Amel Defterlerinin Kapanmadığı 3 Konu
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar!
İnsanoğlu hayat yolculuğunda belirli merhalelerden geçer. Bu merhaleler çocukluk, gençlik ve yaşlılık dönemleridir. İnsanın akıl-baliğ olduktan sonra yaptığı bütün işler görevli melekler tarafından kayda alınır. Kişi ahirette bu kayıtların tutulduğu amel defteri ile hesaba çekilecek, bu defter insanın leh veya aleyhine şahitlik edecektir.
Muhterem Müminler!
İnsan öldüğü vakit ise amel defteri kapanır. Fakat Fahri kainat Efendimiz (s.a.v) in beyanıyla öldükten sonra da bazı kimselerin amel defterine sevap yazılmaya devam eder. Hadis-i Şerif’te şöyle buyrulur. “Kişi ölünce amel defteri kapanır. Ancak üç kişinin amel defteri kapanmaz. Sadaka-i cariye, bıraktığı ilim ve kendisine dua eden salih evlat.”(1) Sadaka-i cariye; yol, köprü, çeşme, mescit, yoksullar için aşevi, hastane ve okul gibi hayır kurumlarını kapsamına alır. İnsanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece bunları yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, yol gösteren ve destek olanlar, gerek sağlıklarında gerekse vefatlarından sonra sevap almaya devam ederler. Yararlı bir ilim bırakan da; bu ilimden, kitaptan, keşif ve icattan toplum yararlandığı sürece mümin olmak şartıyla sürekli olarak sevap alır.
Nitekim ilim irfan ve irşatlarıyla toplumda iyi bir çığır açanın büyük mükafatına, kötü çığır açanın da günahına hadiste söyle yer verilir: “Kim iyi bir çığır açarsa bununla amel edenlerin hepsinin aldığı kadar
mükafat alır. Kötü çığır açan da bununla amel edenlerin günahı kadar günah
yüklenir.”(2)
Dine ve topluma yararlı, anne babasına dua eden bir çocuk yetiştirmek de, sevabı devam eden bir ameldir. Toplum bu kimseden yararlandığı ve bu kişi anne babasına dua etmeye devam ettiği sürece, onun yetişmesinde katkısı bulunan anne, baba, hoca gibi kimselerin amel defterlerine de sürekli sevap yazılmaya devam edilir.
UMRENİN FAZİLETİ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar
Yüce Allah Hz. Adem’den başlayarak her topluma elçiler göndermek suretiyle insanları kulluk görevini yapmaya çağırmıştır. Bu çağrıya uyanlardan Hz. İbrahim, oğlu İsmail ile beraber ilk olarak Beytullah’ı inşa etmiş, inşaatın bitiminden sonra Cenabı Allah’ın (c.c.) “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler”(1) emrini alan Hz. İbrahim insanları hacca çağırmış, bu çağrıya uyan müminler de Mekke’ye gelip Kabe’yi tavaf etmeye başlamışlardır.
Aziz Mü’minler!
İslam’ın beş şartından biri olan Kâbe’yi ziyaret, hac mevsiminde yapılınca büyük hac, diğer aylarda yapılınca küçük hac olarak nitelendirilmiş ve ismine Umre denmiştir. Rabbimiz iki ibadeti de halis bir niyetle yapmayı tavsiye ederek şöyle buyurmuştur: “Haccı da, umreyi de Allah rızası için tamamlayın.”(2) Abdullah ibn-i Ömer’in nakline göre sevgili Peygamberimiz (s.a.v) ömründe dört defa umre yapmış ve umre hakkında: “Umre daha sonraki umreye kadar ikisi arasında işlenen günahlar için kefarettir. Allah katında makbul haccın karşılığı ise ancak cennettir”(3) buyurmuşlardır. Ramazan ayında yapılan umre ise yine Allah Resulü’nün beyanıyla hac ibadetinin sevabına denktir.(4)
Cengiz Sağlam
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Biyoğrafiler
08 Ocak 1971 tarihinde Emirdağ’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Emirdağ’da tamamladı. Yüksek öğrenimine Erzurum Atatürk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ni kazanarak başladı. Atatürk Üniversitesi'ndeki ilk sınıfta gösterdiği okul birinciliği başarısından dolayı Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ne yatay geçiş yaptı ve Yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi'nde bitirdi.
Üniversite öğrencilik yıllarında, Yükseköğrenim Kredi Yurtlar Kurumu Genel Kurul Üyeliğine, akabinde Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.
Yönetim Kurulu Üyesi olarak üniversite gençliğinin temsilcisi olarak 3 yıl yönetim kurulu üyeliği yaptı. Yönetim Kurulu Üyeliği döneminde Türk Gençliğini temsilen çeşitli televizyonlarda açık oturum ve konferanslara katıldı.
Meyveli Ağaç Taşlanır
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Mustafa Çınar
Hafta içinde yaşanan bir takım olayların neticesinde,döğer belediye spor maçına takımımız moralsiz çıkmasına rağmen,sayısız gol pozisyona girip,beş tane topun direkten döndüğü maçı 3-1 gibi bir sonuçla kazanmasını bildi.Bu da ne kadar büyük bir takım olduğumuzun bir göstergesidir.
Hafta içinde yönetim kurulu toplanarak, performansından memnun olmadığımız iki arkadaşımızla yollarımızı ayırdık.Bu iki arkadaşımıza bundan sonra ki futbol hayatlarında başarılar diliyorum.Hocamız Ahmet KARAÇÖL ise kendi isteğiyle,istifa edip gitmişdir.Hocamıza hiç kimse git falan demedi.Kendisi giden bir hocaya’da yapacak bir şeyimiz yok.Kısaca hiç kimse Emirdağ’dan ve Emirdağ spor’dan büyük değildir.Buna yönetim kurulu da,hoca da,futbolcular da dahildir.
Ben kendi adıma yanlış bir iş yaptığımıza inanmıyorum.Yönetim olarak bir karar aldık ve sonuna kadar aldığımız kararların arkasındayız.Bakıyorum dışarıda o kadar çok eleştiri var ki,bilen de konuşuyor,bilmeyende konuşuyor.Eleştiri yapılır,ama olumlu eleştiri yapılmalı,Emirdağ spor’un lehine yapılan her türlü eleştiriye de açığız.Emirdağ spor’un lehine yapılan her eleştiriyi’de dikkate alır değerlendiririz.Fakat bilinçsiz ve yönetimi yıpratmak için eleştiri yapılıyor,kasıtlı olarak futbolcuları birbirlerine düşürmek için futbolcular arasında laf söz taşımaya çalışıyorlar.Biz burada olduğumuz sürece,kim olursa olsun bu tür olaylara müsaade etmeyeceğiz.
İSLAM, ALLAH KATINDA GEÇERLİ OLAN DİNDİR
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar!
Din akıl sahibi, şuurlu insanları hür irade ve istekleriyle iyi ve güzel olan şeylere sevk eden ilahi mesajlar bütünüdür. Din, insanın yaratıcısı olan Allah, insanlar ve beraber yaşadığı diğer canlılarla olan ilişkilerini düzenleyen ilahî bir rehberdir. İnsanoğluna değişik zaman ve mekânlarda Peygamberler vasıtasıyla tebliğ edilen bu ilahî nizam, insanın yaratıcısına ve diğer yaratılanlara karşı görevlerini, yaratılış gayesini, hangi işlerin iyi ve hayırlı, hangi işlerin de kötü ve zararlı olduğunu öğretir.
Tarih içerisinde insanlar, zaman zaman ilahî vahyin öğretisinin dışına çıkarak dinin getirdiği inanç, akide ve ahlaki saflığı bozmuşlardır. Yüce Yaratıcı, bozulan akideyi yeniden hatırlatmak ve tahrip olan ahlak anlayışını insana yakışır hâle getirmek için değişik dönemlerde Peygamberler göndermiştir.
Allah din gönderirken insanı, onun imkânlarını, sosyal ve kültürel çevresini ve yaşamını sürdürebilecek ihtiyaçlarını dikkate almıştır. Allah tarafından gönderilen dinler arasında dil, coğrafya ve tarihî süreç farklılıkları olmakla birlikte inanç esasları ve ibadet, adalet, ahlak, doğruluk, sevgi ve yardımlaşma gibi iyiliği emreden kavramlar hep aynı olmuştur. Bu kabullere uymayan davranışlar ise yasaklanmıştır. Bu bağlamda ele alındığında, ilahi dinlerin iyilikleri tavsiye ettikleri, kötülüklerden de sakındırdıkları hususu müşterek özellikler olarak ortaya çıkmaktadır.
Hicret
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Muhterem Müslümanlar!
Allah kelamı Kur'an, geçmiş peygamberlerin ve onlara iman eden insanların, kafirler tarafından hicret etmeye zorlandıklarından ve bunların imanları uğrunda yurtlarını bırakıp başka yerlere göç ettiklerinden söz eder.
Peygamberimiz ve ilk müslümanlar da, daha önceki Peygamberler ve ümmetlerin akıbetine maruz kaldılar. Mekke müşrikleri Peygamberimize karşı İslam’ı tebliğ etmeğe başladığı andan itibaren karşı bir tavır takındılar. Bu tavır, sadece İslam’ı reddetmekten ibaret kalmadı. Peygamberimiz alaya alındı, müminlere baskı uygulandı ve bu baskılar İslam’ın Mekke'de yayılmaya başlaması üzerine eziyet ve işkenceye dönüştü. Müslümanların başına gelenlere çok üzülen Peygamberimiz (s.a.v.), ilk olarak bir grup Müslüman’ın Habeşistan’a hicret etmesine izin vermiştir. Müslümanlara uygulanan üç yıllık boykotun ardından Peygamberimizin en büyük destekçisi olan amcası Ebu Talib'i kaybetmesi, müşriklere fırsat verdi.
Onların işkence ve baskıları dayanılmaz hale geldi. Böyle bir ortamda İslam’ı tebliğ edemeyeceğini anlayan Rasûlullah (s.a.v.), Taife giderek yeni bir çevrede İslam’ı anlatmaya çalıştı. Ancak sert bir tepkiyle karşılaştı, Mekke’ye dönmek zorunda kaldı.
Bu sırada Akabe'de tanıştığı Medineliler, Hz. Peygamberi ve Müslümanları şehirlerine davet ettiler ve Medine'ye geldikleri takdirde canlarını ve mallarını kendi çocuklarını korudukları gibi koruyacaklarına söz verdiler.
Emirdağın Gücü Yeter
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yavuz Öztuncer
Geçtiğimiz Perşembe günü Emirdağ Spor’un 29. kuruluş yılı için düzenlenen yemeğe davetliydim. Bu nazik davete icabet ettim. Gördüm ki Kaymakamımız, Belediye Başkanımız, Savcımız, Kurum amirleri, banka müdürleri, siyasi parti temsilcileri, iş adamları, odalar başkanları, esnaflar ve birçok misafir davetliydi. Kısa zamanda organize edilmesine rağmen güzel bir davetti. Özellikle Emirdağ Spor için oldukça faydalı olduğuna inanıyorum. Çünkü davetliler, maddi olarak hiçte azımsanmayacak destekte bulundular.
10 yıldır Emirdağ’dayım. 6 yıl Emirdağ Sporda futbol oynadım ve bu takıma bu kadar sahip çıkıldığını ben ilk kez görüyorum. Bunun için Ceylan KURT başkana teşekkür edilmesi gerekir. Bu işi gerçekten ciddiye alıyor.
Bilenler vardır ben Amasyalıyım. Amasya’nın ilçesi Merzifon nüfus olarak Emirdağ kadar, hatta Avrupa’da yaşayanları dahil edersek Emirdağ’dan oldukça az nüfusa sahip. Nüfus güçtür. Ama Merzifon Spor yıllarca 3. ligde top koşturdu. Burası kadar maddi gücü olan insanlara da sahip değil. Ama işi ciddiye aldılar, istediler, başardılar. Görüyorum Emirdağ’da 3. lig istiyor. Bunun için herkes destek vermeli, tabiri caizse elini cebine atmalı. Bu arada şunu da belirtmeliyim ki Allah korusun bu sene 3. lig’e çıkamaz, gruplardan dönerse takım, kaygım, “O kadar yardım ettik. O kadar paralar harcadık olmadı. Bir daha da yardım etmem. Boşa gitti paralar” denilmesi. Asla denmemeli. Bu sabır işi. Mücadele işi. Umuyorum ki Emirdağ en kısa zamanda 3. lig ile tanışacaktır. Emirdağ’ın buna gücü yeter.














