar için, öpülen elidir
Kimsesizin kapıdaki çalan zilidir
Trafikte onlarca ölüdür
Bizde bayramlar
HAKİKİ KABAKÇI
İşsizlik Denen Canavar
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Ülkemizdeki İş sizlik Sorununun Temel Nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz.
İleri teknolojinin üretim sürecine girmesi nedeniyle otomasyon yaygınlaşması ile azalan istihdam.
Talep yetersizliğine bağlı işizlik sorunu da ciddi boyutlara ulaşmıştır.
Kamu kesimindeki istihdamın daralması
Türkiye’de birim i ş gücü maliyetleri artışı dünya bazından oldukça fazla olması
Vergi ve SSK primleri OECD ülkelerine göre oldukça yüksektir, Ülkemizde asgari ücret AB’ye yeni üye olan ülkelere göre oldukça yüksek olması
Ülkemizde verimlilik-ücret dengesizliği olması gibi sıralayabiliriz.
İş sahibi olmak Özellikle Büyükşehirlerde çok önemlidir. Her şeyin Para karşılığı elde edildiği bu gibi yerlerde tek yol iş bulup para kazanmaktır ki karnını doyurup ihtiyaçlarını giderebilsin. Bundan dolayıdır ki, İşsiz kalan bir kişinin, Memleketin en önemli sorunu olarak işsizliği görmesini anlayabileceğinizi sanıyorum.
Birincisi; Ev ve İşyeri sahibi olmak kolaylaştırılmalı toprak zengini olan memleketimizde Kirada oturanların kiradan kurtarılması için hükümetin desteklediği kredilerle kolayca ev sahibi olunması sağlanmalıdır. Elektrik, Su, Doğalgaz ve telefon gibi temel ihtiyaçlardan alınan vergiler sıfırlanmalı ve bu sektörün kar marjı minimize edilmeli. İşyeri kiralarından Stopaj uygulaması kaldırılmalı ve Vergi oranlarında indirime gidilmelidir
İkincisi; Bütün vatandaşların iş sahibi olması için en önemli çözüm yolu üretim yapacak fabrika sayısını arttırmaktır. Nüfus planlaması adı altında yapılan nüfus artışının frenlenmesi faaliyeti yeni iş imkanları üzerinde olumlu değil olumsuz bir etkisi olduğu kanaatindeyim. Şöyle ki Gelişmesini tamamlamış ülkelerde eğer nüfusta artış olmuyorsa yeni hiç bir şey yapmaya gerek duyulmamaktadır. Yol, Okul, Cami, Stadyum, Araba vs… Bunların hiçbiri eğer nüfus artışı gerçekleşmez ise gerekli değildir. Üretilen gıda maddelerinin ve ihtiyaç duyulan diğer her türlü tüketim maddelerinin de miktarını artırmak gerekmez. Eğer Nüfus sabit hale gelir ilerleme ve artış olmaz ise bütün üretim ve tüketim de sabit hale gelir ve ilerleme durur. Bir başka açıdan şöyle düşünmek gerekir Piyasa ve Ekonomi, bisiklet üzerinde hareket etmeye benzer eğer bisiklet üzerinde durur isen düşersin, pedal çevirir isen hareket edersin. İlerlemek için gelişmek ve üretimi, tüketimi, nüfusu artırmanın bir çözüm olduğunu düşünüyorum.
Üçüncüsü; İşe alma ve işten çıkarma koşulları kolaylaştırılmalı, İşveren üzerindeki prim ve vergi yükü azaltılmalı, Ayrıca işçi ücretlerinden kesilen gelir vergisinin kaldırılması veya düşürülmesi gerekmektedir. Kayıt dışı istihdamın önüne geçebilmek için en önemli sorun işveren üzerindeki vergi yükü ve sosyal güvenlik primleridir. Öyle ki işçiye 500 Tl civarında bir ödeme yapan işveren, Devlete Sosyal Güvenlik primi ve Vergi olarak 340 Tl civarında ödeme yapmaktadır. Bu kadar yüksek vergi ve Sosyal güvenlik primi ödemesi İşverenlerimizin kayıt dışı olarak işçi çalıştırmasına yol açmaktadır.
Bütün bunların yanında; Kısa vadeli çözümler üretilmesinden ve halk yardakçısı yaklaşımlardan vazgeçilmelidir. istihdam politikaları, küresel hareketlerin de etkisi temel alınarak düşünülmelidir, İstihdamda başarı için istihdam öncelikli politikalar izlenmelidir. Ülkemizi esas olarak yeni iş alanları ortaya çıkaracak istihdam politikaları uygulamalıdır, Bu nüfusun eleman açığının çok fazla olduğu sektörlerde değerlendirilmesi gereklidir, İzlenecek makro ekonomik politikalarda toplam talep yetersizliğine bağlı işsizlik sorunu dikkate alınmalıdır, Ülkemizin genç nüfusa sahip olması iyi değerlendirilmelidir, Bilgi ve iletişim teknolojilerine yatırım yapılmalıdır, Tarıma dayalı sanayi geliştirilmelidir, AR-GE’ye önem verilmelidir, İstihdamı yaratan yatırımların önündeki girdi maliyetlerinin kısılması yoluna gidilmelidir…..
Bu önerilere daha eklenecekler var ama şimdilik bu kadar yeter.
Muhabbetle Kalın
İşte Budur Köyümüz
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı
Ta kalkıp da göç etmişler Musul’dan.
Azziye’nin dibine sokulmuşlar usuldan.
Kabakçı adını almışlar ektikleri mahsulden.
ELHAN, kavunu karpuzu çok satan köyümüz.
Yiğidi öldür ama ver demişler hakkını.
Gidip de gördünüz mü Karacalar Parkı’nı.
Bu da gösteriyor diğerlerinden farkını.
KARACALAR, ilklere imza atan köyümüz.
Amorium geçiyor eski ismi Hisar’ın.
İçleri altın doluymuş burdaki mezarların.
Köylüsüyüz Ezop isimli ünlü yazarın.
HİSAR, buram buram tarih kokan köyümüz.
Sulu tarım ile diğer köylere bir örnek.
Pınarbaşı ile pek gururlanır şu Pörnek.
Pınarbaşı suyunda hem balık var hem ördek.
PÖRNEK, ağzıyla bile balık tutan köyümüz.
Lezzetli suyu var; çevre köylerin içtiği.
Adı gibi köy, köylünün dağıldığı, göçtüğü.
Otuz hane köyden, milletin vekil seçtiği.
DAĞILGAN, en son mebus çıkan köyümüz.
Bizler, köylü desek de onlar kasabalılar.
Dört bir yanına yapılmış muhteşem yapılar.
Evler naftalin kokulu, kilitlenmiş kapılar.
PİRİKLİ, Brüksel’e bile semt kuran köyümüz.
Tarlasında yeşeriyor pancarın yaprağı.
Su kıyısında dizili söğüdü, kavağı.
Tozundan kumundan geçilmese de sokağı.
AVEREN, ismi önüne yeşil koyan köyümüz.
Karakuzda oynaşıyor oğlak ile keçi.
Her hanede en az üç beş gurbetçi.
Gurbeti Emirdağ’a icat eden Güveççi.
GÜVEÇÇİ, sel olup yut dışına akan köyümüz.
Rahimli,abbaslı,ordan güzle mahallesine.
Köylü saygı duyuyor Alınca dedesine.
Dilekler tutuyor Ahi Yakup türbesine.
TEZKÖYÜ şehitliği bile olan köyümüz.
Bir köy düşün Türk Lirasına el dokunmayan.
Gönderine, semasına ay yıldız takınmayan.
Minaresiz camisinde ezan okunmayan.
Kabakçı der ki BELÇİKA, çan çalan köyümüz.
HAKİKİ KABAKÇI
Ali İhsan Avcı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Biyoğrafiler
Emirdağın yetiştirdiği değerlerden biri olan Ali İhsan Avcı 25 Eylül 1954 tarihinde Emirdağ Yeniköy’de doğdu. İlkokulu Yeniköy İlköğretim okulunda, Orta öğretimini ise Afyon Lisesi ve Eskişehir Atatürk Lisesi’nde tamamladı.
1976 yılında Yüksek öğrenimini Afyon Eğitim Enstitüsünde bitirdi.
Yüksek öğrenimini bitirdikten sonra,İlk olarak Muğla’da sınıf öğretmeni olarak göreve başladı,
Daha sonra sırasıyla Afyon ve Erzurum illerinde sınıf öğretmenliği görevinde bulundu,
1981 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Özlük İşleri Genel Müdürlüğü Şube Müdür Yardımcısı olarak atandı,
1986 yılında Personel Genel Müdürlüğü Şube Müdürlüğüne atanan Ali İhsan Avcı,
1990 yılında Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü Şube Müdürlüğü’ne atanmıştır.
Halen Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü Personel Şubesi Müdürü olarak görev yapan Ali İhsan Avcı evli ve iki çocuk babasıdır. Büyük oğlu Topçu Üsteğmen olarak görev yapmakta, küçük oğlu ise Makine Mühendisliği son sınıf öğrencisidir.
.jpg)
Çanakkale Savaşı ve Emirdağ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Videolar
Çanakkale Savaşı döneminde Elhan Köyü ve Emirdağ Hakkında Süleymen Koçabaş (95) ile Bilal Kocabaş Söyleşisi














