BERGÜZAR
- Ayrıntılar
Emirdağ’ı deler derin gözlerin,
Bana veda eder dudak izlerin,
Mutluluklar diler, açmam gizlerin,
Bir top saçın kaldı bana bergüzar.
Nihansın sevdiğim, etme ah-u zar,
Ağmış kirpiklerin göz yaşın süzer,
Derdi düğüm düğüm sineme yazar,
Bir top saçın kaldı bana bergüzar.
Sendin yeşil bağın gülünü deren,
Sendin veda eden, buseler veren,
Sendin hicran ile bağrımdan vuran,
Bir top saçın kaldı bana bergüzar.
O ESKİ PINARBAŞI YOK ARTIK!
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Sayısız doğa canlısının hayatını sürdürdüğü, bir neslin ömrünü geçirdiği, civardaki bir çok köye gelir kaynağı, su imkânı, yeşillik, oksijen ve sayısız güzellikler sağlayan doğa harikası Pınarbaşı yok olma tehlikesiyle karşı kaşıya kaldı.
Eskiden derelerinde tokaçla çamaşır, yün, koyun, kuzu yıkayıp yüzdüğümüz sularımızı kaybediyoruz.
2000 yılına gelene dek hiç bir zaman canlılığını kaybetmeyen göçmen kuşların ve çevre köylerin uğrak yeriydi. Baharın yuygu diye tabir ettiğimiz yün, kilim, keçe bilimum ev eşyalarının pınarın o temiz suyunda yıkandığı yerler yok artık.
7. ve 8. aylardaki o kalabalıktan eser kalmamış.
EMİRDAĞ SOKAKLARI
- Ayrıntılar
Gülünce yanakları kır çiçekleri açan,
Çocuklarla güzeldi Emirdağ sokakları.
İkbal için ayrıldık karda kışta koynundan,
Gençliğim sende kaldı Emirdağ sokakları.
Yenice yâr sevenler, vurur sevda telinden,
Sevdik mi özden sever, ayrılmazdık yolundan.
Başına taç yapardık, aşk bağının gülünden,
Gençliğim sende kaldı Emirdağ sokakları.
Rüzgârla boğuşurdu viran olan konaklar,
Kalbimin albümünde sakladığım sokaklar.
SONUNA GELDİK
- Ayrıntılar
Düne, geçmişe dönüp baktım; yana yana, her ne varsa hepsi benden kalma, bana yakın. Yalnız benden ayrı düşen geçmişimden, gözlerimden silinmeyen çocukluk çağımdır. Bir de aziz atalarım, anam babamdır.
Bulgur zamanı, eylül sıcağında, perşembe günü doğmuşum. Yine eylül ortasında, güneşli bir cuma gününde Hakk’a yürümek isterim. Elveda sevdiklerim. Emirdağ’ım elveda…
Hayat bir köprüden geçiş değil midir? Bu geçiş kimine kısa, kimine uzun soluklu olmaktadır. Buna biz ömür diyoruz. Bu geçiş sırasında yaşananların hepsi bizden kalan acı tatlı birer anı değil midir? Bu vesile ile gelecek kuşakların gerek kendi anılarına, gerek bizlerden kalan anılara sahip çıkmalarını, onları korumalarını tavsiye ederim. Anılar bizim kültür zenginliğimizin başında gelir.
Selam olsun bizim sokaklara, kavi dostlara, boynu bükük garibanlara… Bahar gelsin, yağmur yağsın, güneş doğsun bin bir çiçek açan dağlara, alaca düşen mor sümbüllü bağlara.
Demokrasi ve Millî Birlik Günü Etkinlikleri Başladı
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri çerçevesince ilçemizde 15 Temmuz Şehitleri ve Tüm Şehitlerimiz için okunan hatimlerin duası 10 Temmuz 2020 Cuma günü Cuma namazından önce Merkez Çarşı Camiinde yapıldı.
Çarsı Camiinde yapılan duaya Kaymakamı Abdüssümed KILIÇ ve Emirdağlı vatandaşlarımız Covid 19 tedbirleri kapsamında katılım gösterdiler.
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri çerçevesince ilçemizde 13 Temmuz 2020 Pazartesi günü Kaymakamlık Önü Cumhuriyet Meydanında 15 Temmuz Fotoğraf Sergisi açılışı yapıldı. Sergiyi Kaymakamı Abdüssamed Kılıç, İlçe Emniyet
Devamını oku: Demokrasi ve Millî Birlik Günü Etkinlikleri Başladı
PEHLİVANLARLA ANILARIM
- Ayrıntılar
Devletin bize tanıdığı silahı alıp belime takmadım. Bursa’da haciz mahallinde iki kez ayrı yerlerde bıçaklandım. Olay Gazetesi hastahanede benimle söyleşi yapmaya gelmişti. Ben; “Beni bırakın. Şurada karşı odada güreşte dünya şampiyonumuz Dinarlı lakaplı Mehmet Pehlivan yatıyor.” dedim. Gazete muhabirine tanıttım. Aslen Bulgaristan göçmeni Mehmet Pehlivan çok duygulandı, ağladı; “Bir aydır buradayım, kimse gelmedi, senin sayende hele şükür beni gördüler.” dedi. Poz poz fotoğraflarını çektirdim. Söyleşi yaptılar. Baş-pehlivanımız Atatürk’ten övgüyle bahsetti, gözleri doldu. “Biz dış ülkelere güreşe giderken gece veya gündüz hava limanında bizi uğurlar, cebimize harçlık koyardı.” dedi. Adamın boyu 1. 90 cm. omuzları geniş ve dik, ayakları 46 numara, elleri pençeli, diz kapakları oldukça yapılı, çatal bilekli, insan azmanı, babayiğit, dev gibi bir insandı. Bununla birlikte, son derece güzel konuşan, terbiyeli, muhabbet insanı idi. Hiç çocukları olmamış, bir kız çocuğu evlat edinmişler ve onu büyü-tüp evlendirmişler. Bir gün samimiyetimiz ilerlemiş ki, sohbet ederken hanımı yaşlı teyze: “Yavrum, bu deli muhacir güreşi kaybederim korkusu ile bana pek yaklaşmazdı.” dedi. Ben
ULU ÇINARLARIM: ANNEM--BABAM
- Ayrıntılar
Annem hayat yolunda hep babamın yanında oldu. Yukarıda yazdığım çileli yıllara rağmen bir günden bir güne geri durmadı. Ona destek oldu, dayandı, ona hürmette kusur etmedi. Oysa gerek baba evinde gerekse burada yaşadığı iyi günlerden geri kalmıştı. Hayatla mücadele veriyor, çile çamu-runda yoğruluyordu. Her ikisi birlikte omuz omuza verip o zor sıkıntılı dönemlerimizde saygıyı yitirmeyip karakterlerinden en ufak fire vermediler. Sonunda aşılması zor yokuşları çıktık. Yüz akıyla bizleri helal ekmek ile büyütüp kanatlandırdılar ve yuvadan uçuşumuzu gördüler, bu mutluluğu yaşadılar, bize de yaşattılar. Her ikisinin ölümleri de çok güzel oldu. Birer gün dahi yatmadılar, her ikisi de helalleşerek, Kelime-i Tevhit, Kelime-i Şahadet getirerek ruhlarını teslim ettiler. Hiç unutmam babam ölürken, son nefesini verirken, can alametiyle yakama yapıştı; “Sana vasiyetimdir. Harama bakma, el uzatma, boyundan yukarı suya girme, yatağına yatınca borç
Sayfa 82 / 497














