Su ve Su Kaynaklarını İsraf Etmeme
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Su bütün canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan maddelerden biridir. Su, hayatın özü ve devamı için olmazsa olmaz şartıdır. Bir yerde su varsa hayat var, su yoksa hayatta yoktur. Bundan dolayıdır ki, tarih boyunca medeniyetlerin oluşmasında birinci unsur su olmuştur. İnsanlar bir yere yerleşmek için su aramış ve suyun bulunduğu yerlerde şehirler ve medeniyetler kurmuştur. Kısacası; su eşittir hayat demektir.
Yüce Rabbimiz bütün canlılar için son derece önemli olan bu değerli nimeti her canlının ihtiyacını giderecek ölçüde yaratmıştır. Ancak dünyadaki diğer kaynaklar gibi, su ve su kaynakları da sınırsız değildir. İçme, kullanma ve tarım için hizmetimize sunulan suyun dengesiz ve israf edilerek kullanılması ve su kaynaklarının kirletilmesi büyük sıkıntıların meydana çıkmasına sebep olacak önemli bir tehlikedir. Faydalanmamız için bizlere ikram edilen bütün nimetler aynı zamanda birer emanettirler. Bu emanetlerin korunması her Müslüman’ın dini ve insani vazifesidir. Çünkü bu emanetlere verilen zarardan dolayı ortaya çıkacak kötü sonuçtan ilk önce zarar verenin kendisi etkilenir.
Nitekim Yüce Rabbimiz “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır”(1) buyurarak bu noktaya işaret etmektedir.
Düzenden Düzensizliğe
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Bazı yanlışları yapabilmek için ikinci sefer şansımız olmayabilir.
Genelde şansızlıklar trafikte karşılaştığımız durumlardır.
Dikiz aynalarımıza bakmadan, sinyal vermeden yolun kıyısında dinlenmekte olan aracımıza “haydi yürü!” dersek, aracın kıçının dağılma yüzdesi hayli yüksektir. Yine sinyaller kimseyi rahatsız etmesin(!) diye şerit, yön değiştirirsek ya kafadan, ya yandan, ya da yine kıçtan darbe, hem aracımıza, hem de bize soluğu hem hastanede, hem oto tamircisinde aldırabilir.
Ara yollarda sağdan gelen araca öncelik tanımazsak, bir sonraki sol yoldan çıkacak tecrübeli(!) sürücü de bize öncelik tanımayabilir.
Dönüşlerde yayaya, bisikletliye öncelik tanımazsak, yargıç karşısına çıkmakta bize öncelik tanıyacakları kesindir.
Yaya geçidine yaklaşırken hızımızı kesmez, geçmekte olan yayaya yol vermek için zınk adan frene basarsak, arkadan gelen sürücü, “ne durursun arkadaş,” diye tampondan iteleyebilir.
Girme yasağı olan yola girer de, karşıdan gelen araç burnunu kırarsa başına geleceği düşünmek için çok zamanın olabilir.
Zaten düzenden yoksun yaya kaldırımlarına aracını park edersen, birileri aracının boyasına, “kral sürücünün kral arabası” yazarsa, başın göklere ermese bile, oto boyacıya erer.
Beyaz Emirdağlıların Gri Emirdağlılardan Farkı?
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Dünyanın en ücra köşesinde dahi bir Emirdağlı’ya rastlamak hiç de garipsenecek bir durum değil. Gurbete yolculukla başlayan Emirdağlı’nın “Gavur” macerası dünyanın birçok ülkesine kadar yayıldı.
Gittiği ülkenin kültüründen, gelenek ve göreneklerinden etkilenen Emirdağlı zamanla kendi değerlerine yabancılaşmaya başladı. Her ne kadar törelerine dört elle sarılsa da, yıllar sonra memleket hasretiyle döndüğü vatanda “gavurcu”, gurbette “Türk” olarak anıldı. İki arada bir derede bocaladı durdu.
İşte bu kesime mensup olan Emirdağlı’lar “Gri Emirdağlı”lardır. Bir yanda kaybedilmemeye çalışılan gelenek görenekler, bir yanda eskinin değerlerini (Gurbette yabancılaşmaması açısından) çocuklarına öğretme zorunluluğunda yıllarını harcanması, küpe takan oğluyla yaşanan en çetin kuşak çatışması, “Hans”la evlenen kızın evlatlıktan reddedilerek “evlat sevgisini” yüreğinin en derinlerine gömülmesiyle son bulan 50 yıllık bir macera.
Ve memlekete dönüş… Ömrünün bütün birikimiyle, gurbette en çetin işlerde çalışırken “of” çekmesine mani olan “az kaldı, benim de evim olacak” diyerek hayalini kurduğu 2 ya da 3 katlı, olabildiğince gösterişli, rengarenk evin nihayet alınarak, emekliliğin tadını çıkarmayı beklemekle geçen bir ömür. İşte bu “Gri Emirdağ”lılar, asıl Emirdağ’a en büyük hizmeti yapan, milyonlarca döviz aktaran, sülale-akraba tutkunluğu sayesinde yapılan evliliklerle kendinden sonra birçok kişinin daha Belçika başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine geçişini sağlayarak “Gurbetçi” döngüsünün yok olmamasını sağlayan kesim… Hiçbir zaman “Beyaz Emirdağlı” olamadılar. Çünkü…
Devamını oku: Beyaz Emirdağlıların Gri Emirdağlılardan Farkı?
Küresel Krize Karşı Alınacak Tedbirler Ve Türkiye'ye Yansımaları
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
ABD'de doğan ve oradan dünyaya yayılan kriz Türkiye'ye nasıl
yansıdı acaba hepimizin düşündüğü son zamanlarda
bu konu herhalde yanılmıyorsam.
Talepteki azalma nedeniyle, deflâsyon riski de arttı, bu gerileme daha da kötüleşebilir.
Finansal kriz yatırımı da olumsuz etkiledi. Hazine Müsteşarlığı yılın ilk
ayında 114 yatırım projesi için teşvik düzenledi. Teşvike bağlanan tutar geçen
yılın aynı ayına göre %46,5 azaldı. Teşvik belgesine bağlanan yatırım
projelerinin sayısı Ocak'ta geçen yılın aynı ayına göre %29,6 düştü. Toplam
yatırım tutarı da geçen yılın aynı dönemine göre%46,5 azalış gösterdi. Bu yılın
ilk ayında toplam yatırımlara bağlı toplam istihdam da geçen yıla göre %39
azalarak 5577 kişi oldu. Bu yatırımların büyük bölümü yeni yatırımları oluşturuyor.
İmalat sanayi 751,3 milyon TL'lik yatırımdan pay aldı. İmalat sanayine yönelik
yatırımlarda 3141 kişilik istihdam görüldü. Sektörler itibariyle 90,4 milyon TL
taşıt araçları,85,7 milyon TL ile gıda ve içki 52,8 milyon TL ile elektrikli
makineler sektörü aldı.
Hizmetler sektörüne
yönelik yatırım tutarı 332,3 milyon TL olarak gerçekleşti.2187 kişi istihdam
yaratılacağı bildirildi. Hizmetlere yönelik yatırımların 119,5 milyon TL'si
turizm,87 milyon TL'si ulaştırma alanına verilecek. Enerji sektörüne yönelik
olarak teşvik belgesine bağlanan yatırım tutarı ise 436 milyon TL olarak
gerçekleşti.136 kişiye istihdam yaratılacak.
Coğrafi bölgelere
göre Marmara bölgesi yatırımlarda yine birinci sırada Marmara 362,3 milyon
TL'lik yatırımla birinci 1168 kişilik istihdam yaratılacak. Güneydoğu Anadolu
Bölgesi 332,7 milyon TL ikinci sırada, bu bölgeyi 280,9 milyon TL ile Akdeniz
Bölgesi,172,6 milyon TL ile Ege,166,2 milyon TL ile İç Anadolu ve 102,6 milyon
TL ile Doğu Anadolu izledi.
Devamını oku: Küresel Krize Karşı Alınacak Tedbirler Ve Türkiye'ye Yansımaları
Bu Yıl Terfi Maçları Zor
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Mustafa Çınar
İki yıldır üst üste süper lig şampiyonu olan Emirdağ sporumuz bu yıl büyük bir ihtimalle 3.lige terfi maçlarına gidemeyecek. Son olarak almış olduğu Köy Hizmetleri spor maçında almış olduğu yenilgi terfi maçları ümidini de bitirmiş oldu. Lig ikincisi dinar sporla olan beş puan farkın kapatılması çok zor görünüyor. Dinar sporun kalan maçlarında, beş ya da altı puan kaybedeceği maçlar değil.
Bu sezon Emirdağ spor her türlü şansızlığı yaşadı. Bunların en başında maddi sıkıntı gelmektedir. Futbolcuların paralarının düzenli olarak ödenememesi, büyük ümitlerle Afyondan transfer edilen Süleyman’ın hakeme kafa atarak kırmızı kart görüp, kadro dışı kalması, oluşan diğer sakatlıklar, yönetimle teknik kadronun anlaşamaması sonucunda teknik kadronun görevi bırakması, bu sezon Emirdağ spor’un terfi maçlarına gitmesine engel olan sebepler olarak en başta gelmektedir.
Sezona fırtına gibi giren Emirdağ sporumuz, ilk beş maçta zor maçlarını kazanarak hepimizi çok ümitlendirmişti. Zor maçlarını kazanan Emirdağ sporumuz, Puan kaybetmez diye görülen maçlarda puan kaybetmesi, yine şampiyon olacağız diye bekleyen taraftarlarını, ikincilik şansını da kaybederek hayal kırıklığına uğrattı. Sezon içinde yaşanan yukarıda saydığım olaylardan sonra takımımızın terfi maçlarına gitmesi çok zordu, büyük bir ihtimalle de gidemeyecek. Bu da tüm Emirdağ spor taraftarını üzmüştür.
Şimdi önümüzdeki sezon kulübe nasıl gelir elde edilir, bu takım nasıl başarılı olur, bunları düşünerek, hazırlıklara şimdiden başlanmalıdır. Bu yıldan itibaren önümüzdeki sezonun hazırlığı yapılmalı, transfer yapılacaksa bu yıl ön görüşmeler yapılıp, sezon bittiğinde hemen anlaşmalar yapılmalıdır. Öncelikle kulübün maddi problemleri aşarak, önünü görmesi gerekiyor.
Çanakkale Ruhu ve Şehitlik
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Her milletin tarihinde milletin yeniden varolması için dönüm noktaları vardır. Bizim milletimiz için bu kritik dönem Çanakkale savaşları olmuştur. Çanakkale savaşında maddî gücümüz, düşmanın gücüne nispetle çok az idi. Askerimizin birçoğunun, ayağında postalı dahi yoktu. Ancak Mehmetçiğin manevi gücü büyüktü. İngiliz Ordu komutanı General Hamilton'un: "Bizi Türklerin maddî gücü değil, mânevî gücü mağlup etmiştir. Çünkü onların atacak barutu bile kalmamıştı” şeklindeki itirafı bu gerçeği açık bir biçimde ortaya koymaktadır.
Çanakkale savaşı deyince, vatanına kurban olmak için annesinin saçını kınaladığı, kınalı Hasan’ı, Ertuğrul koyunda çıkartma yapan 3000 İngiliz askerini 67 askeriyle on saat savunan Yahya Çavuşu, 257 kg ağırlığındaki top mermisini kaldırarak düşman gemisine isabet ettirerek batıran Seyit onbaşıyı, hiçbir askeri kalmayana kadar savaşan 57. Alayı ve bunun gibi hatıraları aklımızdan çıkarmamalıyız. 57. Alay Sancağı Avustralya Melbourne müzesinde sergilenmektedir. Sancağın altında: “Bu Alay Sancağı Gelibolu savaş alanından getirilmiştir, ama esir edilememiştir.
Türk ordusu’nun geleneklerine göre bir ordunun sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilmez. Bu sancak, sonuncu askerin altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Sancağını selamlamadan geçmeyin” ibaresi yazılıdır.
Mevlid Kandili
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Mevlid, doğum zamanı demektir. Rabiül Evvel ayının 11ni 12ye
bağlayan gece bütün Müslümanların bayramıdır. Çünkü bu gecede Fahri kainat
efendimiz, alemlere rahmet(1) Hz Muhammed Mustafa (sav) dünyaya teşrif
etmişlerdir.
İnsanlık onun gelişini bekliyordu. Cehalet karanlıkları her
yeri sarmış, hak ve adalet kaybolmuş, güçlü haksız da olsa haklı kabul edilmiş,
insanlar parayla çarşı-pazarda alınıp satılır hale gelmiş, kız çocukları
babaları eliyle diri diri toprağa gömülürken artık hayat yaşanmaz bir hal
almıştı.
İşte herkes ufka dikkat kesilmiş peygamberlerin müjdelediği
kurtarıcıyı beklerken ilk olarak bir yıldız görüldü. Yahudiler feryadı
bastılar. ‘Ahmed’in yıldızı doğdu bu gece. Son peygamber Ahmed doğdu bu gece’
dediler. Sava gölü kurumuş, Mecusilerin 1000 yıllık yanan ateşi sönmüş, İran’da
Kisranın sarayının 14 sütunu yıkılmıştı.
Annesi Hz Amine de Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında
“Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu
dünyaya getirdiğin zaman, ‘her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek
olana sığınırım’ de, sonra ona Muhammed ismini ver” diye ses işitiyordu. Aynı
gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesi de gördüklerini şöyle
anlatıyordu: “O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize
dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük.”
Sayfa 457 / 497














