Yılbaşı Gecesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Hindileri meze yapıp yiyenler
Azazilden gömlek alıp giyenler
Varmı? Bana yan bakan diyenler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Hep yaşını başını almışlar
Hayasızlığın içine dalmışlar
Yaptıklarından nasiplerini almışlar
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Ahlak deneni hepsi yemişler
Biri birine bak ne demişler
Hiç oldu paslanmayan gümüşler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Kaderine ağlayıp küsenler
İnsanları bu gecede süsenler
Sam yeli gibi boşa esenler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Akıl gitti avret yerini açtılar
Ayılanlar hayasından kaçtılar
Bu zıkkımı bilmeden nasıl içtiler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Ağlayanlar durmadan gülenler
Her günü yılbaşı diye bilenler
Bu gecede karanlıktan gelenler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Kusur arama ayıkıp gidende
Böyle hayasızlık varmı idi dedende
Haya kalmamış şu harika bedende
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Karıştırdı hep helali harama
Kimse karışmaz diyor benim parama
Yandım ağalar iblis girdi arama
Hepsi bu gece de oldu da gitti
İçi boş imiş hele kalıbı başka
Düşmesem idi ya Rab bu dile keşke
Aşık Halil yola sarıl bitmeyen aşka
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Halil Sarı
İyilikler de Kötülükler de Karşılıksız Kalmaz
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yaratılan her şeyin bir sonu olduğu gibi, insan ömrünün de bir sonu vardır. Bir gün gelecek bu âlemden bir eser kalmayacak ve Yüce Rabbimizin haber verdiği ahiret hayatı başlayacaktır. Böylece insan Allah’ın huzuruna çıkacak, dünyada yaptıklarından hesaba çekilecektir. Ahiret hayatına hazırlıklı olmamızı isteyen Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın. Allah'a gerektiği gibi saygı duyun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”(1) Diğer bir ayet-i kerimede ise: “Onlar, o büyük günde (ahiret gününde) diriltileceklerini akıllarına getirmiyorlar mı? İşte o gün; insanlar âlemlerin Rabbinin huzuruna çıkacaklardır” (2) buyrulmaktadır.
Dünya fani, ömür kısadır. Ebedi olan ise ahiret hayatıdır. Dünyada yapılan her iyilik ve kötülüğün karşılıksız kalmayacağını, bir gün hesaba çekileceğimizi biliyor ve inanıyoruz. Ama dünya hayatımızın muhasebesini en ince noktasına kadar titizlikle yaparken, acaba manevi hayatımızın muhasebesinde aynı hassasiyeti gösterebiliyor muyuz?
Hz. Ömer’in her akşam: “Bu gün Allâh için ne yaptın?” diyerek kendisini hesaba çektiği gibi biz de kendimizi hesaba çekebiliyor muyuz? “Kim zerre miktarı bir iyilik yaparsa karşılığını görür, kim de zerre miktarı kötülük yaparsa karşılığını görür”(3) buyuran Rabbimizin akıl nimetiyle donattığı bizleri, erginlik çağından itibaren ölünceye kadar tüm yaptıklarımızdan ve yapmamız gerektiği halde ihmalkârlık edip yapmadıklarımızdan hesaba çekeceğini her an hatırlayabiliyor muyuz?
Hayatı bütün yönleriyle tartarak, ahireti kaybettirecek bir bedel ödemekten kurtulmanın yolu, nefis muhasebesidir. Yarının hesabını bugünden yapmak, imtihana girecek öğrencinin ders çalışmasından farklı değildir. İmtihan edilmek üzere yaratılan insan da, ahiret hayatında kendisine sorulacak soruları başarıyla cevaplandırabilmek için hesabını burada yapmalıdır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz: “Akıllı kimse, kendini sorguya çeken ve ölümden sonrası için çalışandır” ve “Kıyamet günü kişi tüm yaptıklarından sorgulanıp hesaba çekilmedikçe, mahşer yerinden ayrılamayacaktır”(4) sözlerini ilke edinerek, hayatımıza çeki düzen vermeliyiz.
(1) Haşr, 18
(2) Mü’min, 39
(3) Zilzal, 7-8
(4) Tirmizi, Kıyamet, 1
Günahlardan Sakınma
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yaratılan her şeyin bir gayesi, bir hikmeti ve bir görevi vardır. Allah, insana düşünme yeteneği vermiş, gönderdiği elçilerle de ona doğru yolu göstermiştir. Yeryüzünde Allah'ın halifesi olarak değer biçilen insan ise, ne yazık ki, çoğu zaman görevini yerine getirmemekte ve günaha düşmektedir.
Müminlerin günah hastalığından korunması için Kur’an’da şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.”(1)
Günah, kişinin kalbine huzursuzluk verir, gönlünü bulandırır, iradesini zayıflatır, kabiliyetlerini köreltir ve giderek onun fıtratını bozan manevi bir musibet olur. Kur’an-ı Kerim’de: “Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir”(2) ayetinde geçen kalp kirlenmesini Peygamber Efendimiz (sav) şöyle tefsir etmişlerdir: “Kul günah işlediğinde, kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer günahlardan tevbe etmeyip, işlemeye devam ederse o siyah nokta artar ve kalbi istila eder.”(3)
Günahlardan sakınmak, Kur’an’da takva, kavramıyla ifade edilmektedir. Bu anlamda; şirkten ve küfürden uzak durmak, Rabbimizin yasakladığı haramları terk edip, emrettiği farzları yerine getirmek ve Allah'tan başka her şeyi kalpten uzaklaştırarak, sadece ona yönelmek takvadır. Bunun ilk adımı da günaha giden yolu kapatmak, hataen günah işlendiğinde ise, derhal tevbe etmektir. Kur’an-ı Kerim de, “Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi güzel bir makama koyarız”(4) buyrulmaktadır.
Peygamber Efendimiz (sav) de, “Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın. Yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki, bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran”(5) buyurmuştur.
Dünyada ve ahirette kurtuluşa ermek istiyorsak, hesap gününü ve Rabbimizin: “Günahın açığını da gizlisini de bırakın! Çünkü günah işleyenler, yaptıklarının cezasını mutlaka çekeceklerdir”(6) ikazını her zaman hatırlamalı ve günaha götüren davranışlardan, çevrelerden uzak durmalı, ibadetlerimize devam etmeliyiz. Ahirette herkesin yaptığı en küçük iyiliğin ve işlediği en ufak kötülüğün hesabını vereceğini unutmamalıyız.
(1) Enfal, 29.
(2) Mutaffifin, 14
(3) İbn-i Mace, Zühd, 4244
(4) Nisa, 31
(5) Tirmizî, Birr, 55.
(6) Enam, 121
Ahmet Sezer Başsağlığı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
İş Adamı Turizmci, hemşerimiz Ahmet SEZER tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmiştir. Merhuma Allah'tan Rahmet, Ailesine başsağlığı diliyoruz. emirdag.com.tr
Hoş Değil
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Yüce dağlar başında kar ile duman
Kahpe felek vermiş, katlime ferman,
Tükendi gücüm, kalmadı derman
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Mesken oldu gurbet, inan yurt değil,
Bin bir çilem var, bir tek dert değil
Yüreğimde fırtınalar, hava kış değil
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Bi çare kalmışım, ıssız yollarda
Ötmüyor bülbül, kurumuş dallarda
Ak doldu saçlarım, acımasız yıllarda
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Dayandığım duvarlar bir bir yıkıldı
Yemyeşil umutlarım kurutulup, yakıldı
Kan ağlayan yüreğime tuzlar ekildi
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Geleceğim karanlık, umutlarım kaybolmuş
Dertler azat, sevinçlerim hapsolmuş,
Yorgun gözlerime yaş yerine kan dolmuş
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Aşk yerine, vurgun yedi yüreğim
Bin dualar etsem, olmaz dileğim
İçim kan ağlıyor, nasıl güleyim
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Çaresizim, azap ile geçer günlerim
İnan ki asırlarca, bitmez dertlerim
Umutsuzca bir ışığı beklerim
Değme bana felek, gönlüm hoş değil.
Erol OKUTAN
Belçika da Ev Almak
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı
Kirada oturmak cana tak dedi.
Hanım bir gün, biz de ev alsak dedi.
Evsiz adam mı var şöyle bak dedi.
..........Hatta yuvası var kurdun kuşun da.
..........Aldığım ev tam yüz altmış yaşında.
Sağ olsun aradı eş dost ve ahbap.
Bir ev bulduk üç katlı yarım ahşap
Noter parasıyla karıştı hesap
..........Bir ay noter gördüm gece düşümde.
..........Aldığım ev tam yüz altmış yaşında.
Ben şomajdayım hanımsa mütvelde.
Üstelik ne avuçta var ne elde.
Banka uydurdu da sahte bir belge.
..........Şansım yaver gitti para işinde.
..........Aldığım ev tam yüz altmış yaşında.
İnan ki ne şakam var ne de yalan.
Bir buçuk asırlık ev, işte plan!
Her katta bir oda var bir de salon.
..........Mutfakla banyo merdiven başında.
..........Aldığım ev tam yüz altmış yaşında.
Biraz temizlik ve biraz da boya.
Bizce başka masraf yok idi güya.
Hapşırırken tavan göçtü odaya.
..........Cılkı çıkmış tuğlanın da taşında.
..........Aldığım ev tam yüz altmış yaşında.
Ev değil mübarek sanki müze.
Ta Napolyon'dan kalmış günümüze.
Nereye değsek geliyor elimize.
..........Tüm yeniledim dört duvar dışında
..........Aldığım ev tam yüz altmış yaşında.
Dışı sizi yakar içi de beni.
Koltuk sığmaz, dardır salonun eni.
Merdiven tam minare merdiveni.
..........Gıcır gıcır öter her çıkışında.
..........Aldığım ev tam yüz altmış yaşında.
Millet sokak aldı diyorlar, sokak!
Bense ancak bir ev, o da zar zor bak.
Sonumuz dikili bir taş muhakkak.
..........Hüvel baki yazar mezar taşında.
..........Yüz evin olsa da ölüm karşında.
Hakiki Kabakçı
Sayfa 423 / 501














