Namazda Saf Düzeni ve Önemi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Namaz, dinimizin ifasını emrettiği ibadetlerin en önemlisidir. Kelime-i şehadetten sonra, İslam binasının üzerine kurulduğu beş temel esastan birincisidir. Akıllı ve ergenlik çağına ulaşan her müslümana, farzdır. Terk edilmesi ve meşru bir mazeret bulunmaksızın kazaya bırakılması büyük günahlardan biridir. Namazı vaktinde eda etmek o kadar önemlidir ki; ölüm tehlikesi gibi ağır şartlar oluşmadıkça, güç yettiği ölçüde, ayakta, oturarak ya da yatarak, gerektiğinde yalnız baş iması ile namazın kılınması istenmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) de namazın vaktinde ve cemaatle kılınmasına çok önem vermiştir. Hatta bazı savaşlarda "korku namazı" kıldırmış, düşman korkusu yüzünden namazı kazaya bırakma yolunu tercih etmemiştir. Cemaatle kılınan namazda ise safların düzgün tutulmasını ve aralarda boşluk bırakılmamasını ısrarla tembih etmişlerdir. Cabir (r.anh) anlatıyor: “Bir gün Rasûlullah (sav) yanımıza geldi ve; ‘Allah’ın huzurunda meleklerin saf tuttukları gibi siz de saflarınızı düzgün tutmaz mısınız?’ buyurdu. Sahabeler: ‘Ya Rasûlallah! Melekler Allah’ın huzurunda nasıl saf tutuyorlar?’ diye sordu. O da; ‘İlk safı tamamlarlar ve perçinlenmiş gibi birbirine bitişik dururlar’ cevabını verdi.”(1)
Cemaatle kılınan namazda safların en faziletlisi ön saftır. Sonra sırayla diğerleri gelir.
23 Nisan Şiir Dalında birinci
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
23 Nisan 2008 etkinlikler kapsamında Şiir dalında birinci olan Emirdağ İlköğretim okulu 8-A Sınıfı Öğrencisi Sevgi Uçak'ın şiiri :EN BÜYÜK BAYRAM
Bizleri coşturan,
Tarihi anlatan,
Atatürk’ten armağan,
23 Nisan.
Egemenlik milletin oldu,
Türk milleti sevinçle doldu.
O büyük günde Türkiye,
Sanki bir cennet oldu.
Cennet gibi bir günün ışığı, bütün vatanı sardı,
Türk milleti, karanlık çağlardan sıyrılmayı başardı.
Artık Türk halkının düşüncelerinde,
Çağdaşlık vardı.
23 Nisan günü,
Çağdaşlık kapıları açıldı,
Atatürk’ün önderliğinde,
Büyük adımlar atıldı.
Atatürk’üm! bu armağanla,
Bütün vatan aydınlandı,
Senin ilkelerinin doğrultusunda,
Türk milleti, çağdaşlığa yol aldı.
Türk evladı, büyük adımları devam ettirecek,
Nesilden nesile hiç bitmeyecek,
23 Nisan’ın ışığı,
Hiçbir zaman sönmeyecek.
Bütün Türk evlatları el ele verecek,
Atatürk’ün ilkelerinden aldığı güçle,
23 Nisan’ın ışığını,
Hiçbir zaman söndürmeyecek.
23 Nisan Kompozisyon Dalında Birinci
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler

GELECEK BİZİZ
Her bahar ayında kalbim bir farklı çarpar, hele de 23 Nisan’a yaklaştıkça. Baharın gelişiyle ağaçların tomurcuklanması gibi, demokrasinin filizlenip Türkiye’min her karış toprağına yayıldığı bugün de nasıl çarpmaz insan olanın kalbi?
Çocuk olmanın sevincini, heyecanını, TBMM’nin amacı ve Türkiye’nin güzelliğini bugünde 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramında anlarım.
23 Nisan’da dünyanın dört bir yanından gelen çocuklarla bayramımız kutlarız. Atatürk bugünü tüm dünya çocuklarına armağan etmekle ne güzel bir iş yapmıştır ki büyüklüğünü günümüzde daha iyi anlıyoruz. Bütün dünya çocuklarının kaynaşıp arkadaş olduğu, insanlığın temelini attığı dostluk, arkadaşlık ve sevginin doyasıya yaşandığı 23 Nisan’dır bugün.
Bütün dünya çocuklarına armağan edilen tek bayram bizim bayramımızdır. Günümüzde birçok çocuk çocukluğunu yaşamıyorsa da çocuk olduğunu bilincinde ve çocukluğunu doya doya yaşamak istiyor. Savaş tanklarına taş atmakla, mermi sesleri ile uyanmakla ve her nefeste kendini bilmez bir kurşunun boynuna isabet etme korkusuyla yaşayan çocuklar sizce çocukça şeyler mi yaşıyor?
Yaşlarının, bünyelerinin kaldıramayacağı bu olayların, tüm dünya çocuklarının o minicik kalplerini üzmeye ne hakkı var? Yaşıtlarının doyasıya yaşadıkları çocukluklarını onlar da yaşayamazlar mı? Çok mu şey istiyorlar büyüklerinden?
Değermiydi?
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Metin Sağlam
Sevgili okurlarım hatlılarsanız 08 Nisan 2008 tarihin' de bir yazı yazmıştım. Yazım Afyonkarahisar ve Emirdağ internet sitelerin'de yayınlanmıştı. Yazımın başlığı "YANLIŞ YATIRIM YAPMAYALIM" adını taşıyordu. Bu yazım' dan dolayımıdır yoksa başka etkenler oldumu bilmiyorum. İşin açıkçası ben EYAD başkanı Metin EDEER 'in sert çıkışı başlıklı açıklamasını üzerime alınmadım. Hatırlanacağı üzere ben o yazım' da Emirdağ ilçesinin yeni yapılacak bir Anaokulun' dan önce daha acil ihtiyaçları olduğunu bu okul için harcanacak paranın daha faydalı bir şekilde kullanılabileceğini söylemiştim. Tabiki bu EYAD yönetim kurulunun kararıdır. Kimsenin' de bunu sorgulamaya hakkı yoktur. Kaç gündür düşünüyorum. Acaba EYAD başkanı Metin EDEER'in bu çıkışına bir cevap vereyim mi vermeyeyim mi diye. Fakat bu ilçenin günah keçisi ben olmayayım diye düşündüm ve vazgeçtim. Peki bunları neden yazdım?...
23 Nisan ve TBMMnin Açılışı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi

Bağımsızlık ve egemenlik bir millet için en önemli değerlerdir. Bu değerlerin kaybedilmesi asla kabul edilemez. Anadolu insanı bu değerler uğrunda büyük fedakarlıklar sergilemiştir. İşte yakın tarihimizin önemli dönüm noktalarından birisi de bağımsızlığımızı simgeleyen Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920 tarihinde açılışıdır. Açılıştan iki gün önce bütün valiliklere telgraf çekilerek şu müjde tebliğ edilmiştir: “Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününü Cuma’ya rastlatmakla, o günün kutsallığından yararlanılacak ve bütün milletvekilleriyle Hacı Bayram Veli Camiinde Cuma namazı kılınarak, Kuran’ın ve namazın nurlarından feyiz alınacaktır.” Namazdan sonra, Peygamberimizin Sancak-ı Şerîf-i ve Sakal-ı Şerîf-i taşınarak tekbirlerle, salât-ü selâmlarla, şimdi Ulus meydanı altında müze olan Meclis binasına gelinmiştir. Kesilen kurbanlardan, yapılan dualardan sonra 120 milletvekiliyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıp tarihî görevine başlamıştır.
Tarihi incelediğimiz zaman bu günlere kolay gelinmediğini görmek hiç de zor olmayacaktır. Savaşların ardı arkası kesilmediği bir dönemde; yoksulluk, açlık ve sefaletin hüküm sürdüğü bir devirde Mehmet Akif’in: “Asım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek”
dizelerinde dile getirdiği hakikat bütün Anadolu coğrafyasından tüm dünyaya gösterilmiştir.
Peygamber Efendimizin Cömertliği
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Cömertlik, gösteriş yapmadan, kimseyi incitmeden, yapılanı başa kakmadan, sahibince değerli olan maldan, karşılık beklemeden yapıldığında anlam kazanır. Nitekim Kur’an-ı Kerimde “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir”(1) buyrulmaktadır. İşte Hz. Peygamber bütün bu özellikleri üzerinde taşıyordu. Kaynaklarda yağan yağmurlardan bile daha cömert olarak vasıflandırılan Hz. Peygamber cimriliği, insanı küçük düşüren bir huy olarak görmüş, hayatı boyunca borçlanma pahasına da olsa ihtiyaç sahiplerine el uzatmaktan geri durmamıştır.Kendisinden bir şey istendiğinde hiç kimseyi boş çevirmemiş, eline ne geçerse ihtiyacı olanlara dağıtmıştır. Ashaptan Cabir (r.a) anlatıyor: “Peygamberimiz kendisinden istenilen bir şeye asla yok dememiştir.”(2) Bir gün peygamberimize bir parça kumaş hediye edilmiş, o da bunu kabul etmişti. Buna ihtiyacı da vardı. Yanında oturanlardan biri “Bu ne iyi kumaş” deyince, Peygamberimiz kumaşı hemen ona vermişti.
İslamda Güvenlik ve Güvenilirlik
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Mü’min, güvenen, güven veren insan demektir. Bir hadislerinde Allah Resûlü (s.a.s.), mü’mini tarif ederken "Mü’min, insanların malları ve canları konusunda kendisine güvendiği kişidir."(1) buyurmuşlar, başka bir hadislerinde de "güvenilirlik" vasfı olmayanın imanının da olamayacağını bildirmişlerdir.(2)
Hz. Peygambere "el-Emin: (kendisine güvenilen)" sıfatı, peygamberliğinden önce verilmiş bir vasıftı. Toplumda herkes, O’nun doğru sözlü, kendisine güvenilen bir kişi olduğunda birleşmekteydi. O akrabalarını İslâm’a davet ederken, önce kendisine güvenip inandıklarını tespit etmek için "Size şu dağın arkasında bir düşman var, sizi yağmalamaya gelmiş desem, inanır mısınız?" diye sormuş, orada bulunan herkes, tereddütsüz "Evet inanırız." demiştir. Bu güveni sağladıktan sonra "Öyleyse sizi, önünüzdeki kıyamet günü azabıyla korkutmakla memurum. Bana iman ediniz." diyerek davetini açıklamıştır.














