ANDİYE'NİN (GAGA) ÖYKÜSÜ
- Ayrıntılar
Bir adı Andiye'dir, bir adı da Gaga. Rahmetli Tıkıdak Gazinin Abisi. Elektrikler olmadığından ramazanlık günlerde iftar ezanı zamanı halk, onun su deposunun ordan atacağı topun sesini bekler, top atımı sofranın başına geçer, oruçlarını açarlardı. Gaga Emmi, Cırcırların Hacer'e karşılıksız (Platonik) havastı. Günün koşulları fakirlik, bir türlü dikiş tutmaz. O da bağrı yanık ozan olur.
Minarede ezan var,
Dondurmada gezen var,
Karşıdaki haneyde,
Gün görmedik güzel var.
O ara Hacer kızı, Müftüoğlu Çolak Fevzi’ye nişanlarlar:
Çarşıdan Aldım Tuzu,
Müftüoğlunun boynuzu,
Avluda göt baş atar,
Cırcırın Hacer kızı.
Hacer Teyze hamamdan çıkmış, Gaga kolundan tutmuş. Hacı Hüseyin Dede, Eski Hamamın yanında konağı vardı, evine gidiyomuş. Hacı Hüseyin Dede bakıyo biri bir kadını rahatsız ediyo. Bastonla "Terbiyesiz!" deyip üzerine yürüyo. Gaga korkudan olsun, saygıdan olsun bırakıp kaçıyo:
AİLE OLABİLMEK
- Ayrıntılar
Öncelikle şunu kavramalıyız ki, evlilik bağı ile birbirimize bağlı olsak da farklıyız. Bazı konularda farklı düşünebiliriz.
Küçük yaşta evlilik yapan hanımlar.Erkek hegemonyasına boyun eğmeye , eğdirilmeye zorlanan hanımlarımız ,aile hayatında ,iş yaşamında ,egemenlik kurmasına toplum ve geleneklerin egemenlik hakkı verdiği erkeklerimiz.
Ayrıca eğitimini alıp ,işini kurup ,evlilik yapan hanımlarımız da var.Burada da ekonomik özgürlüğüne güvenerek hareket eden ,tavırlar sergileyen ve aile içi sıkıntılar yaşayanlar var.Her iki model de bizlere misal olması için verilmiştir.
Farklılıkların oluştuğu yerde, zıtlaşma yerine anlaşma esas alınmalıdır. Ortak bir buluşma noktasına gelinceye kadar birlikteliklerimizi öne çıkarmalıyız.
Problemlerinizi birlikte konuşarak çözün. Atanızdan aldığınız terbiye ve görgü size yol gösterici de olabilir tam aksi de olabilir.
Başınız sıkıştığında ailelerinize koşmak yerine, onlardan güç alıp kendi çözümünüzü üretmeli. Aileler son çare olarak görülmelidir. Tartışmaların hakemi Kur’an ve Sünneti Rasûlillah (sav) olursa ,evimiz o zaman;
“Dâru’s Selam” olur.
EMİRDAĞ’DA MİLLİ MÜCADELE HAZIRLIKLARI
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
Emirdağ halkı, Milli Mücadele’ye mal ve canıyla gönüllü olarak katılmış, bütün gücüyle Kuva-yı Milliye’nin içinde yer almış, düzenli ordunun kurulmasıyla da askeri birliklerde verilen görevleri canı pahasına yerine getirmişlerdir.
Emirdağ’da Milli Mücadele hazırlıklarını şu başlıklarda inceleyebiliriz:
1-Kuva-yı Milliye ve Karakeçili Milli Alayı’nın Kurulması
Kuva-yı Milliye, fiili işgallere karşı asker-sivil milliyetçi/vatansever insanlar tarafından kurulan silahli milis birlikleridir. Bu birlikler; müfreze, milli müfreze, mücahidin,çete, alay ve tabur adlarıyla da anılır. Kuva-yı Milliye’nin asli görevleri arasında; düşmana karşı silahlı direniş yapmak, sabotaj düzenlemek, asker ve kanun kaçaklarıyla mücadele etmek, asayişi sağlamak, iç isyanları bastırmak, halkı düşmana karşı örgütlemek, askere iaşe ve teçhizat sağlamak bulunmaktadır. Kuva-yı Milliye, 15 Mayıs 1919’da kurulmuş, 2 Ocak 1921’de düzenli orduya katılmışlardır. Bu cümleden olarak Emirdağ’da Arif’in önderliğinde Kuva-yı Milliye’nin öncü birliği Karakeçili Milli Alayı, Ağustos 1919’da kurulmuştur. Arif Bey Ankara’yla yazışmalarında ‘Karahisar Havalisi Kuvay-yi Milliye Kumandanı Arif ‘ ünvanını kullanmıştır.
2- Kuva-yı Milliye’ye Çetelerin Katılımının Sağlanması
Zühre Çiçeği
- Ayrıntılar
Medine..
Sabahın erken saatleri,
Işıltısıyla güneş,sahrada altına dönüyor,
Kuş cıvıltılar etrafı dolduruyor.
Hurmalıkların arasında,
Ak tüylü devesiyle Ali,
Görmemişti böyle bir yiğit ne Mekke ne de Medine,
Heybetli, vakarlı, edepli.
Geçiyordu aklından
Son Nebi ve kızı,
Adını anarken dahi,
Terler boşanır alnından.!
Avuç içleri terledi,
Fırtınaya tutuldu yüreği,
Nasıl bakacaktı Resulün yüzüne,
Nasıl isteyecekti can çiçeğini.
Nebi bahçesinin gülzarı,
Berrak akan çeşmesi,
Sulayıp yeşerten,
Sümbülleyen ve sevindirendi.
Değdiği yerler adeta zümrüttür O’nun,
Hali edep ve hayadır
Onunla sonsuza yürümek,
Yüce bir bahttır.
Kalbi yerinden çıkacaktı,
Önünden diz çöken cengaverler,
Kılıcını bırakıp, teslim olanlar…
Kalbi teslimdi o saklı çiçeğe,
“Zühre Çiçeği Fatıma’ya”.
"Ey sevgili !
Bir geceliğine değiş tokuş
etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin
Acaba bende ki seni"...
YEREL TARİH YAZIMINDA EMİRDAĞ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Ahmet Urfalı
Tarih, milletlerin önemli kuvvet kaynağıdır. Halkın ortak karakter ve değerlerini tarih gösterir. Toplumlar, millet olarak yarlıklarını devam ettirebilmek için tarihlerine
dayanmak zorundadırlar. Tarih, millette kök duygusunu uyandırır. Bu duygu, birey veya toplumda bir millete mensubiyet bilincini canlı tutar ve onu derinleştirir. Birey ve toplum, en uzak geçmişten sonsuz geleceğe doğru akıp giden zaman içinde var olduğu ve var olacağı duygusuna ancak tarih bilinci ile ulaşabilir. Geçmişten, yaşanılan zamana doğru kesintisiz geliş, her devri ile perde perde açılır. Düşünce hâlihazırın dar çerçevesinden çıkıp, yeni bakış ve yorumlar aralığından yeni ufuklara yönelir. Bunu tarih bilinci sağlar. Tarih bilincine tarih bilgisi olmadan ulaşılamaz. Tarih bilinci kendiliğinden ortaya çıkmaz; zaman, mekân ve şartlara tarih bilgisi ile bakmak, görüleni yaşanılan anın değerleri ile yorumlamak suretiyle doğar.
Milletlerin ortak ruhunu dokuyan, besleyen ve zenginleştiren kuru tarih bilgisi değil, tarihteki olaylara ve geçmişten kalan her şeye, anın ihtiyaçlarına göre getirilmiş yorumlarla oluşmuş; hayata ve tarihe, varlığı ve ruhu ile iştirak etmekten doğan tarih bilincidir. Tarih bilinci geçmişten beslenmekle beraber ileriye doğru giden düşünceye dayanır ve geleceğe yön vermede belirleyici yer tutar. Geleceği kurgulamak tarih bilinci ile oluşur. Tarihin biriktirdiği her şey; bütün bir medeniyet, yaşama şekli, maddî ve manevî değerler buna yardımcı olur. Tarih bilinci, tarih bilgisi yanında, geçmişle doğrudan temasa geçmeye de ihtiyaç duyar. Geçmişle teması ise ancak tarihten bugüne kalan eserler sağlayabilir
İşte burada yerel tarih devreye girer..Yerel tarih,genel tarihin anahtarıdır.Tarihçi-gazeteci Orhan Koloğlu;”Yerel tarih, genel tarihten çok daha önemli.
Diyorum ki
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Toplasak tası tarağı
Kapatsak telefondaki tüm hesapları
Hiç kimsenin bilmediği bir köye yerleşsek.
Küçük bir bahçesi
Bahçesinde köpeği
Yemişler dikelim fidandan
Biraz da domates falan.
Aksam erken yatıp
Sabah ezanıyla uyansak
İlk önce bahçeye inip
Çiğ düşmüş biberleri toplasak
Ağaçları sulayıp fesleğenleri okşasak
Ayağımız toprağa bassa
Gelen geçenle selamlaşsak.
Etrafımızda kuş sesleriyle
Balkonda bir kahvaltı
Kahvaltıda tereyağlı köy yumurtası
Doktor Kızları, Babasının Mezuniyet Törenine Katıldı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Emirdağlı doktor kızları, Eskişehir Açıköğretim Fakültesi lisans programını bitiren babasının mezuniyet törenine katıldı ve duygulu anlar yaşandı.
Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri Mezuniyet Töreni; Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü’nde, Çim Futbol Sahası’nda yapıldı. Törene; halen Eskişehir Milli Eğitim Müdürlüğü’nde Eğitim Uzmanı olarak görev yapan Behçet Uyanık, 2’nci Üniversite kapsamında, Eskişehir Açıköğretim Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olan öğrenci olarak katıldı. Kendisi ile birlikte doktor olan kızları da törene katılarak babalarını yalnız bırakmadı.
Eskişehir Milli Eğitim Müdürlüğü’nde Eğitim Uzmanı Behçet Uyanık, ‘’Okumanın, öğrenmenin, eğitimin yaşı yoktur. Beşikten mezara kadar ilim anlayışı ile biz yetişkinler çocuklarımıza gençlerimize örnek olmalıyız.
Devamını oku: Doktor Kızları, Babasının Mezuniyet Törenine Katıldı
Sayfa 63 / 497














