Hırsızlık Büyük Günahtır
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Başkasına ait bir malı korunduğu yerden sahibinin bilgisi dışında gizlice, alenen veya zorla almak demek olan hırsızlık, gasp ve haksız kazanç, mala ve mülkiyet hakkına karşı işlenen temel suçlardır. Alın terinden ve meşru kazançtan doğan servetin korunması ise İslam’ın temel ilkeleri arasındadır. İslam, emeği ve mülkiyeti kutsal saymış, mülkiyete haksız olarak el uzatmayı yasaklamış ve şiddetle cezalandırmıştır. Bu itibarla bütün ilahi dinlerde ve hukuk düzenlerinde olduğu gibi İslam’da da hırsızlık, hem hukuki açıdan suç, hem de dinen ve ahlaken büyük günah ve ayıp sayılmıştır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde; “Ey iman edenler, mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin”(1) buyurarak her türlü haksız kazancı yasaklamıştır.Bir Müslüman başkasının malına sahibinin rızası olmadan hangi yolla olursa olsun el uzatamaz, mülkiyetine geçiremez ve başkasının malından tasarrufta bulunamaz. İslam, şahıslar arasında hukuki ve medeni ilişkilerde rıza prensiplerine büyük önem vermiş, izni ve rızası bulunmadan bir kimsenin malını almayı yasaklamıştır.
Emirdağa Bir Obama Lazım?
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Emirdağ’da Hiçbirşey Değişmeyecek?
Aslında şöyle de diyebiliriz: “Neden değişsin ki?”
Yaklaşan yerel seçimler öncesi Emirdağ, yine çok hareketli, adaylar bitmez tükenmez vaatlerle seçim propagandalarını süslüyorlar. Üstelik, daha önce seçime girmeyen partiler de adaylarını açıklayınca durum tam bir muamma oldu. Çünkü bu durum seçimlerde başarılı olacağı Türkiye genelindeki anketlerle belirlenen AKP ve CHP’nin yerel anlamda oylarında az da olsa “azalma “ yaratacak.
Derken, 29 Mart’ın ertesi günü yani 30 Mart sabahı olacak, yeni başkan tebrik telefonları kabul ederken; yenilgiyle tanışan adaylar telefonlarını kapatarak bir süre evlerinde dinlenecek, seçimde hile olduğu, seçimlerin haksız olduğu vb söylentileri en fazla bir ay ilçe gündemini belirleyecek, akrabalar arasında “oy vermedin” “başka partiye oy verdin” iddialarıyla kısa süreli dargınlıklar yaşanacak.
Yüksel Önaçan
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Biyoğrafiler
İlköğrenimini Emirdağ'da, ortaöğrenimini Bolvadin, Eskişehir, Afyon'da (Hamidiye Öğretmen Lisesi'ni dışarıdan), yüksek öğrenimini Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi, Diyarbakır Eğitim Enstitüsü, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültelerinde tamamladı.30 yıl Afyon, Ağrı, Almanya ve Eskişehir'de öğretmen ve okul müdürü olarak çalıştı. 1995 yılında okul müdürüyken Eskişehir'de emekli oldu.
Başbakanlık, çeşitli bakanlıklar, Afyon ve Eskişehir valiliklerinden, İl Milli Eğitim Müdürlüklerinden takdir, taltif, beraat, teşekkür belgelerine layık görüldü.
1964 yılından itibaren Çağrı, Sevgi Dünyası, Töre, Yeni Düşünce, Aziziye, Emirdağ, Millî Eğitim dergilerine; Orta Doğu, Hergün; Afyon, Eskişehir, Sinop ve Almanya/Bielefeld'deki bölge gazetelerine hikâye ve makaleler yazdı.
Zaman zaman TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda öyküleri seslendirilmektedir.
Göç romanının diğer ciltlerini yazmak için Sinop'a yerleşti.
Çalışanların Mesai Anlayışı Nasıl Olmalı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Dünya yaşantımızda geçimimizi sağlamak için bazı işlerle meşgul olmaktayız. Kimimiz ticaretle, kimimiz çiftçilikle, kimimiz hayvancılıkla uğraşmakta, kimimiz işçilik yapmakta, kimimiz ise Devlet Dairelerinde memur olarak çalışmaktayız. Çalışmak bir ibadettir ve “Hiç kimse kendi emeği ile kazandığından daha hayırlı bir şey yememiştir.”(l) Sürdürmüş olduğumuz bu işlerimizde başarılı olmamızın ve almış olduğumuz ücretlerimizi meşru bir zemine oturtmamızın yolu çalışma saatlerimize uygun hareket etmekten geçmektedir. Çalışma insan için ne kadar önemli ise, çalışma saatlerine riayet emek de o kadar önemlidir.
"İnsan için ancak kendi çalıştığının (karşılığı) vardır".(2) Çalışmamızın karşılığını alabilmek, Allah'ı ve insanları razı edebilmek ancak yapmış olduğumuz bütün işlerimizde hak ve hukuka riayet etmekle mümkün olacaktır. Şerefimizi ve değerimizi yükseltecek olan şey yaptığımız işin kendisi değildir. Asıl muteber olan şey, yapılması gerekeni doğru bir şekilde ve zamanında yerine getirmektir.
Yazıyorum
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Siyaset’te para kelimesinden nefret eder hale
geldim artık, nerede siyaset varsa orda para konuşulmaya başladı. Hiç yoksa yağ,un, kömür
var mı diye soruyorlar. Ne kadar ucuz olmaya başladık farkında mısınız.
Özellikle bu ekonomik krizde parayı kullananlar cumartesi günü yapılan ticaret
odası seçimine baksın. Son 24 Saat’te liste hazırlayan ve seçimi kazanan Apdil
Demiral ve arkadaşları propagandamı yaptı. Un,yağ şeker yada kömür sözü mü
verdi. Hayır? Sadece şahsına ve kadrosuna inananların oylarıyla kazandı seçimi.
Doğrusuda bu olmalı. Son günlerde özellikle esnaf ziyaretlerinde benim paraya
ihtiyacım mı var diye siyaset yapanlara duyurulur. Kimse para için aday olmaz.
Bu arada paraya ihtiyacı olmayan kişi çıkar aslan gibi ben maaş filan almayacağım
der. Bu kadar basit. Zaten seçmen aday yada adaylara inanırsa konuşma yapmaya
bile gerek kalmaz. Emirdağ 1 milyon nüfuslu bir şehir değil ki. Herkes
birbirine akraba eş dost yani. Onun için kendini anlatmak yerine toplumun
güvenini kazanmak daha faydalı olur diye düşünüyorum. Zaten herkes herkesi
biliyor. Bunun en basit kanıtı ise Ticaret Odası seçimleri.
Her neyse siyesetin henüz tam
anlamıyla gündemi ısıtmadığı ilçemizde bugün DSP listesini açıklayacak, Başkan
Av. Ayşe Sarı Listesine çok güveniyordu ben de merakla bekleyenlerdenim.
DP ise 30 Ocak’ta adayını
netleştirecek, eski belediye başkanı
Ali Kocaman’ın adaylığı söz
konusu imiş hayırlı olsun, Aslan Sayın düşünülüyormuş tebrik ederiz, kısacası
kim olursa olsun
Emirdağ’a hayırlı olsun.
Miras Paylaşımında Varislerin Tutumu
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
İnsanlardan kimin daha güzel işler ortaya koyacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratan Allah’tır.(1) Ve her nefis hayat kadar gerçek olan ölümü tadacaktır.(2) Ölümle birlikte ortaya çıkan sonuçlardan birisi de mirastır. Cenab-ı Hakk ölen kişinin mirasının nasıl paylaşılacağını Kur’an-ı Kerim’de beyan etmiş ve miras paylaşımında varislerin tutumlarıyla alakalı emir ve tavsiyelerde bulunmuştur.
Mirasçıların ölen kişiye karşı yerine getirmeleri gereken sorumluluklarından birincisi, eğer kişi borçlu olarak vefat etmişse geriye bıraktığı malından cenaze namazı kılınmadan, borçlarının ödenmesidir. Diğer bir husus da vefat eden kişinin bıraktığı malın üçte birini geçmeyecek ölçüde yerine getirilmesini istediği vasiyeti varsa miras paylaşılmadan önce bu vasiyet yerine getirilmelidir. Peygamber Efendimiz (sav), cenaze namazlarını kıldırmadan önce varislerine ölenin borcu olup olmadığını sorardı. Şayet borcu varsa, yakınlarına ödemelerini emreder, ondan sonra namazlarını kıldırırdı. Gerekçesini de şöyle izah ederdi: “Mü’minlerin ruhu, borcu ödeninceye kadar, borcu yüzünden bağlıdır.(3)
Bu gün miras paylaşımı hususunda toplumumuzda karşılaştığımız en önemli yanlışlardan birisi de, İslam öncesi dönemde olduğu gibi, kadınların mirastan mahrum bırakılmasıdır.
Deli Battal'a BalBal Taşı Uygun Olmazmı?
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
"Evvela millete TARİH'ini, ASİL bir MİLLET'e mensup bulunduğunu, BÜTÜN MEDENİYETLERİN ANASI olan İLERİ bir MİLLET'in çocukları olduğunu göstermeliyiz." M. Kemal Atatürk
Atatürk'ün dediği gibi halkımıza, çocuklarımıza tarihi öğretmeni yanı sıra bu günlere nasıl gelindiğini hatırlatmak gerekir. Bu sebepledir ki biz emirdag.com.tr olarak 1921'li yıllarda Emirdağ'da yaşanan bir olayın, "Turgut Özakman'ın Şu Çılgın Türkler Kitabına konu olan" kasabanın delisi Deli Battal'ın adına bir anıt taşın dikilmesi uygun olacağını düşünüyoruz.O dönemde halkımız savaşa canla başla katılmış. Varını yoğunu ortaya sermiştir. Bunlardan biridir Deli Battal. Deli Battal'ın hikayesi...
Memleketin her köşesinin işgal edildiği, bütün tersanelere girildiği, gaflet ve delalet içinde düşmanla işbirliği içinde bulunanların kardeşi kardeşe vurdurduğu karanlık günlerde….Ülke uçurumdan uçuruma yuvarlanmaktadır. Atatürk ve dava arkadaşları Samsun dan Ulusal Yürüyüşü başlattılar. Ulusu örgütlediler. Yeni bir ordu kurdular. Ancak, ordunun silahı ve elbisesi, iaşesi yoktu. Atatürk Kaymakamlara emir gönderdi, ordunun iaşesine ve giyimine yarayacak her şeye el koyun. Bu emri alan Emirdağ Kaymakamı, halkın nasıl davranacağını bilemiyor ve yalpalıyordu. Odasında tereddüt içinde iken kapısı vuruldu. Kapıda Emirdağın delisi belirdi. Ona Deli BATTAL derlerdi. Kaymakam öfkelendi:
-“Baksana çalışıyoruz çık dışarı.”
-Deli Battal, kızma beyim onun için geldim. Duydum ki Kemal’ in Askerleri çıplakmış. Allah şahidimdir üzerimdekinden başka çamaşırım yok. Çoraplarımı getirdim. Şimdi yıkadım, temizdir.
-Deli Battal, çoraplarını ve çarıklarını çıkarıp Kaymakam’ ın önüne koydu. Çıplak ayaklarıyla huzur içinde çıktı.” Gitti.
Kaymakam halktan kuşkulandığı için pişmanlık duydu. Sakarya savaşından sonra Türk Ordusu Emirdağ’ a girdiğinde Yunan Ordusu’nun cephanesinin yerini gösteren Deli BATTAL’ dır. Deli Battal Yunan Ordusu’nun artçı birliklerince şehit edilecektir. Bu memleketin delisi bile yeri geldiğinde şahadet şerbetini milleti için tereddüt etmeden içer.














